Ülkemizin biraz daha iddialı olursak Dünya’nın en güzel yerlerinde biri olan Biga Yarımadası ve ona bu özelliği katan Kazdağı büyük bir saldırı altında. Bir yandan maden şirketleri bölgeyi delik deşik edip suyu tüketirken ve kalanı kirletirken ki toprak da nasibini almakta bundan, termik santraller de havayı kirletmekte ve elbirliğiyle bu güzelim coğrafya hızla yaşanmaz hale getirilmektedir.

Uzun yıllar önce başlayan bu yıkıcı süreci bir avuç çevre gönüllüsü durdurmaya, olmuyorsa yavaşlatmaya çalışıyor.

Son günlerde, Çanakkale Kirazlı Köyü Balaban bölgesinde altın madeni işletmesi için faaliyet gösteren Kanada şirketi Alamost Gold izin verilenden çok daha fazla ağaç kesip alanı tarumar edip yapılan talan görünür hale gelince herkesin dikkatini çekti ve çevre gönüllülerin Çanakkale Belediyesi ile birlikte verdikleri mücadelenin bir parçası oldular.

Altın madeninin ve diğer metal madenlerinin doğaya, börtü böceğe, kuşlara, sincaplara… insanlara verdiği, verebileceği zararlar hakkında bilgi, bilinç ve farkındalık oluştu.

Vicdan ve su nöbeti tutanları, ülkenin dört bir yanından gelen onbinlerce duyarlı insanın ziyaret edip desteklemesi sonucunda oluşan merak ve duyarlı hale gelen kamuoyu, sadece Biga Yarımadası’nda değil ülkenin dört bir yanında yapılan doğa tahribatının farkına vardı… Dört bir yanda suyunu, havasını, toprağını, geleceğini korumak için direnişler başladı…

Fazıl Say da bu direnişin bir parçası oldu geçen hafta sonu; Kirazlı’da Erik Satie’nin bir bestesini bir kuşun eşliği ile asırlık bir çam ağacının altında icra ederek…

Yine ülkenin dört bir yanından onbinlerce güzel insan yollara düşüp Fazıl Say’ın sanatla, müzikle direnişe katılmasına eşlik etti, destek verdi.

Fazıl Say,  kendi besteleri yanı sıra ünlü bestecilerden ortama uygun seçtiği parçaları icra ederken; rüzgarın, börtü böceğin, kuşların hatta bir ara gök gürlemesinin eşliği de yaşamın bütünlüğü konusunda ve bu bütünlüğün korunması gerektiğine dair net mesajlar verdi…

Yine Fazıl Say, Kazdağı için bestelediği Kazdağı marşını, ilk kez, ulu bir çam ağacı altına yerleştirilmiş piyanosuyla, doğaya, direnişin bir parçası olan onbinlerce doğa dostuna çaldı.

Belki de ilk kez Fransız besteci Satie’nin parçasını bir kuşla birlikte icra etti ve bizler de buna tanık olduk…

Ve sanatın yaşamımızın neşe, sevinç ve direnç kaynağı bir parçası olduğunu bir kez daha duyumsadık…

Suyumuzu, havamızı, toprağımızı, börtü böceğimizi, sincabımızı, ağacımızı, çiçeğimizi, deremizi… günümüzü ve geleceğimizi talancılara karşı koruma kararlığımızı bir kez daha gösterdik; kendimize, dostlarımıza, talancılara…

Hep bir ağızdan haykırdık:

“Kazdağı’nın üstü ‘altından’ değerlidir!..”
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.