“İHRACATTA HEDEF MANDALİNA OLACAK“

Mandalinanın, dünya pazarının yüzde 40-50’sini oluşturması ve tüketiciler tarafından daha çok tercih edilmesi, Türkiye’nin turunçgil ihracatındaki yönünü de değiştiriyor.

- Bu haber 976 kez okundu.

“İHRACATTA HEDEF MANDALİNA OLACAK“
 MTSO Yönetim Kurulu Üyesi Enis Hekimoğlu, “Türkiye’nin mandalina çeşitlerine yönelmesi gerektiği sonucuna ulaştık. Mandalinayı yeni çeşitleriyle hem Türkiye pazarı hem uluslararası pazarda birinci sıraya taşımak istiyoruz” dedi. 

Dünyada, turunçgil meyvelerinde tüketici eğilimlerinin değişmesi, kolay soyulabilen mandalinaya yönelimin artması, çekirdeksiz, koyu turuncu, kırmızı olan çeşitlerin tercih edilmesi, turunçgil ihracatında dünyada söz sahibi olan Türkiye’yi de harekete geçirdi. Özellikle yeni mandalina çeşitlerinin dünya pazarlarında yerini almasıyla Türkiye’deki sektör temsilcileri ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da yeni mandalina çeşitleri üretmek için kolları sıvadı.

 

“Dünyada meyve-sebze trendi araba modeli gibi çeşitleniyor”

 

“Artık insanlar çekirdekli mandalina yemek istemiyor” diyen Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Üyesi ve 5 No’lu Tarım Destek Faaliyetleri Meslek Komitesi Meclis Üyesi Enis Gürbüz Hekimoğlu, Türkiye’de yeni mandalina çeşitleri yetiştirilmesi konusunda yapılan çalışmaları anlattı. Yeni turunçgil çeşitlerinin Türkiye’ye getirilmesi konusunda MTSO bünyesindeki Mersin Tarım Platformu ve meslek komitesi olarak çalışma yürüttüklerini belirten Hekimoğlu, turunçgillerin Türkiye, özellikle Mersin bölgesi için bitkisel üretimde ve meyvede olmazsa olmaz en önemli ürün grubu olduğunu vurguladı. Mersin’in bu konuda Türkiye’de üretim açısından limon başta olmak üzere ciddi liderliği olduğunu ve tüm Türkiye ihracatının yüzde 70’inin Mersin bölgesinden yapıldığını dile getiren Hekimoğlu, dünyada artık meyve ve sebzenin de modadaki değişimler gibi değiştiğine dikkat çekti. Hekimoğlu, “Dünyadaki meyve-sebze trendinde artık çok sık araba modeli gibi, modadaki gibi renklerle birlikte değişen çeşitler söz konusu. Dünyada tüketici isteklerinin eğilimleri değişiyor. Tarımda, özellikle turunçgil meyvelerinde uluslararası pazarda olmak istiyorsak Türkiye’de de yeni çeşitler, yeni aromalar, yeni lezzetler, yeni renkler ve sezona göre yeni talepler olması gerekiyor” diye konuştu.

 

“Türkiye’nin mandalina çeşitlerine yönelmesi gerekiyor”

 

Turunçgilin Türkiye’de son 10-15 yıldır çeşitlerinin değişmesi gerektiğine işaret eden Hekimoğlu, bununla ilgili Bakanlığa bağlı araştırma enstitüleri ve üniversitelerin araştırma bölümlerinin bazı çalışmalar yapıldığını, ancak istenen sonuçların alınmadığını söyledi. İki 2 yıl önce Narenciye Tanıtım Grubu’nun da Erdemli’deki Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü ile işbirliği yaparak turunçgil çeşitlerine yönelik çalışma başlattığı bilgisini veren Hekimoğlu, “Biz de 2 yıl önce Mersin Tarım Platformu bünyesinde ve MTSO 5. meslek komitesiyle koordineli olarak Türkiye’nin önümüzdeki 5-10 içinde nasıl planlanması gerektiğine yönelik yaptığımız istişarelerde, Türkiye’nin mandalina çeşitlerine yönelmesi gerektiği sonucuna ulaştık” şeklinde konuştu. Türkiye’de özellikle Çukurova yöresinde çeşitler değişmeye başlamış olsa da üretim sezonunun 2 ay gibi çok sınırlı olduğunu kaydeden Hekimoğlu, “Ama dünyaya, özellikle turunçgilde üretici ve ihracatçı önemli ülkelere baktığınızda bunların başında İspanya, Amerika, Güney Afrika ve Şili, Arjantin gibi Latin Amerika ülkeleri geliyor. Bunlar da turunçgilde üretim sezonunu son 10-15 yıldır geniş bir alana yaymaya çalışıyorlar. Eylül’de başlayıp Nisan’a kadar mandalina yetiştirip hem iç piyasaya hem dış piyasaya sunabilirsiniz. Dünya turunçgil pazarını incelediğimizde böyle bir trend olduğunu gördük” ifadelerini kullandı. MTSO olarak 2 yıl önce Kaliforniya Üniversitesi ile bağlantıya geçip özel bir çalışma ve proje ile oradaki fideliklerden virüsten ve hastalıktan ari mandalina ağırlıklı özel bir liste yaptıklarını anlatan Hekimoğlu, bunların 10-20 yıldır dünya pazarında bilinen, ancak Türkiye’ye henüz daha girmemiş çeşitler ya da araştırma enstitülerinde kalmış çeşitler olduğunu söyledi.

 

“Kaliforniya’dan 47 tane yeni aşı gözü getirdik”

 

Mersin’in turunçgilde cumhuriyet tarihinin ilk yıllarından bu yana pilot olduğunu, Türkiye’nin, 1970’lerden sonra ihracata başladığını ve bugün de taze-meyve sebze ihracatının yüzde 40’ını turunçgil meyvelerinin oluşturduğunu anlatan Hekimoğlu, turunçgil ihracatından 1 milyar doların üzerinde gelir sağlandığına dikkat çekti. “Onun için bu sektör önemli. Dünyadaki değişim ve gelişmeleri takip ederek bizim de mevcut sistemimizi, çeşitlerimizi yenilememiz gerekiyordu” diyen Hekimoğlu, şöyle devam etti: “Biz de bu amaçla 2015 Mart ayında Kaliforniya merkezli bölgeden 47 tane yeni aşı gözü getirip Alata Araştırma Enstitüsü’ne teslim ettik. Bakanlıktaki resmi prosedürleri tamamladılar ama aşı gözlerinin anaçlara aşılanması lazım. Onun da aşılanması Eylül-Ekim’de yapılacak. Arkasından eksik kalan 15 tane daha önemli mandalina çeşidi var. Biz standart çeşitler üzerinde duruyoruz. Bunları Alata ve odamızın desteğiyle ayrıca finansal desteğiyle Alata’nın hem Erdemli’deki hem de Tarsus’taki arazilerinde iki ayrı lokasyonda hem denize yakın mikro klimada hem karasal iklimde 30’ar dönümlük bahçe kurup, bu çeşitlerden ıslahçı arkadaşlar hem melezleme yapacaklar, mutasyon uygulamaları ve farklı teknikler uygulayacaklar ve bölgemizde uyum çalışmasını gözleyecekler.” Daha iyi çeşit melezleme yaparak Mersin ve Çukurova başta olmak üzere Türkiye’ye çeşit kazandırma çalışması yapacaklarını ifade eden Hekimoğlu, şunları söyledi: “Doğru çeşitleri doğru ırklara getirerek bu çalışmayı destekleyip, takipçisi olup, denetleyerek Türkiye’ye bu sektöre iyi bir çeşit kazandırmak istiyoruz. Özellikle mandalina grubunda ‘erkenci, orta geççi ve geççi’ dediğimiz 8 aya üretimi yayarsak Türkiye’nin turunçgil meyvelerinde belki aynı tonaj ihraç ederiz ama katma değeri 2-3 katına çıkabilir. Bu proje mandalina tek olmasına rağmen yine de en erken 5 yıl içinde ilk ürün çıkacaktır, daha sonra ön deneme üretimleri çiftçi tarlalarında yapılır. 8-10 yılı bulan çalışmalar bunlar. Ancak 5-6 yılda ilk yeni çeşitleri Türkiye’de de alınacağımızı düşünüyorum.”

 

“Nedeni çeşit azlığı”

 

Hekimoğlu, Türkiye’nin son yıllarda sadece Rusya pazarına ihracat yapabilmesi ve dış pazarlara turunçgil ihracatı yapamamasının en önemli nedeninin de çeşitlerin azlığı, mevcut çeşitlerin dünyada demode olması, pazarların farklı lezzetleri, farklı aromaları farklı zamanda talep etmeleri olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin, katma değeri yüksek yeni çeşitlerle uluslararası pazarlara girmesi konusunun şu anda ön planda olduğuna vurgu yapan Hekimoğlu, dünyada değişen eğilimlere dikkat çekti.

 

“İnsanlar çekirdekli mandalina yemek istemiyor”

 

Dünya pazarının yüzde 40-50’sini mandalinanın, özellikle de çekirdeksiz çeşitlerinin oluşturduğunu belirten Hekimoğlu, “Koyu turuncu, kırmızı olan çeşitler tercih ediliyor. Artık insanlar çekirdekli mandalina yemek istemiyor. Fremon, Robinson gibi zor soyulabilen çeşitleri almak istemiyorlar. AB ülkelerinde böyle ve Uzak Asya pazarlarında Avrupa pazarına göre mandalina tüketimi yüzde 60-70’lerde. Bugün artık greyfurt daha stabil olmuş, portakalın pazar payı dünyada yüksek olsa da sanayide tüketimi daha fazla ama mandalinanın hem taze sofralıkta hem sanayide kullanımı ve aynı zamanda tıbbi ve aromatik olarak da kozmetik sanayinde, ilaç sanayinde limonla birlikte mandalinaya çok yoğun ciddi bir talep var. Onun için önümüzdeki 10-15 yılda dünya devlerinin, bu işin ticaretiyle uğraşanların mandalina birinci, limon ikinci olarak artan talebi olacak ürünler olarak gözüküyor” dedi.

 

“Mandalinayı birinci sıraya taşımak istiyoruz”

 

Türkiye’de ise sıralamanın portakal, limon, mandalina ve greyfurt olarak yer aldığını dile getiren Hekimoğlu, hedeflerini şöyle açıkladı: “Biz mandalinayı hem Türkiye pazarı hem uluslararası pazarda birinci sıraya taşımak istiyoruz. Sökülen greyfurt ve portakal ağaçlarının, eski mandalina çeşitlerinin yerine bundan sonra özellikle geniş sezona yayılan mandalina çeşitlerini koymayı hedefliyoruz. Dünyanın istediği özel çeşitlere yönelim olursa, katma değeri yüksek ürün yetiştirme hedefinde Bakanlık gerekli finansal desteği verirse, sivil toplum kuruluşları da teknik destek verilirse, çeşit artı yayılan sezona üretim yapılan turunçgil meyveleri, mandalina çeşitleriyle.önümüzdeki 5-10 içinde Türkiye’nin aynı birim alandan 2-3 kat daha fazla gelir elde edeceğine ve daha rahat ihracat yapacağına inanıyorum.”(İHA)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.