Sevgili dostlar merhaba. Ülkemizin geldiği noktayı toplum özelinde yorumlamak için alim, köşe yazarı, akademisyen ya da akil insan olmaya gerek yok. Sade vatandaş olarak hepimiz bir konuda hemfikiriz: içinde yaşadığımız toplum hemen hemen her konuda kutuplaşmış durumda. Hepimiz, evimizden dışarı çıktığımız anda bu gerçeği yaşıyor ve hissediyoruz.
Bu duruma çoğu zaman siyasi parti başkanları da dahil olarak söylemleriyle destek veriyorlar. Hangi siyasi partinin, hangi derneğin ya da vakıfın kapısını çalsanız o klasik cümleyi duyabilirsiniz: “Türkiye, giderek kutuplaşıyor / kutuplaştı “Peşinden de şu cümleyi duyacaksınız: “Bu kutuplaşmanın önüne geçmemiz lazım “. Evet, kutuplaşmanın kesinlikle önüne geçmemiz gerekiyor. Geçmemiz gerekiyor da bu cümleleri söyleyen vatandaş gelin kendi özel hayatında neler yapıyor, bir ona bakalım.
Beni bilirsiniz, bu köşede size elimden geldiğince farklı düşünceleri sunmaya çalışıyorum. Bugün de bu kutuplaşma konusunda aynısını yapacak, sizi başka bir bakış açısına götüreceğim.
Seda hanım, sade bir vatandaş ve siyasi düşüncesi ile hükümete karşıt. Sosyal medya üzerinde bir haberi paylaşıyor. Paylaşmak istediği haberin içeriği ise şu: “X ilimizde, vatandaşlar Y olayına karşı çıkmak için protesto yapmak istedi. Polis izin vermedi, arbede yaşandı “Aslına bakarsanız, her gün haber bültenlerinde duyduğumuz sıradan Türkiye haberlerinden bir tanesi.
Seda hanım az önce bahsettiğimiz klasik haberi sosyal medya hesapları üzerinden paylaşmak için kolları sıvıyor. Paylaş butonuna basmadan önce ise bir başlık atıyor. Zaten hatayı da bana sorarsanız burada yapıyor. Gelin bakalım başlık olarak ne yazıyor: “Fi Tarihli bilmem ne seçimlerinde XXX partisine % bilmem kaç oy veren X şehrinin insanları, bunlar daha iyi günleriniz… “
Bu tip paylaşımları hatırladınız değil mi? Hani sosyal medya hesaplarınızda gezinirken karşınıza çıkan paylaşımlardan bir tanesi. Hani şu sizinle aynı düşüncede aynı siyasi görüşte olmayan ama beraber çay içtiğiniz, sohbet ettiğiniz arkadaşlarınızdan birisinin yaptığı paylaşımlardan bir tanesi. 
Ahmet bey ise siyasi görüş olarak hükümeti destekleyenlerden. Sosyal medya hesaplarında sürekli hükümeti savunuyor. Ne yani kardeşim, savunamaz mı? Elbette savunabilir. Fakat savunurken, başkalarına da ufaktan bir laf çakıyor. Ahmet beyin sosyal medya paylaşımı ise şöyle: “XXX olmasaydı, siz bu hizmetin hayalini bile kuramazdınız. Ama siz hala XXX’i sevmezsiniz… “
Az önce bahsettiğim Seda Hanım ile Ahmet bey sosyal medya üzerinden arkadaşlar. Sosyal medya üzerinden birbirlerinin evlatlarının fotoğraflarını beğeniyor, bazen beraber paylaştıkları komik videolara yorum yapıyorlar. Aslına bakarsanız her ikisi de bu ülkenin vatandaşı, her ikisi de aynı derdin tasanın ucundan tutuyorlar.  Bir diğer ortak özellikleri mi ne? Söyleyeyim. Her ikisinin de dilinde “Türkiye, giderek kutuplaşıyor / kutuplaştı “cümlesi var. 
Sevgili dostlar, tanıdığınız her insan sizinle aynı düşüncelere sahip olmak zorunda değil. Eğer herkes aynı düşüncelere sahip olsaydı ne seçimler yapılır ne de siyasi partiler olurdu. O yüzden lütfen tanıdıklarınıza bazı düşüncelerinizi dayatırken, bir kere daha düşünün.  Kaç yaşında insanlarsınız, farklı düşüncelere sahip olduğu için bir başkasını ötekileştirmek bize ne kazandırır? Oy verdiği parti farklı olduğu için, okuduğu kitap farklı olduğu için, dinlediği müzik türü farklı olduğu için siz o insandan üstün müsünüz? 
Farklı düşüncelere sahip insanlar olarak karşılıklı konuşup, birbirinizin ufkunu açabilecek, birbirinize değer katabilecek iken; bu kutuplaşmayı neden devam ettiriyorsunuz? Ahmet bey, X partisine gönülden bağlı diye, Seda hanımdan alabileceği bilgi birikimini neden bir kenara bırakıyor? Hani nerede kaldı o Türkiye, giderek kutuplaşıyor / kutuplaştı; bunun önüne geçelim söylemleriniz?

Sevgili dostlar sözün özünü de yazıp artık yazıyı noktalama zamanı gelmiştir diye düşünüyorum.
Yukarıda belirttiğim düşüncelerimde tek bir kırmızı çizgim var. O da Türkiye’nin birliği. Ülkemize zarar verecek her türlü paylaşıma, düşünceye karşıyım! Kırmızı çizgimizi belirttiğimize göre sözün özünü yazma zamanı geldi. 
Bana göre eylem ile söylem arasında bir gerçeklik payı, bir tutarlılık var ise; o gerçek bir eylemdir / söylemdir.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.