Değerli dostlarım, bir Ramazan ayını daha bitirdik. Bu ramazan ayında covid-19 denilen illet sayesinde benim gibi gençler bile “ nerede o eski bayramlar ” klişesini kullanabiliyor. Tüm Türkiye çok garip bir bayram yaşıyor. Hepinizin Ramazan bayramını kutluyorum…

Dostlarım, Türk ekonomisinin asla değişmez, değişmesi tartışma konusu bile olamaz bir gündem maddesi vardır: Faiz. Faiz konusu Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana ekonomi gündemimizin vazgeçilmez konularından bir tanesi. Peki, bu faiz konusunu en çok konuşulan konular listesine koyan temel sebep ne? Çok bildiğimizden mi konuşuyoruz yoksa çok mağdur olduğumuzdan dolayı mı? Gelin beraber şu faiz konusunun temeline inip öğrenelim.

Ekonominin ilk ve temel prensiplerinden bir tanesi arz ve talep dengesidir. Bir köy düşünün, sadece 2 tane çiftçi yumurta satıyor. Tüm köylünün yumurta ihtiyacını bu iki çiftçi karşılarken, günün birinde bir tanesi vefat ediyor. Kalan tek yumurta satıcısı, yumurtaya olan talepten dolayı fiyatları biraz yukarı çekiyor. Yani zam yapıyor. Neden? Çünkü yumurtasının alınacağını biliyor.

Günler geçtikçe, köyde kalan tek yumurta satıcısı beklediğinden daha çok para kazanmaya başlıyor. Ama güzel günlerin sonu birkaç hafta sonra geliyor. Çünkü köye yeni 3 tane daha yumurta satıcısı geliyorlar. Bizim para kazanan arkadaş, bu sefer fiyatlarını aşağıya doğru çekiyor. Neden mi?  Çünkü köye yeni gelen yumurta satıcıları, aynı yumurtayı ondan daha ucuza satıyor ve müşterilerini elinden alıyorlar.

İşte dostlarım, ekonominin ilk prensibi olan arz ve talep bundan ibaret. Mantık çok basit. Karmaşık hiçbir şey yok. Hepimizin aklının yetebildiği, her yaştan kişi ile konuşabileceğiniz arz ve talep konusu işte bu kadar. Şimdiye kadar okuduğunuz yumurta örneğini lütfen aklınızda tutun. Sırası gelecek, beraber kullanacağız. Tamam, konuyu anladık da ben size bu konuyu neden anlattım? Konunun faiz ile ilişkisi ne? Gelin devam edelim ve şu faiz konusunu bitirelim.

Değerli dostlarım, ekonomik anlamda ülkeler ikiye ayrılırlar: Gelişmekte olan ülkeler ve gelişmiş ülkeler. Türkiye tahmin edebileceğiniz gibi gelişmekte olan ülkeler kategorisinde listeleniyor. Yani bir kategori gelişimini ekonomik anlamda tamamlamış olanlar, diğer ise tamamlamaya çalışanlar. Bu tamamlamaya çalışan, yani gelişmekte olan ülkelerde temel bir sorun var: “ Hevesleri var, paraları yok “

Ne bu hevesi olup da parası olmayan konusu? Mesela fabrika yapmayı çok istiyor. Hem istihdam sağlayacak, hem ekonomisine katkı sağlayacak, yetmedi bir de bunu yaptık diye oy da toplayacak. Ama gelin görün ki bunu yapacak para yok. Her şey iyi güzel de bu kısır döngünün, bu parasızlık konusunun üstesinden nasıl gelecekler? Kredi ile gelecekler.  

Az önceki yumurta örneğini unutmayın demiştim. Şimdi sırası geldi, kullanacağız. Bizim paraya ihtiyacımız var, ama ülkede çok az para satıcısı var. Haliyle de fiyatı yüksek. Rakip az olduğu için parasını satanlar, fiyatı yüksekten satıyor. Para adamın değil mi? İsterse %10 faiz ile verir, isterse %40. Alıp almamak sana kalmış. Karar senin. Yani teklif var, ısrar yok.

Kısaca şunu anlatmaya çalışıyorum…

Gelişmekte olan ülkeler ki bu gruba güzel ülkem Türkiye de dâhil, yetersiz sermaye çıkmazında. Hevesleri var ama paraları yok. Parasını satmak isteyenler ise bu durumu bildiklerinden parasını yüksek fiyatlara satıyorlar. Yani gelişmekte olan ülkelerde faiz, yetersiz sermaye yüzünden yüksek.

Oysa gelişmiş ekonomilerde böyle mi? Adamın hevesi de var, parası da. Kim parasını daha ucuza veriyorsa, onunla anlaşıyor; işini yapıyor. Sermaye çok. Elini sallasan ellisi. Çünkü ekonomik olarak gelişimini tamamlamış ülkeler bu ülkeler. Kim daha ucuza veriyor diye araştırıyorsun. Çünkü faiz, sermaye çok olduğu için çok cüzi miktarlarda.

Yahu iyi güzel de, nasıl çıkacağız biz bu çıkmazın içinden diyenler olacaktır. Onlar için de bir reçete yazalım ve sözün özünü yazalım artık. Dostlarım, içinde bulunduğumuz ekonomik düzen, çok ciddi yapısal reformlar görmediği sürece böyle devam edecek gibi duruyor. Bu bahsettiğim yapısal reformlar, sözde değil özde olmalı ama. Bakın buraya bir yazı bıraktım. Aylar önce yazmıştım bizim yapısal reformlar ne oldu diye….

Sadece yapısal reform ile çözülür mü? Çözülmez dostlarım. Çünkü yapısal reformları yaparken, diğer yandan da üretmeniz gerekiyor. Üretmiyor muyuz kardeşim? Üretiyoruz. Ama yetersiz üretiyoruz.  Bakın buraya da iki tane yazı bırakayım: “ Türkiye’de Üretici olmak” ve “Vergi ile korkutma, planla ürettir “

Sözün özünü yazma vaktimiz geldi bence.

Aylardır güçlü sermaye yapısı diyorum. Dinlemiyorsunuz.

Aylardır ekonomik reform diyorum. Dinlemiyorsunuz.

Ama konu faize gelince, sesi sonuna kadar açıp dinliyor, okuma gözlüklerinizi takıyorsunuz okuyorsunuz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.