Ahlakı konu edinen, hiçbir yazılı metne dayanmayan aktarımlarla, kendiliğinden oluşmuş Töre bilimidir.
Birçok bilim dalının kendi içinde tartıştığı etik sorunları ve konu başlıkları vardır. Örneğin Tıp’ta; Kürtaj, Ötenazi, Organ Nakli, Gen Teknolojisi, Yapay zekâ gibi konular tartışılmaktadır. Yine Tıp Mesleğini icra eden Hekimlerin çalışma şeklini belirleyen Etik konuları vardır; Hastasına yeterli zaman ayırarak onu dinlemesi, şikayetine göre fizik muayenesini tam yapması, Hasta-Hekim ilişkisinde maddi menfaat gözetmemek, Para medikal çıkar ilişkilerine girmemek, gereksiz ilaç reçete etmemek gibi. 
Hukuk’ta; Tarafsızlık, Adil olma, Eşitlik, Hukuki yaptırımların yeterliliği, verilen cezaların suçla orantısı, kararların hukuki sürece uygun olarak geciktirilmeden zamanında çıkarılması yine Hakimlerin karar verirken hiç kimsenin etkisinde kalmaması …
İş Ortamına Etiği uyarlarsak; Liyakat a göre işin dağılımı, Görev tanımının doğru yapılması, Bireysel faydacılık yerine ortak kültürün oluşturulması, Görev dağılımının adil ve tarafsız yapılması, ayrımcılık yapmamak, denetimde şeffaflık olması, eleştiriye açık, yapıcı tutum sergilenmesi gibi
Filozofların tarih boyunca aradığı soru şudur; İnsanda bulunan Etik duyarlılığın temeli nedir? Sanırım bunun cevabı, insanın iyiye, güzele ve doğruya olan özlemidir. İnsanları dürüst olmaya, yardımseverliğe yönelten, kişinin kendisine ve yaşadığı topluma olan sorumluluk duygusu, ödev bilincidir. Yine insanın doğuştan getirdiği Özgeci ve bencil duygularını etik yanıyla kontrol altına alabilmek Erdemi doğurur.
Doğuştan getirdiğimiz iyilik Toplumda neden karşılığını kötülük, şiddet, savaş, hırsızlık, yolsuzluk, suç oranlarında artış olarak buluyor. Bu şizofrenik çatışma durumunu yaratan nedir? Yaşamın acımasız çarklarının içinde hayatta kalma, varoluşunu devam ettirme mücadelesi mi ben duygusunu güçlendiren. İyi olan tüm vasıflarımızı törpüleyerek daha savaşçı, mücadelede sınır tanımayan, karşısına çıkan her şeyi ezip geçmeyi göze almış, ilkel dürtüleri ile beslenen, tek amacı hayatta kalmak olan insanın Avcı-Toplayıcı Toplumlarda gösterdiği genel karakteristik özellikler de böyle miydi diye araştırıldığında tam tersi görülüyor. Acımasız doğa karşısında, güç birliği yapmadan ayakta duramayacağını kavrayan Neondertal avladığı hayvanı eşit bölüşüyor, av yoksa herkes beraber aç kalıyordu.
Yaşadığımız yüzyılın İnsanının, İnsanlık tarihinin en ilkel, en gelişmemiş, en vahşisi olduğunu düşünüyorum. İlkellik eğitim gibi sosyokültürel alt yapı eksikliği, ekonomik gelişmişlik ile de direk bağlantılıdır. Gelecek kaygısı taşımayan, sanat ve bilim ile yoğrulmuş Batı Medeniyetinde İnsanların birbirlerine daha saygılı, yaşam hakkının, düşünce ve ifade özgürlüğünün korunduğunu, birlik ve berberlik duygusunun daha güçlü, toplumsal ayrışmaların daha az olduğunu görüyoruz.
Geçen hafta köşemde yayınlanan makalemde bahsettiğim Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine geri dönersek piramidin temelini oluşturan Fizyolojik ihtiyaçlardan (Beslenme, Barınma, Üreme gibi) başlayarak sırası ile devam eden güvenlik, ait olma ve sevgi ,saygınlık görme gereksinimi, estetik duyguların ve becerilerin geliştirilmesi gibi ihtiyaçları karşılanmadığında kişinin gelişimi eksik kalır  ve Piramidin en tepesinde olan Kendini gerçekleştirme gereksinimini yerine getiremez yani Erdemli ve Ahlaklı üst insanı oluşturamaz.
Kapitalizmin en büyük zararı yozlaştırdığı insanla beraber kaybedilen değerlerdir. Ezilen, sömürülen Halklara bakın Sağlığa ulaşımdan yoksun, eğitimsiz, aç ve sefil, güvenilir olmayan çatışma ortamlarında yaşamını idame ettirme mücadelesi vermektedir. İngiliz yardım kuruluşu Oxfam’ın Raporuna göre dünyanın en zengin %1 lik kesiminin serveti geri kalan %99 luk kesimin servetinin toplamına eşittir. Yine aynı kuruluşun raporunda Dünyanın en zengin 388 kişisinin varlıklarının, yoksul %80 e denk geldiği ve bu açmazın giderek derinleştiğini söylüyor
Geri bırakılmış Toplumların İktidar mekanizmaları da Kapitalizmin sömürge çarklarına hizmet etmektedir. Ahlaksızlık ve yozlaşma Toplumun aynası olan seçilmişlerin yönetiminde de kendisini göstermektedir. Bozgun düzende düzgün çark olmaz misali insandan yönetim biçimine, iktidar erkinden tüm topluma yansıyan Etik Ahlak ilkelerinin ve Erdemin yok sayıldığı, kaosun hüküm sürdüğü, değerlerin ayak altına alındığı kahrolası çağın ne yazık ki şansız kuşağıyız. Umut var mı? Yaşam devam ettiği sürece Umut var demektir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.