Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla, meydana gelen iş kazalarında her ay onlrca emekçi yaşamını yitiriyor. 
Anılan veri kayıtlı işgücünü kapsıyor, ya kayıt dışı olup da kıyıda köşede kalanlar…
Emekçiler, özellikle bizim gibi geri kalmış ülkelerde çok zor koşullarda çalıştırılıyor. 
İktidarca çıkarılan yasalar, işvereni kollarken, emekçiye yüzyıllar öncesinin kölelik düzeyini aratmayacak şartları reva görüyor.
Çağdaş koşullarmış, sosyal güvenlikmiş tümü koca bir aldatmaca; kamuoyuna yansıtılan pembe tablolar göz bağlamadan öte bir şey değildir. 
Sovyetlerin dağılmasıyla yok olup gittiği savlanan kavramlar yerli yerinde duruyor.  
Şu asla unutulmamalıdır ki, dünya durdukça emek asla yok olmayacak, emek olduğu sürece de ilgili kavramlar şekil değiştirse de, emek en yüce değer olarak varlığını koruyacaktır.
Asıl önemli olan, bu süreçte kişilerin üstlendikleri rollerdir.
Konuya açıklık getirmek için, isterseniz sosyalist-komünist kuramın babaları olan Marx ve Engels’ten biraz daha gerilere uzanalım:
Bilindiği gibi, dünya egemenlerini güçlü kılan öğelere kuluçkalık yapan Sanayi Devrimi’ni, sanayinin ana maddesi olan demir ve kömürün bol bulunduğu İngiltere’de yaşanan gelişmeler tetiklemiştir. Bu gelişmelerin ekseni olan 18.yüzyıl İngiltere’sinde, bir başka ilginçlik daha yaşanır; devrimin kazanımlarının itici gücüyle sömürge imparatorluğuna dönüşen bu ülke, sosyalizme de analık yapar.
Dünyanın dört bir yanında egemenlik kuran sömürge imparatorluğu İngiltere’de 1771 yılında doğan Robert Owen, bir kapitalist olarak yıllarca yaptığı emek sömürüsünden sonra, zenginliğini sorgulayıp işçilerin ve ailelerinin yaşam koşullarının düzeltilmesi sonucunda üretimin daha da artacağından yola çıkarak çalışmalar başlatır.
İlk olarak, “kooperasyon köyleri” oluşturmayı planlar, incelemelerde bulunmak üzere gittiği Amerika’dan dönüşünde kendini işçilerin arasında bulur ve sömürüsüz bir dünya mücadelesinin ön saflarında yer alır.
Eğer bugün yerküre üzerinde, işçi hakları, sosyal güvenlik, eğitim-bilim, çocuk hakları gibi, çeşitli alanlarda az da olsa bir gelişme varsa, insanlık, bütün bunları çağdaş sosyalizmin öncülerinden birisi olan Robert Owen’a borçludur!
Görüldüğü gibi günümüzde yok sayılmaya çalışılan emek, insan hakları sosyal güvenlik vb. kavramların kökü oldukça derinde olup, temelinde de bir kapitalistin attığı harç vardır.
İşte, altını çizmek istediğim nokta da bu benim.
Kapitalist kökenli Robert Owen, Marx ve Engels gibi yüreği sevgiyle çarpan emek savunucuları aradan yüzyıllar geçmesine karşın saygınlıklarını korurken, insanlığa ihanet edenlerse ya kötülükleriyle anılıyorlar ya da tarihin çöplüğünde kaybolup gitmişlerdir.
Günübirlik çıkarların parıltısına kapılıp, emeğe ve emekçilerin yanında saf tutanlara cephe alanlar da, zaman denen acımasız öğretmenin vereceği yargıya göre hak ettikleri konuma oturacaklardır. 
Unutulmamalıdır ki, günü kurtarmak geleceği kurmaya yetmez.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.