Çöktü toprak dam, kaldı yıkıntının altında gün görmemiş bebeler, ak yüzlü analar, elleri nasırlı babalar… Benim de içimde göçtü bir yerler…

Hiçbir şey eskisi gibi olmaz bundan böyle bilirim, kırıldı mertekler.

Ağlasak da boş, sızlasak da

Getirmez geri sizi, “ne güzeldi” deyip övündüğümüz günler.

Geçmişteki birlikteliğin bize hüznü kaldı yadigar.

Soğuk demeden ektiniz, sıcak demeden biçtiniz; yalın ayak güttünüz, kırkıp eğirdiniz yünleri, dokudunuz gönlünüzün tezgahında; ezmedi, sevgiyle dokundu kirkit iplere yumuşak olsun diye.

Göçtü üstünüze toprak dam, siz de göçtünüz elinizde olmadan geldiğiniz dünyadan, dokuduğunuz kilometrelerce kumaşın bir metresiyle, Beykoz işi bir iskarpini giyemeden…

                                                            ***

Yanıyor ortalık, güneş bir değnek boyu henüz, sarı sıcak yapışmış yere sanki tozlu Çukurova’da.

Sıra sıra biçerdöver, traktörler art arda, kaplamış koca ovayı…

Sürüyor çifti, tek başına bir adam on kişinin yerine, gazlı üniversalla...

Homurduyor biçerdöver uçsuz bucaksız tarlada, ekin başaklarıyla binlerin ekmeğini, yeşil boya üstüne siyah ile yazılmış jondere markasıyla...

Üniversal, jondere bulunmasına rağmen, tarlaların içinde tek tük görünen başlar, kavun karpuz toplayan talihli kişilerdir…

Adana, Ceyhan, Kozan, Tatlıkuyu, İmamoğlu, bir daha görmeyecek, dağları aşaraktan umut emek iş diyen büyük insan selini.

                                                           ***

Ne yapsam bilmem ki, kalmışım bir başıma kör gecenin ortasında.

Sen olsan ne yaparsın?

Önünde bir kitap evir oku çevir oku…

Dizeler, konuşuyor birer birer

Bek ne diyor:

Sen de duy dostum, “Bayılırım şu düzenli dünyaya”

Sen ne dersin bu işe?

Depreşmiş duygular

Düşünce dikenli çalı, ben içinde kaybolmuş kuş…

Övünülen düzenli dünyada:

Ekmek diye ağlayan çocuk

Özlemden buğulanan gözler…

Dürtmeyle terk edilen uyku

“Hadi kalk geç oldu”

Yavan yaşık  kahvaltı…

Bir lokma ekmek uğruna

Yüzü soğuk kaldırımda sabahın köründe bekleyiş…

Su toplayan taban

Tende terden çürüyen gömlek

Yok pahaya yoyulan emek…

                                                            ***

Bu ne havadır bilmem, nerden esti filizkıran, dökülüyor karanlıkta yeşil yeşil, dem sürmemiş yapraklar ağlayan toprağın üstüne…

Sıcak nasırlı ellerce yıllarca okşanan toprak, ağlıyor sessiz sessiz dalından kopan yaprakların savrulup gidişine…
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.