Beşikler vermişim Nuh’a 
Salıncaklar, hamaklar.
Havva anan dünkü çocuk sayılır,
Anadolu’yum ben tanıyor musun?
(Ahmed Arif)
Anadolu; Kars kalesinden İshak Paşa sarayına, Ahtamar Kilisesin den  Deyrülzefaran Manastırına, Fırat’ından  Dicle’sine, Ağrı Dağından, Nemrut’una, Munzur’una,  Halfeti’den Vakıflı Köyüne, Hasankeyf’ten  Göbekli tepesine kadar her biri ayrı efsaneye ev sahipliği yapmış, Medeniyetler Mozaiği.
Kavimlerin yolları göçlerle kesişir; Komşu olur, kirve olur, dünür olur. Kimse kimseyi yadırgamaz, ötekileştirmez, sen bendensin değilsin hesabı yapmaz; aynı ağıda ağlar, aynı halaya oynar, kaşığı aynı pilava sallar, aynı topraktan bereketlenir, çocukları bir okula gider, aynı sıralarda otururlar.
Göç Anadolu’nun kaderidir. Kimse keyfinden, bildiği yurdundan kopmak istemez, hep kanla gözyaşıyla, sevdiklerini arkada bırakarak, zulümlerden kaçarak, yürekleri yanarak, aç-susuz yollarda telef olarak kendilerine yurt bulmaya çalışırlar ancak çok azı varır gidilecek yerlere. Halklar göçlerle arkalarında- öz vatanlarında- dünyaya mal olmuş somut kültürel miraslarını bıraktıkları gibi, somut olmayan ama o halkla özdeşleşmiş, bir toplumu diğerinden ayıran, farkındalık yaratan o toplumun karakteristik özelliklerini yansıtan ezgileri, türküleri, yemek kültürü, ritüelleri, şölenleri, el sanatları, giyimleri,  esprileri,  fıkraları, inançları, ırkı, tabiiyeti, siyasi fikirleri, dilleri, lehçeleri in de bırakmak zorunda kalıyor ve tüm bu değerler zamanın karşısında acımasız bir yıkıma uğrayabiliyor.  Binlerce yıldır yaşanan göç dalgalarıyla beraber Anadolu medeniyetlere kucak açmış, halklar kaynaşmışlar, bir olmuşlar, birlik olmuşlar, aynı tarihsel kaderin parçası olmuşlar Halklar tarih sahnesinden silinmemek adına, öz bir hafıza oluşturmak adına, somut olmayan kültürel miraslarını  nesilden nesil e aktarmak ister, en doğal haklarıdır.
 Göç, göçe maruz kalan Halkları nasıl derinden olumsuz etkiliyorsa göç edilen topraklarda yaşayan halkı da bir çok yönden olumsuz etkileyebiliyor. Göçün kontrolsüz olması, göç edilen topraklarda ki demografik yapıya ve nüfus oranına uygun olmayan sayıda yoğunluk yaşanması,  Entegrasyon sürecinin tamamlanmadan, dil problemi aşılmadan, belli bir eğitimden geçirilmeden, halkların birlikte yaşaması bir çok asayiş problemine, sosyal, ekonomik ve kültürel farklılıklardan kaynaklanan sıkıntılara yol açabiliyor. Yine büyük bir göç dalgasıyla karşı karşıyayız. Anadolu’nun kucağı herkese açıktır. Ama bahsettiğimiz sıkıntıların en aza indirilmesi adına göç kontrollü olmalıdır.
 Vatanlarından, evlerinden, akrabalık ilişkilerinden,  maddi varlıklarından, çalışma hayatlarından kopmuş yaşam standartlarından geriye düşmüş, barınma, giyinme, gıda, eğitim ve sağlık gereksinimlerini karşılamakta sıkıntı yaşayan göçmenler ciddi problemlerle karşı karşıya kalabiliyorlar. Sokaklarda ve parklarda yaşamak zorunda kalan, dilenen, ucuz iş gücü ile zor çalışma koşularında sigortasız ve iş güvencesiz çalıştırılan, küçük çocukların çalıştırıldığını, eğitimden mahrum, hijyenik olmayan koşullar da, yeterli beslenemeden zor bir hayat sürmeye çalıştıklarına şahit oluyoruz.
Göç nedeniyle belki kısa süre misafir edeceğimiz belki de bu topraklar da birlikte yaşayacağımız, bundan sonra yol arkadaşlığı yapacağımız, tarihsel paydaşlığımız olacak göçmenlere insan olma ön koşulunun gerektirdiği azami şartları sağlamak hepimizin görevidir.
Bize düşen, İnsan olmanın da gerektirdiği  bize ihtiyacı olan bu insanlara yüz dönmemektir, dışlamamak, ötekileştirmemektedir. Kucaklayıcı olmak, ihtiyaçlarını giderme de azami çaba harcamak olmalıdır. Yüreğiniz de sevgiye daha çok yer açın. Dostça kalın.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.