Suriye İç Savaşı da tıpkı diğer savaşlar gibi “insan eliyle oluşturulan olağan dışı durum” ve “önlenebilir bir Halk Sağlığı Sorunu”dur.
Türk Tabipleri Birliği Meslek Örgütü olmakla birlikte, hem Mesleğin çalışanları yani Hekimlerin Özlük haklarının korunması ve Hak ihlallerini önlemeyi ilke edindiği gibi Toplum Sağlığı ve Çalışan Sağlığı gibi Sağlığa Bütüncül yaklaşım çerçevesinde duyarlıdır. Bu açıdan Halk Sağlığı sorunu olarak gördüğümüz Savaş ve beraberinde sebep olduğu Göç olgusunu da bu çerçevede değerlendirmektedir. Savaşın ilk günlerinden itibaren bölgede yaşananları oluşturduğu ekiplerle ve Tabip odaları aracılığı ile izlemiş ve ayrıntılı raporlar oluşturmuş ve yetkililerle paylaşmıştır. TTB’nin son raporu Mayıs-Kasım 2013 tarihleri arasında yürüttüğü çalışmalara dayanarak hazırlanmıştır.
Yazımın bundan sonraki kısmı Meslek Örgütüm Türk Tabipleri Birliğinin hazırlamış olduğu bu rapora dayanarak devam edecektir;
Sığınmacılara yönelik hizmetler daha çok kamplarda yoğunlaştırılmış, kamp dışındakiler açısından kaotik bir durum söz konusudur. En çok dile getirilen sağlık sorunu; kayıtlı olmayan (geçici ikamet belgesi almayan) sığınmacıların sağlık hizmetlerinden yararlanma konusunda yaşadığı sıkıntılardır. Dil sorunu nedeniyle sığınmacıların başta sağlık hizmetleri olmak üzere kamu hizmetlerine erişim, eğitimin sürdürülmesi, iş, sosyal yaşam vb. ile ilgili ciddi sıkıntılar çektiği tespit edilmiştir.
Mahallelerde yapılan inceleme ve görüşmelerde sığınmacıların sağlık hizmetlerinden yararlanma konusunda genellikle bilgiye sahip olmadığı, mevcut mevzuatı ve sağlık kurumlarını bilmedikleri öğrenilmiştir. Koruyucu hizmetlerle ilgili sorunun çok ciddi boyutta olduğu, sadece sağlık kurumuna (ASM, TSM) başvurana verildiği, yaşadığı yerde hizmet verilmediği gözlenmiştir. Bu nedenle doğurgan çağ kadın, gebe, bebek ve çocuk izlemleri hiç yapılmayan ya da kesintiye uğrayan, aşıları yapılmayan ya da eksik olan çok sayıda sığınmacı tespit edilmiştir. Geçici istihdam belgesi olmayanlardan ücret alınması nedeniyle ilaca erişemeyen, tedavisi yarım kalan sığınmacılar da görüşülmüştür.
Kamplarda yoğunlaşan bağışıklama hizmetlerinin, kamp dışında oldukça yetersiz olduğu, başvuruya dayalı yapıldığı, çocukların izlenmediği tespit edilmiştir.  Kamp dışındaki Suriye’li bebek ve çocuklar Türkiye’de aşılanmadıkları için Kızamık salgınından olumsuz etkilenmiş, hastalığa yakalanmıştır. Kamuoyundaki yanlış bilginin aksine Suriyeli çocuklar kızamığı Türkiye’ye taşımamış, ülkemizde aşıya erişemedikleri için hastalığa yakalanmıştır. Benzer durum çocuk felci için de beklenmektedir. Sığınmacıların yaşam koşulları ve sağlık hizmetlerine erişimle ilgili sorunları bulaşıcı hastalıklar açısından büyük risk taşımaktadır. Başta kızamık olmak üzere, şark çıbanı, ASYE, gastroenteritler, sıtma olmak üzere polio gibi eredike edilen hastalıkların görülme tehdidi vardır. Geçen yıl görülen kızamık olguları, sıtma ve şark çıbanı olguları haberci niteliğindedir.
Kadınların koruyucu sağlık hizmetlerine erişimle ilgili ciddi sorunları tespit edilmiştir. Aile planlaması hizmetleri, gebe izlemleri, danışmalık hizmetleri, mineral-vitamin desteği vb. hizmetlerin oldukça yetersiz olduğu gözlenmiştir. İstenmeyen gebelikler, bebek ölümleri, anne ölümleri bu nüfus için şaşırtıcı olmayacaktır.
Koruyucu hizmetlerle ilgili tespitler şu şekilde özetlenebilir:
Koruyucu hizmetlerin başvuruya dayalı olması (Doğum anında yapılan aşı, topuktan kan alma dışında izlemler, aşılar, kontrasepsiyon vb. sınırlı hizmet),Koruyucu hizmetlerin sağlık kurumlarında verilmesi, mahalleye çıkılmaması,Sığınmacılara yönelik verilen koruyucu hizmetlerin izleme, denetleme ve değerlendirme işlevlerindeki yetersizlikler gibi.
·         Ekonomik, coğrafik ve kültürel nedenlerle sağlık hizmetine erişimle ilgili sorunlar:
•       Gebe tespiti ve doğurgan çağ kadın izlemleri yapılmıyor
•       Doğum kontrolüyle ilgili hizmetlere ve malzemelere erişimle ilgili ciddi sorunlar var
•       Bebeklerde ve çocuklarda ciddi beslenme sorunları mevcut
•       Bebeklere mama desteği verilmiyor
•       Yaşlı, engellilere yönelik koruyucu hizmetler verilmiyor
•       Sığınmacılara yönelik evde sağlık hizmetleri verilmiyor
•       Sosyal hizmetler verilmiyor
•       Ruh sağlığı açısından riskli grupların tespitleri yapılmıyor
•       Barınma ve yaşam ortamlarına yönelik çevre sağlığına yönelik hizmetler verilmiyor
•       Ev hijyeni ile ilgili temizlik malzemeleri ile ilgili erişim sorunu var
 
Sığınmacıların hastanelerde de ayrımcı uygulamalara maruz kaldığı, hastanelerde hasta yoğunluğun artmasının bu ayrımcı uygulamaları tetiklediği, ayrımcı uygulamaların yerli hastalar tarafından da gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Sağlık kurumları ve sağlık çalışanları tarafından gerekli ilginin gösterilmemesi; en son sıralar verilmesi; bakmak istenmemesi; bilgilendirme yapılmaması; başka kuruma gönderilmesi vb. ayrımcı uygulamalar dile getirilmiştir.
Sağlık yönetiminden sorumlu kurumların (Halk Sağlığı Müdürlüğü, Toplum Sağlığı Merkezli) konu hakkında kapsamlı, koordineli bir çalışmasının olmadığı; hizmetin planlanması, denetlenmesi ve değerlendirilmesi ile ilgili çalışmalarının oldukça yetersiz olduğu gözlenmiştir. Hizmetlerin daha çok kamplarda kalan sığınmacılara odaklandığı, kamp dışı ile ilgili yetersiz kaldığı saptanmıştır.
Sağlık kurumlarının planlanmış bir çalışmasının olmadığı; nüfus tespiti, izlemler, aile planlaması, çevre sağlığı hizmetleri, psikososyal hizmetler, evde sağlık hizmetleri vb. çalışmalarla ilgili ciddi sorunlar tespit edilmiştir. Birinci basamak hizmetlerin tamamen sığınmacının başvurusuna bırakıldığı izlenimi edinilmiştir. Sürece Olağan Dışı Durum gerçekliği ile yaklaşılmadığı, sağlık çalışanı, tıbbi malzeme/olanaklar, aşı, kontraseptif malzeme açısından takviye yapılmadığı; çalışma şeklinde gereksinimlere göre yeni bir düzenlemenin yapılmadığı, halk sağlığı biliminin yöntemlerine yer verilmediği belirlenmiştir.
Yazımın ilk gününden beri özellikle belirttiğim noktaya geri dönmek istiyorum. Tarihsel süreç içerisinde yaşanan tüm göç olguları göstermiştir ki göç eden toplumların kendi vatanlarına geri dönüşleri çok kısıtlı kalmakta bu nüfus ya göç ettiği topraklarda yerleşmekte ya da 3.bir ülkeye transit geçmektedir. Yani şu anda Suriyeli sığınmacı konumunda olan bu insanların zamanla Suriye kökenli Türk vatandaşı olma ihtimalleri hiç uzak değildir. Sağlık, Yaşam ve Eğitim hakkı bizim insan olmamızdan ötürü doğuştan kazandığımız Anayasal haklardır ve Uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınmıştır. Bunun dışında Göçmenlerin yaşadıkları sağlık problemleri bir süre sonra yaşadıkları tüm toplumu olumsuz etkileyebilecek noktalara gelebilir. Bir an önce Göç’ün yaşattığı olumsuzluklara Kamu Kurumu niteliğindeki Meslek Örgütleri, Sivil Toplum Örgütleri, Üniversiteler, Sorumluluğu olan tüm Devlet kurumları ve Toplum –Bireyler olarak daha sağduyulu, daha çözüm odaklı ve el birliği ile yardımlaşma ve dayanışma içerisinde çözüm yolları bulmalıyız.
Sevgi ve Saygılarımla. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.