Klasikleşmiş bir söz vardır; “Eğitim Şart”.  Bu sözü kullanmayı çok severiz ama hiçbir şey yapmayız. Sadece espri olarak kalır. Kaliteli eğitim iyi yetişmiş öğretmenlerle olur. Son dönemlerde, öğretmenlerimizin vizyon sahibi, donanımlı ve sevgi dolu olarak eğitim camiasına katıldıklarını söyleyemeyiz. Ekonomik güçlükler içinde görevini yapmaya çalışan öğretmen camiası, adeta yap boz tahtasına dönen eğitim sistemi içinde, şaşkın bir durumda verimli olmaya çalışmaktadır.
 
Taş ocaklarındaki taşları yontan ustanın, “ben saraylar yapıyorum” diyerek işini yücelttiği gibi, öğretmen öğrencilerini aynı bilinçle yetiştirmeye özen göstermelidir. Toplumların uygarlık düzeyinin öğretmene verdiği değerle ölçüldüğünü unutmadan, kaliteli eğitimin, iyi yetişmiş öğretmenlerle yapılabileceği gerçeğinden hareket ederek, eğitim bütçesinin ve sisteminin güçlendirilmesi gerekmektedir.   
 
Bugünkü tabloya baktığımızda, ilköğretimden üniversiteye kadar eğitimdeki kan kaybı hızlı bir şekilde devam etmektedir. Sınavlarda başarılı olsa da olmasa da tüm öğrenciler sınıf geçmekte, süresini tamamlayanlara diplomaları verilmektedir. Üniversite sınavları geldiğinde ise, binlerce öğrencinin matematikten sıfır çektiği gazetelere manşet olmaktadır. Yediyi ikiye bölemeyecek kadar matematik bilgisinden yoksun lise mezunlarından başka ne bekliyoruz ki. Bu çocuklara lise diploması veren okulları sorgulamak gerekmez mi?
 
Bir kişinin yurttaşlığı, etkin bir şekilde kendi yazgısını denetleyebilmesinin ölçüsüdür. Bu özellik, bireyselleştirmenin ve bağımsız düşünce alışkanlığının kazandırılması ile demokratik iletişim ortamının hazırlanması ile gelişir ve güçlenir. Yurttaşlık bilinci gelişmiş insan düşünmeyi bilen insandır, vizyonu olan insandır. Yönlendirilmekten ziyade kararlarında ısrarcı olan insandır. Hakkını arayan bireylerdir.
 
Esas olan, yurttaş kimliğinin bir bütünün temel parçası olmanın sonucu doğan bir davranış şekli olmasıdır. Yurttaşlık, ayrışmanın yerine bütünleşmek gerektiğinin göstergesidir. Dünyada hızlı bir şekilde değişen ve gelişen koşullar, bazı kavramlara yönelik bakışı kimi zaman derinleştirirken kimi zaman da duraksamalar yaratılmasına neden olabilmektedir. Bu farklılaşmanın altında yatan temel bilgi teknolojilerinden başkası değildir. Bu noktada, sorgulanması gereken ya da ortaya çıkan ciddi bir sonuç vardır. Teknolojinin bir yandan bilgi zengini bir toplum yaratırken diğer yandan da toplumu pasifize ederek, farklı bir kostüm giymeye zorunlu kıldığıdır.
 
Yurttaşlık bilincinden yoksun, eğitim seviyesi düşük, niteliksiz insanların sayısının her geçen gün daha da çoğaldığı ülkemizde, siyasal iktidarın, toplumu dizginleyerek, halka,  kendisinin biçtiği ve kendisinin diktiği elbiseyi giydirmeye çalışması, çatışma yaratmaktadır. Eğitimsiz insanlar iktidarın işine gelmekte olup, müspet ilim yerine, eğitimi dinselleştirme çalışmalarının temelinde bu yatmaktadır.  En büyük tehlike, sorgulamayan, düşünmek konusunda kendisini zorlamayan, sadece günü kurtarmak kaygısı ile yaşayanların, umutsuz bir şekilde kendilerini bir çemberin içine hapsetmeleridir. Bu kesim, siyasal iktidar tarafından kolay bir şekilde avlanmakta ve sömürülmektedir.
 
Bu çemberden çıkmanın tek ve en güçlü silahı eğitim ve bilgidir. Bilgi yayıldıkça ve paylaşıldıkça anlamlı ve değerli olacaktır. Bilinçli bir yurttaş ve beraberinde bilinçli bir toplum yaratmak bizlerin elinde.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.