Turizm Platformu Başkanı Olcar, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, 2014 yılı turizm sezonunu ve bölgede yaşanan karışıklıklarla IŞİD faktörünün turizme etkilerini değerlendirdi. Türkiye’nin, 38 milyona yaklaşan turist sayısıyla dünyada 6., Avrupa’da ise 4. destinasyon olduğunu ifade eden Olcar, bu açıdan Türkiye’nin çok önemli bir noktada ve daha da gelişmekte olduğunu söyledi. Ancak, özellikle son yıl içerisinde dünyada son derece değişken bir dönem yaşandığını ve yaşananların ekonomik etkenler de dahil bir takım konuları olumsuz etkilediğini dile getiren Olcar, Türkiye’nin buna rağmen turizmdeki pazar payını koruyabildiğini, özellikle Antalya ve İstanbul bölgelerinin geçen yıllara oranla turizmde yüzde 6-7 artış sağladığını kaydetti.

Mersin’in ise bulunduğu coğrafya itibariyle sıcak konjonktüre ve Ortadoğu ülkelerinde yaşanan kargaşaya çok yakın olması sebebiyle turizmde arzu ettikleri şekildeki bir büyümeyi kaydetmediğinin altını çizen Olcar, “Ancak, bu büyümeyi kaydetmemesi bununla ilgili altyapıdaki deneyimlerinin olmadığı anlamına gelmiyor. Bilakis Mersin bu konudaki her türlü tanıtım ve çabalarını, faaliyetlerini sürdürüyor ve bu konudaki iş olanaklarının çok ciddi anlamda networkünü yapıyor. Etraftaki konjonktürün düzelmesiyle de Mersin birdenbire sadece bölge için değil, ülke turizmine de katkı koyabilecek durumdadır” diye konuştu.

 

‘Hedef 600 bin turist’

 

Bu yaz itibariyle turizmde Mersin’de önemli bir artış kaydedildiğini söyleyemeyeceğini vurgulayan Olcar, Mersin’de 2007’de 80 bin olan ziyaretçi sayısının 2013 itibariyle 536 bin kişiye ulaştığını, 2014’teki hedeflerinin ise 600 bin kişi olduğunu belirtti. Bu sayıya ulaşıp ulaşmadıklarının yıl sonunda belli olacağına işaret eden Olcar, şu andaki verilere göre 500 binli sayılardan geriye gitmediklerini ifade etti. Mersin’de 2007’de 8 milyon avro olan turizm gelirinin 2013 yılı itibariyle 53 milyon avroya ulaştığına da vurgu yapan Olcar, “2014’ün bu verilerden daha ileriye gitmesini ümit etmekteyiz ama bunlar da bölgenin turizm açısından ilerlediğini göstermektedir. Ama ne 600 bin kişi sayısı ne de 53 milyon Euro gelir bölgemizin mevcut potansiyeli içerisindeki değerini yansıtmamaktadır. Ama hiç yoktan da iyidir. Eskiden sadece bir takım sokak olaylarıyla gündeme gelen Mersin ismi artık turizmle çok ciddi anlamda bir imaj değişikliğine geçmiştir” şeklinde konuştu.

2007’den 2014’e 80 binden 500-550 binlere çıkan turist sayısının bir başarı olarak gözükse dahi turizm imkanları ve potansiyeline bakıldığında Mersin için hak ettiği bir sayı olmadığının altını çizen Olcar, Mersin’in bugün en azından 3-4 milyon ziyaretçi sayısını telaffuz edecek potansiyele ziyadesiyle sahip olduğunu, bu sayıya ulaşmak için çalışmalarının da devam ettiğini bildirdi.

 

‘Sadece turizme değil insanlığa bir tehdit’

Özellikle Suriye ve Irak’ta IŞİD terör örgütünün oluşturduğu savaş ortamını da turizm açısından değerlendiren Olcar, savaş ve turizmin birbirine çok tezat iki konu olduğuna dikkat çekti. “Turizm kargaşayı, terörü, savaşı sevmez, huzurlu ve rahat ortamlara gider” diyen Olcar, Ortadoğu ve komşu ülkelerde yaşanan kargaşa ve savaş ortamının turizmi de olumsuz etkilediğini söyledi. IŞİD’in, sadece turizme değil, insanlığa bir tehdit olduğunu belirten Olcar, şunları söyledi: “Turizm yönünden ele aldığımızda ise geçmiş tarihimizde yaşanan, örneğin Antalya’da, Alanya’da ufacık bir çöp kutusunda patlayan bir bombanın bir sezona mal olduğunu, Ege’de turizm bölgesinde çıkan bir silahlı çatışmanın bile o bölgenin turizmine menfi etki ettiğini ve bunun da düzeltilmesinin çok zaman aldığını hafızalarımız gösterir. Bu tür olaylar ekonomik değer açısından da olumsuzlukları beraberinde getirir, turist sayısı artsa bile ekonomik anlamda gelir düşüklüğü olabilir. Bu anlamda, çevremizde yaşananlardan bölgemiz çok kötü etkilenmiştir. Bu konu maalesef bölgemizi olumsuz yönde etkileyen önemli unsurların başındadır ne yazık ki ve turizm anlayışıyla tamamen tezattır.”

Mersin’de son yıllarda Ortadoğu’dan ciddi bir turist potansiyeli oluşmuşken, son dönemde yaşananların bunu da geri çektiğini aktaran Olcar, şöyle devam etti: “Geçmişte bizlerin çözebileceği küçük sorunlarda alternatif çözümler devamlı üretilmişti. Lübnan ile Mersin arasında başlattığımız feribot seferleriyle Ortadoğu ziyaretçilerini bölgemize taşıdık, Beyrut-Adana arasında kurduğumuz hava trafiği ile Beyrut’tan Adana’ya direk olarak haftanın 5 günü seferler başlattık. Bunlar çok olumlu gelişmelerdi. Ama şu anda geldiğimiz boyut, tüm bu alternatif olarak üreteceğimiz şeylerin de çok üstünde. Bugün bu gemiler artık turistten ziyade göç dalgasına hizmet eder durumda, uçaklarda ise artık işadamlarının zorunlu ziyareti söz konusu. Artık oluşan boyutta turizm açısından Ticaret ve Sanayi Odası, Deniz Ticaret Odası, Valilik, Büyükşehir Belediyesi gibi unsurların da artık altından kalkamadığı bir takım sorunlar var. Şu anda bizim üreteceğimiz pek fazla alternatifimiz de kalmadı.”

Turizmin iyi niyet duygusuyla yapılan ve huzurla rahatlığın olduğu bir noktaya akan bir olgu olduğuna işaret eden Olcar, “Turizm açısından bölgemizde yaşanan savaş ve terör olayları olmasa 2007’de başlayan Doğu Akdeniz kruvaziyer turizmi Mersin’de yeniden başlayacak, kruvaziyer gemiler artık haftada birkaç kez görebileceğimiz bir noktaya gelecek. Devletin bölgemizle ilgili verdiği sözler ve yatırımların da biran önce hayata geçirilmesi bizim beklentilerimizi artıracaktır. O zaman belki 600 bin değil milyon üzerinde turisti, 53 milyon Euro değil 100-200 milyon Euro’lu rakamları konuşuyor olacağız. Bunlar hep ortamın düzelmesiyle birdenbire gelişecek noktadır” dedi.

 

‘Turizm çalışmaları durmamalı’

 

“Savaş bir günde başladığı gibi bir günde de bitebiliyor” diyen Olcar, bu noktada Mersin’in altyapısı ve üstyapısıyla hazır olması gerektiğine vurgu yaparak, şu değerlendirmede bulundu: “Turizm alanında yapılan çalışmalar kesinlikle devam ettirilmelidir. Turizm, ‘şu anda bölgede bir takım sıkıntılar var ya da ekonomide, politik yapıda şöyle bir şey var, onun için hele bir bekleyelim’ deme lüksüne sahip olmayan bir olgudur. Bu tıpkı ısınan bir dizel motoru gibidir, çok yavaş ısınır ama siz bunu soğutursanız, tekrar sıfırdan ısıtabilmenin maliyeti ne zaman olarak ne de ekonomik olarak altından kalkılmayacak bir yüktedir. Dolayısıyla bu kazan her zaman sıcak tutulmalıdır ve her türlü çalışma yarın bu iş patlayacakmış gibi sürdürülmelidir. Mersin şu ana kadar bu konudaki kararlılığını koruyor, hatta bu suyu sıcak tutuyor. Biz sadece devlet tarafından verilmiş olan desteklerin de realize edilmesini istiyoruz.”

(İHA)

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.