İlk iki günlük yazılarımda Abd ile ilgili Ortadoğu'daki konumuyla ilgili yorumumu yapmıştım.

      Bu günkü yazımda Rusya'nın Ortadoğu üzerindeki tahakkümünden bahsederek bu konuda nasıl bir politika izlediğini tahlil edeceğim.

      Rusya Çar rejiminden beri sıcak denizlere inmek üzere çok büyük çaba sarfetmektedir.

       Özellikle kominist sisteme geçtikten sonra bu politikasını eyleme geçirmek için bir takım metodlara başvurmasına rağmen bunda başarılı olamamıştır.

        Şimdi eline Suriye politikalarıyla birlikte büyük bir fırsat geçmiştir.

         Birleşmiş milletlerce de resmi olarak tanınan meşhur Suriye hükümetinin başkanı Esad'ın isteği üzerine bu ülkeye asker gönderen Rusya bir taraftan rejime her türlü desteği verirken,diğer yandan sıcak denizlere ulaşmak için amacına ulaşmış oldu.

          Ayrıca meşru olmayan Libya'daki muhaliflere destek vererek diğer yönden yine Akdeniz'e açılmayı başardı.

          Rusya devlet başkanı Putin gerek askeri alanda,gerekse siyasi alanda ülkesini başarılı bir şekilde idare etmektedir.

           Hem Esad'a destek vererek Suriye rejiminin kaybettiği toprakları tekrar elde etmesi için lojistik destek veriyor,hemde İran gibi Abd ve İsrail tarafından düşman ilan edilen İran ile işbirliği yaparak başka bir pencere açıyor dış politikada.

            Ayrıca Türkiye ile bir çok bölgede işbirliği yaparak ABD'nin Suriye'deki varlığını daraltıyor.

            Rusya'da Suriye'de tıpkı ABD'de olduğu gibi ikili oynuyor.

            Suriye'nin kuzeyinde Türkiye ile birlikte askeri işbirliği yapıyor,aynı Rusya İdlib'de rejim güçlerinin askerlerimizin şehit olmasını rejimin meşru hakkı olarak görüyor.

              Tüm bunlar olurken acaba Türkiye ne yapıyor?

                Maalesef bu Suriye konusunda yanlış bir politika uygulanmakta olup başta ceketin düğmesinin yanlış iliklenmesinden dolayı 4 milyon Suriyeliyi kucağımızda bulduk.

                 Esad ile başta işbirliği yapıp daha sonra dirsek vurmak bize pahalıya maloldu.

                  Belki Esad'ı ikna edemedi ama ABD'nin yanlış emperyalist politikalarına da destek olmamalıydı.

                  Şayet rejimin idlib'de terör unsurları var dediği grupları yok etmek üzere verilen kararı yerine getirmek lazımdı.

                 Burada şunuda belirtmekte fayda var.

                 Her ülkenin tarif ettiği terör unsurları çok farklıdır.

                  Mesela bize göre Pkk,YPG,PYD nasıl terör örgütüyse,Suriye'ye göre ÖSO terör örgütü olarak değerlendiriliyor.

                  Şimdi biz ÖSO ile birlikte bir çok operasyona imza atarken bu Suriye'yi rahatsız ediyor.

                  Nasıl bizim terör örgütü olarak ilan ettiğimiz PYD ve YPG'ye Abd destek veriyorsa burada ülkelerin terör parametreleri Ortadoğu'da değişkenlik gösteriyor.

                   Gerçekten Suriye'de her gün bir çok politika değişikliklerini birlikte yaşıyoruz.

                   Tüm bu politika değişiklikleri en çokta İran'a yarıyor.

                    Rejimin politikalarını ihraç etmek için büyük bir potansiyel oluşmuş durumda.

                   Bu gelişmelere Süleymani'nin öldürülmesi biraz ket vurmuş vaziyette.

                    Ortadoğu'da at izi it izine karışmış vaziyette.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.