Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD bundan önceki en ciddi uyarıyı 2011 yılında yapmıştı.
2008 küresel krizinin yaraları sarılmaya başlanıyordu ama ters giden bir şeyler vardı. Ekonomiler devlet destekleri ve düşük faiz hamleleriyle toparlanıyor, yeniden büyüme emareleri görülüyor ama işsizlik sorunu olduğu yerde duruyordu.
OECD 2011 Aralık ayında 22 ülkede yaptırdığı kapsamlı araştırmanın sonuçlarını yayınladı:
Buna göre 22 ülkenin 17'sinde, 1980'lerden 2008'deki mali krize kadar gelir eşitsizliği azalmamış artmıştı ve zenginlerle yoksullar arasındaki uçurum gittikçe büyüyordu.
OECD’ nin 2011 araştırmasında bizi de ilgilendiren çok önemli bir gösterge dikkat çekiyordu. O rapordaki verilere göre gelir eşitsizliğinin en büyük olduğu ülkeler sıralamasında Şili, Meksika, Türkiye ve ABD ilk dördü paylaşıyordu.
Kötü haber bununla da sınırlı değildi. Sosyal demokrasinin iktidarda olsun olmasın sosyal politikalar açısından iklimi etkilediği hatta belirlediği Almanya, Danimarka ve İsveç gibi geleneksel olarak eşitlikçi ülkelerde bile son dönemlerde gelir uçurumu büyüyordu.
Ve OECD raporunun en çarpıcı bölümünde şu gerçeğin altı çiziliyordu o gün: Dünya nüfusunun en varlıklı yüzde 10'luk bölümü, en yoksul yüzde 10'luk bölümün eline geçenden 9 kat fazlasını kazanmaktaydı.
Aralık 2011’ de araştırma sonuçlarını açıklayan OECD Genel Sekreteri Angel Gurria o güne kadar temel doğru sanılan “ekonomik büyüme eninde sonunda, iyi kötü yoksullara da yansır” ilkesinin süslü bir algı yalanı olduğunu ortaya koyuyor ve şöyle devam ediyordu:
"Bu araştırma, ekonomik büyümenin getirdiği yararların, otomatik şekilde daha yoksun kesimlere de yansıyacağı şeklindeki varsayımları geçersiz kılmıştır. Toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir büyüme stratejisi geliştirilmezse, gelir eşitsizliği artmaya devam edecektir.”
Aradan 3 yıl geçti.
Neler değişti gelin bakalım…                                                      
Aralık 2014’ te OECD tıpkı 2011 Aralık ayında yaptığı gibi 22 ülkenin gelir paylaşım verilerini araştırıp ortaya çıkan tabloyu yayınladı.
Üç yıl içinde küresel uçurum daha da artmıştı ama en kötü haberlerden biri Türkiye’ yi ilgilendirmekte.
2011 yılında küresel gelir adaletsizliği sıralamasında en kötü durumdaki 4. Ülke olan Türkiye bu kez iki basamak yükselmiş ve yerini bırakmamaya kararlı Meksika ardından dünya 2.liğine oturmuş…
OECD diğer araştırmalardan farklı olarak bu sonuncuda “Gelir eşitsizliği ekonomik büyümeye zarar verir mi?” sorusuna da cevap arıyor. Soru da cevabı da özellikle Türkiye gibi gelişmeye çalışan ve orta gelir tuzağından çıkmaya çalışan ülkeler açısından çok önemli.
Ve bakın nasıl bir sonuç çıkıyor ortaya…
1985-2010 yılları arasında Türkiye; büyümesinin yaklaşık %5’ ini (tam olarak %4,6) gelir adaletsizliği nedeniyle kaybediyor. Kısaca Türkiye eğer gelir adaletsizliğini azaltabilse daha fazla büyüyecek.
Peki büyüme ile gelir adaletsizliği arasında neden böyle bir bağ var?
O soruyu da yanıtlıyor OECD raporun sonuç bölümünde:
“Gelir eşitsizliği dezavantajlı grupların eğitim fırsatlarını azaltıyor. Ayrıca, sınıf değiştirme sıklığını da aşağı çekiyor. Bireyler yeteri kadar beceri geliştiremiyorlar.”
**
OECD’ nin son üç yılı karşılaştıran raporu böyle ama küresel gelir adaletsizliği hakkında en çarpıcı sonuçlar bundan ibaret değil.
Dünyanın saygın yardım kuruluşlarından İngiliz Oxfam’ ın 19 Ocak 2015’ te yayınladığı veriler gerçekten dudak uçuklatacak cinsten.
Buna göre dünyanın en zengin % 1'lik kesiminin elindeki servet, tüm dünyanın geri kalanındaki servetten daha fazla olmak üzere.
Oxfam; 2016'da dünya nüfusunun %1'lik en zengin kesiminin sahip olduğu varlıkların, dünyadaki tüm servetin %50’sini aşacağını ortaya koymakla kalmıyor. 2008 krizinden sonra uçurumun daha da büyüdüğünü örneğin bu %1’ lik en zengin kesimin 2009’da küresel servetin %44’üne sahip olurken bugün %48’ in üzerinde oturduğuna dikkat çekiyor.
Ve ister inanın ister inanmayın aynı rapora göre dünyanın en zengin 80 kişisinin serveti, 7 milyar dünyalının yarısı olan üç buçuk milyar insanınkine eşit…
Peki, bu en zenginler küresel varlıkların %48’ini elinde tuttuğuna göre geri kalan %52’ si kimlerde?
Oxfam raporu bu soruyu da yanıtlıyor:
%52’ nin %46'sı dünyanın en zengin %20’ lik diliminin elinde.
Dünyanın geriye kalan %80’ ine ne mi düşüyor? 5,6 milyar dünyalı bu varlıkların sadece %5,5'i ile yetinmek zorunda.
Dünya bu adaletsizliği daha ne kadar taşır?
Böylesine adaletsiz dağılımın olduğu dünyada küresel servet avcılarına karşı küresel tehdit sona erer mi?
Cevabı belli sorulara kafa yormaktansa bugünleri 70 yıl önce anlatan Necip Fazıl ile konuya nokta koymak galiba en iyisi:
“Allah’ın on pulunu bekleyedursun on kul,
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul
Kurt yapmaz bu taksimi kuzulara şah olsa”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.