ay80153@gmail.com

              Toplumun geleceğini ve kaderini belirleyen eğitimdir.

              Eğitimin önemi konusunda birkaç özlü sözü vurgulamak gerekir.

               “Dünyayı değiştirmek için kullanabileceğiniz en güçlü silah eğitimdir.”( Nelson Mandela.)

              “Eğitim, bir neslin, önceki neslin hatalarını tekrar etmemesidir.”(Süzme Felsefe. Anooshirvan Miandji.) diyor ki:

              “Eğitimdir ki; bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı yüksek bir toplum olarak yaşatır, ya da bir ulusu köleliğe ve yoksulluğa düşürür.”(M. K. Atatürk 29 Eylül 1923 Samsun.)

              Mustafa Kemal Atatürk Türk Milletine sesleniyor:

              “Unutmayınız ki; en büyük savaş, cehalete ve gericiliğe karşı verilen savaştır.”

              Ülkemizin diğer ülkelerden en önemli avantajlı tarafı genç bir nüfusa sahip olmasıdır. Bu nüfus iyi ve kaliteli bir eğitim alabilse, bizim önümüzde hiçbir güç engel olamaz.

              Önemli olan eğitimin kaliteli olması ve bu gençlerin eğitimidir.

              Ülkemizde okul sayısı:

              Okul öncesi eğitimde okul sayısı 10669.

              Örgün eğitimde okul sayısı 66849’dur.

               2020 Yılı başı itibari ile toplam üniversite ve akademi sayısı 203. Bunların 130’u devlet, 73’ü vakif üniversitesi.

              20 Haziran 2020 Cumartesi günü LGS( Liseler Geçiş Sınavı) yapılacak.  Sınava bir milyon sekiz yüz bin öğrenci katılacak. O gün saat 09.00 ile 15.30 arasında 81 ilimizde sokağa çıkma yasağı uygulanacak.

              Bir hafta sonra 27 Haziran Cumartesi ve 28 Haziran Pazar günü de YKS (yükseköğretim kurumu sınavı )yapılacak. YKS’ye de iki buçuk milyon öğrencinin katılması bekleniyor. Cumartesi günü saat 09.00 ile 15.00 arası ve Pazar günü saat 09.00 ile 18.30 arası yine 81 ilimizde sokağa çıkma yasağı uygulanacaktır.

              Milyonlarca öğrenci ki, bu öğrencilerin velileri de var bir araya gelecekler.

              Coronavirüsü salgını devam ediyor ve verilen resmi rakamlara göre de yine yükselmeye başladı.

 Bunu her gün sağlık bakanımızın açıklamalarından öğreniyoruz.

              İlgililer sağlık için gerekli önlemlerin alınacağını söylüyorlar ama bir de bu işin pedagojik tarafı vardır.

Sayın Milli Eğitim Bakanımız diyor ki:

“Öğrencinin sınava girmesi mecburi değil.”

Doğru. Öğrencinin sınava girme mecburiyeti yok.

Bu ne demektir?

Öğrenci okumak mecburiyetinde değildir. Yani okumasın.

Doğru ya!

Vatandaşların çocukları okuyup da ne yapacak?

Zengin ve politikacıların çocukları var y! O çocukların okuması yeter.

Zaten içi boş dinselleştirilmiş bir eğitim müfredatı uygulanıyor.

Müfredat,  ihale yasasının on altı yılda yüz doksan altı defa değiştirildiği gibi değiştirildi.  Müfredatın ne kadar değiştirildiğini ilgili kişiler bile belki de bilmiyor.

Ezbere ve kuru bilgiye dayalı bir müfredat.

Nasıl bir uygulama ise, öğretmen olacak öğrencilerin eğitim aşamasında pedagojik formasyon alma zorunluluğunu kaldırdılar.

Bu eğitimi almamış bir genç, altı yaşında, hatta okul öncesi çağın çocuğuna öğreticilik yapacak.

Üniversite ve yüksek okullardaki eğitim anlayışının alt kademelerdeki okullardaki eğitim anlayışında farkı yok ki!

Öğrencinin düşünme, sorgulama, sentez yapma yeteneğini köreltmeye yönelik, gelişim ruhunu çalan, ezbere dayalı bir eğitim anlayışı uygulanmaktadır.

İnsanın o gelişim ve özgür düşünme ruhu çalındığında geride bir et ve kemik yığını kalır. Onu kurt mu yer, kuş mu yer belli olmaz.

Biraz yeteneklerini geliştirebilenler de yurtdışına gitmeye çalışıyor ve gidiyorlar.

Orta öğretim öğrencisinin %66’sı Türkçe okuduğu bir metni tam anlayamıyorsa, bir bakıma diplomalı cahil yetiştiriyoruz.

Eğitim sorunları çözülür mü?

Elbette çözülür.

Ama nasıl?

Okul aile birliklerine işlerlik kazandırılmalı, işlevi geliştirilmeli, bu birliklerin toplantılarına sınıf sorumlusu öğretmenler ve her sınıftan öğrencilerin seçtiği birer temsilci katılmalı, öğrenci temsilcilerine de söz hakkı verilmelidir. Bu iş gerçek anlamı ile ciddiye alımladır.

Öğretmen yetiştiren okullardan başlanmalı, bilimsel ve akılcı bir müfredat hazırlayarak işe başlamak gerekir. Devamında bütün üniversite ve yüksek okullar da dâhil, okulların müfredatları bilimsel ve akılcı olmalıdır. Ezbere ve kuru bilgilere dayanmayan gerçekçi bir eğitim sistemi planyarak işe devam edilmesi ülkemizin geleceğini kurtaracak tek yoldur.

Birçok batı ülkesinde normal liselerde devam edemeyecek öğrenciler meslek liselerine yönlendirilir. Sanayinin bütün dallarında ve iş yerlerinde bu liselerden mezun olanlar istihdam ediliyor.  İnşaatta çalıştırılacak duvar ustasından, sıvacıdan, boya ve badana yaptırılacak kişiden eğitim gördüğüne dair belge isteniyor. Japon mucizesinin asıl nedeni bu liseleri bitiren ara elamanlardır.  Genel liseye devam eden öğrenciler mezun olurken genel bir lise bitirme sınavından geçer.

Diplomayı hak edenler okul öncesi eğitim döneminden itibaren tutulan gelişim dosyalarındaki özel durumları da dikkate alınarak eğilimleri tespit ediliyor, eğilim durumuna uygun bir dosya hazırlanıp üniversite veya yüksek okulların ilgili bölümüne yönlendiriyor. Öğrenci gidip okulun belirtilen bölümüne kayıt yaptırıyor.

Bu çalışmaların tamamında esaslı bir planlama şart.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.