Şu son İdlib'te meydana gelen ve 13 kişinin şehit olduğu olaylara bakınca ister istemez dış politikanın ne denli karmaşa içinde olduğunu anlıyoruz.

     Güzel bir atasözümüz var.Kimin eli kimin cebinde belli değil.

     Hadi buna bir başka atasözü daha ekleyelim:At izi it izine karıştı.

     Şimdi şu Ortadoğu politikalarına şöyle bir göz gezdirelim.

      Mesela önce ABD'den başlayalım.Abd İran şahının devrilmesinden sonra yerine geçen Ayatullah Humeyni ile hiç geçinemedi.

        Rejimin değiştiği o tarihten bugüne kadar ABD ile İran arasında sürekli bir gerilim var.

         Bunda İran'ın kendi rejimini yaymak istemesi bunun da İsrail politikalarına ters olması ABD ile İran'ı sürekli karşı karşıya getiriyor.

        Bu ABD Irak'ta sözüm ona barış getirme bahanesiyle bulunmakta ama bu sadece lafta kalmaktadır.

         Irak'ta nükleer silahlar var gerekçesiyle bu ülkeye adım atan ABD Saddam'ı idam ettirerek tüm İslam coğrafyasına bir ikazda bulundu kendince.

         Benim olmadığım veya bana biat etmeyen hiç bir rejim ayakta kalamaz diye gözdağı verdi.

         Ne oldu peki Irak'ta.Fiili olarak 3'e bölündü.Kuzeyde kukla bir Kürt bölgesi kuruldu.Nerdeyse referandum ile bağımsız bir devlet olma yoluna girdiler ama zamanı yanlış kullandıkları için şimdilik bu gerçekleşmedi.

         Esas amaç neydi?Burada ABD'nin amacı Irak'taki zengin petrol yatakları ve doğal gaz alanlarına sahip olmaktır.

         Bunu ABD başkanı bir kaç kere hem de dünyanın gözünün içine baka baka açıkladı.

         Hal böyleyken o ülkelerde huzur kalır mı?

          Gelelim Suriye konusuna.Yine bir eli diğer ülkelerde olduğu gibi Suriye'de de kendi emperyalist amaçları doğrultusunda faaliyet göstermektedir.

         Büyük Ortadoğu Projesi veya ılımlı islam rejimleri adı altında tüm Ortadoğu'yu dizayn etmeye kalkışan ABD bu sefer Suriye'de Türkiye'yi yanına alarak Esad'a karşı bir savaş ilan etti.

          Bir süre özellikle Esad üzerinden Türkiye ile müttefik olan ABD işid'in sahneye çıkmasından sonra rotasını Pyd ve Ypg'ye çevirdi.

            İşid'in kanlı eylemleri bu birlikteliği iyice pekiştirdi ve sonuçta ABD bu terör örgütlerine binlerce tır dolusu silah gönderdi.

             ABD temsilciler meclisinin gelecek yılda ülke bütçesinde bu terör örgütüne 800 milyon dolar ayrılması bu birlikteliğin süreceğini gösterdi.

               Dikkat edilirse ABD Suriye'de sadece petrolün olduğu bölgeleri elinde tutuyor,diğer yerlerden eline silah bile almadan çekiliyor.

               Burada kalmasının esas amacı sadece ama sadece petrol.Şayet amaç Esad olsaydı ABD ne yapar,ne eder Esad'ı bertaraf ederdi.

               ABD İşid olayından Sonra Esad'ın kalmasına karar verdi çünkü beterin beteri vardı Suriye'de.

               Esad ABD tarafından istenildiğinde kullanılmaya müsait bir liderdi.

               Onu yok ederek elindeki büyük kozu kaçırmak istemedi.

               Dikkat edilirse Fırat'ın Doğusuna yaptığımız Barış Pınarı harekatında Ypg ve Pyd elindeki yerleri Suriye rejimine teslim etti.

              Bunu özellikle ABD ile koordineli olarak yaptılar ve zimmi olarak Suriye rejimi ile aralarında bir ittifak var.

               İşte bu tüm emperyalist ülkelerin genel özelliğidir.

                Bu yaklaşımı görerek adım atmak gerekir.

                 Yazımızın diğer bölümlerinde bu emperyalist oyunları daha yakından takip ederek teşhir edeceğiz.

                  Devam edecek...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.