22 yaşındaydı Devrim. İlk kez, 10 bin kilometre mesafeli ve uzun zamanlı olmak üzere ailesinden ayrılacaktı.

Bir yanıyla isteğiydi de. Teori ve pratik birbirinden çok farklıydı oysa. Özlemi yüksekti. Kendisine; “Kızım, önündeki 70 yıl için buradaki 4 yılı feda edebilirsin… Bu fırsatı kaçırırsan çok üzülürsün… demiştim.

Yeğenim Umut, Çukurova Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü bitirdi. Sıkılmaya başladı bir süre sonra. “Askerliğini yap. İş başvuruların daha temelli olur.” Demiştim. Akıllı genç. Askerliğini yaptı. Yurt dışından iş teklifi aldı. “Ailenden ayrılacaksın. Ancak, geleceğin için önemli bir fırsat… Önündeki on yılları düşünerek bu ve benzeri fedakârlıkları yapacaksın…” demiştim.

Yüksek Endüstri Mühendisi Şafak, 17 yıldır çalıştığı TEMSA’da iş durdurulurken; “Burası MİLLİ bir kuruluş. Mücadeleyle yine ve yeniden üretime geçilmeli… Her türlü desteği veririz…” demiştim.

Ev almak istediğimizde, ödeme yapacağımız on yıl bize çok uzun gelir değil mi? Oysa hem ev sahibi oluruz ve hem de kira öder gibi ödeme yaparız ve bir de bakarız ki, 10 yıl geçmiş…

Hasta oluruz zaman zaman ve ilaçlar alırız. Hiç geçmeyecekmiş gibi gelir bize. Hekim öğütleri, ilaçlar ve bireysel tespitlerimizle iyileştiğimizi farketmeyiz bile…

Tıpkı denizin dalgaları gibidir yaşamımız da… Bazen “Çarşaf gibi.” Bazen dalgalı, bazen de fırtınalıdır ve hatta fazlaca kirlenmiştir bazen, giremeyiz bile… Yağmurlu olduğunu da yaşamışızdır değil mi?

Orta gelir sınıfındandır. Ev alabilmek için hep çalışmıştır. Evini alır, gücü yettiğince dayar-döşer. Şiddetli deprem, saniyeler içinde alır götürür hepsini…

Koronavirüs, henüz “Fobi” haline gelmeden şöyle demiştim aile sohbetinde; “İnsanlar yıllarca hapiste kalıyorlar. Bizim de tecrübemiz yok değil. Bir ya da birkaç ay bizler de çıkmayıverelim dışarıya ne olur ki?”

……………………………………

“Zaman en iyi ilaçtır.”

Koronavirüs mücadelesinde kullanabiliriz bu tümceyi değil mi?

Uzmanları dinleyeceğiz. Devlet ve hükümet olarak gereğini yapacaklar. Birey olarak da bizler; kendimiz, sevdiklerimiz, insanımız için doğruyu yapacağız.

Şimdilerde “Çok uzun” dediğimiz ya da bize çok uzun gelen zaman, geçecek, mutlaka güzel günler gelecek…

Bedeller mi?

Bedelsiz, güzellik olur mu?

Çok mu rahatım? Öyle mi geldi size?

Hayır… Yarattığım izlenimler kadar rahat değilim. Olmaya çalışıyorum. Sizlerin yaptığı gibi aklımı kullanmaya çalışıyorum. Bilgileri harmanlamaya çalışıyorum.

Yazıyorum. Torunlarım için…

Bu virüsün öğrettikleriyle olmak üzere; gerçekten İNSANÎ yaşamlar için mücadeleye devam!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.