Değerli dostlarım, merhaba. Türkiye, okumasını bilen için çok basit bir ülke. Okumasını bilip de adından bahsettirmek yani kendi reklamını yapmak isteyenler için ise Türkiye’den daha kolay bir ülke yok. Fakat bir hatayı düzeltmek veya yürüyen sistemdeki bir uzun yolu kısaltmak isteyenler için, yani bir şeyi değiştirmek isteyenler için Türkiye ne yazık ki zor bir ülke.

Hemen neden bahsettiğimi bir örnek ile anlatayım. Son zamanlarda en çok konuştuğumuz konulardan bir tanesi ekonomi. Hem malum özel sektör için zam dönemi, hem de cebimiz giderek daha çok yandığı için daha çok ekonomi konuşur oldu. Dost meclislerinde, sosyal medyada yani aklınıza gelebilecek her noktada iki lafın belini hep ekonomi ile kırar olduk. Hal böyleyken de örneklendirmeyi ekonomi üzerine yapalım. Dedim ya bu aralar en çok ekonomi konuşuyoruz diye; aslına bakarsanız, bunu yapmakta da haklıyız. Çünkü eğer dişiniz ağrıyorsa; dişinizden yakınırsınız. Bizim de bu aralar cüzdanlarımız biraz fazla yanmış olacak ki; ekonomi konuşuyoruz.

Yazıya giriş yaparken, Türkiye için okumasını bilene çok basit bir ülke demiş ve eklemiştim; kendini göstermek, reklam yapmak isteyenler için ise daha kolay bir ülke yok diye. Bizim ülkemizde olay şöyle işler: Bir olay olur, herkes o olay hakkında yorum yapar. Yorum yapmak ile de kalmaz, bir anda o konunun uzmanı oluruz. Birkaç dakika içerisinde uzmanı olduğumuz konu hakkında atıp tutar, rüzgârı arkamıza alırız. Hemen birkaç takipçi katılır sosyal medya hesaplarımıza. Eğer bu işi uzun bir süredir yapıyorsak; televizyonlara çıkarız. İşte o zaman birkaç bin tane takipçi katılır hesaplarımıza.

Yazıya girerken, bir cümle daha kullanmıştım: Bir hatayı düzeltmek veya yürüyen sistemdeki bir uzun yolu kısaltmak isteyenler için, yani bir şeyi değiştirmek isteyenler için zor bir ülke demiştim güzel ülkem Türkiye için. Örneklendirmeye, bu sıralar en çok konuşulan konu olan ekonomiden devam edelim o halde. Uzmanlığı, eğitimi ve hayatı ekonomi ve alanları üzerine kurulu insanlar ekonomi hakkında görüş bildiriyorlar. Hemen bir damga vuruyoruz üstlerine. Ne damgası mı? Ya satılmış diyoruz ya bilmem nenin adamı diyoruz.

Ekonomi konusunda görüş bildiren insanları tanımadan, bir önceki düşüncelerini okumadan ya da dinlemeden hemen bir damga vuruyoruz. İş dünyası olarak bir zorluğu anlatıyoruz; hemen bir damga vuruluyor üzerimize. Bir sivil toplum örgütünde, bir konu üzerinde çalışıyorsunuz; anında damganız geliyor.

Yazının başında 3 grup var demiştim. Birincisi okuyabilenler idi. Okuyabilenler, kendilerini 2.gruba yani isim yapmaya çalışanlara evirebiliyorlar. Bir de 3.grup var demiştim, çözüm önerisi sunanlar. Bu adamların genellikle isim yapmaya ihtiyaçları olmuyor. Kendi bildikleri, onlara yetiyor. Onları sevmiyoruz işte. Çözüm önerisi sunmak için senelerini bir konu üzerine adayanlar bu adamlar. Çoğu ekmeğini, evini bu konularda kafa yorarak; bizzat üreterek, elini kirleterek kazanıyor. Yani bu adamlar çözüm önerisi sundukları o sorunları, senden benden çok yaşıyorlar.

Aslına bakarsanız çoğu ağabeyim ablam da sadece uzmanlık alanlarında çözüm önerileri paylaşıyor.  Adamın unvanı zaten ekonomist, ekonomi alanında çözüm önerisi sunuyor. Sana kalkıp da çorba tarifi verecek hali yok ya. Sadece Mert Yılmaz diye bir adam var, o arada futbol, seyahat önerileri birazcık da özel sektör hakkında çözüm önerileri de sunuyor ama olsun; istisnalar kaideyi bozmaz diyoruz

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.