"Cezalar hekimleri yıldırmayacak"/Soner Aydın'ın Haberi

Gezi Parkı eylemleri sırasında, Dolmabahçe Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi’nde polisin müdahalesi sonucu ağır yaralanan kişilere tıbbi yardımda bulundukları gerekçesiyle yargılanan hekimlerin davası sonuçlandı.

- Bu haber 745 kez okundu.

Gezi Parkı eylemleri sırasında, Dolmabahçe Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi’nde polisin müdahalesi sonucu ağır yaralanan kişilere tıbbi yardımda bulundukları gerekçesiyle yargılanan hekimlerin davası sonuçlandı. 255 kişinin yargılandığı davada mahkeme 7 sanığı beraat ettirirken, 244 sanığa hapis cezası verdi. Dolmabahçe Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi’nde yaralılara müdahale eden, doktorlar Sercan Yüksel ve Erenç Yasemin Dokudan’ın da aralarında bulunduğu 4 sanık hakkında ise “ibadethaneyi kirletme” suçundan 10 ay hapis cezası veren mahkeme, cezayı erteledi.

Mersin Tabip Odası Başkanı Full Uğurhan, meslek ilkeleri gereği görevi yaralılara müdahale etmek olan doktorlara ceza verilmesini gazetemize değerlendirdi. Doktorlara verilen kararı bir hukuk skandalı olarak değerlendiren Uğurhan, verilen cezaların kendilerini yıldırmayacağını söyledi.

-SONER AYDIN: Gezi Parkı eylemleri sırasında Dolmabahçe Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi’nde polisin müdahalesi sonucu ağır yaralanan kişilere tıbbi yardımda bulunan 4 doktora hapis cezası verildi. Siz görevi hasta yada yaralılara müdahale etmek olan doktorlara ceza verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

-FUL UĞURHAN: Öncelikle doktorların bu tür yaralanma durumlarında yaralıya müdahale etmemesi, sağlık hizmeti vermemesi suçtur. Ve hekimler orada yaralılara müdahale etti. Ancak yargı bunun tam tersini yaptı ve sağlık hizmeti verdikleri için doktorları suçladı. Bu akıl alır bir durum değil.

-S.A: Peki davanın seyri ve mahkemenin seçimlere kısa bir süre kala duruşmada böyle karar vermesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

-F.U: Duruşmaların seyri çok ilginç. 2013'ten bu yana, 255 kişinin yargılandığı en büyük Gezi davasında 48 duruşma yapılmış. Bu duruşmalarda kişilerin avukatları beraat kararı verilmesini talep ederken, mahkeme ifadelerin tamamının alınmadığı, tanık ve şikayetçilerin dinlemediği gerekçesiyle mahkemeyi hep ertelemiş. Fakat mevcut durum devam ettiği yani tanık ve şikayetçilerin dinlenmediği, delillerin toplanmadığı halde 55. asliye ceza hakimi sürpriz bir şekilde davayı sonuçlandırmış. Yani önceki davalarda olduğu gibi değişen bir şey yok. Fakat aniden, hemen herkese ceza verilerek mahkeme sonuçlandırılıyor. Bunlar hem görevini yerine getiren hekim arkadaşlarımız hem de kendilerini güvende hissedecekleri en yakın mekana camiye sığınan insanlar. Apar topar 48. davada bir karar verilmesi, seçimler öncesi yandaşlarından prim toplamak adına yapılan bir şey. Biliyorsunuz artık ülkemizde bağımsız yargı diye bir şey yok. İnsanlar evlerinden hukuksuz bir şekilde yakalanıp götürülebiliyorlar. Ama diğer taraftan Ankara saldırısında olduğu gibi bombacıları biliyorlar ama patlamadan yakalayamıyorlar. Yani hukuk rezaletinin yaşandığı bir ülkedeyiz.

-S.A: Son zamanlarda görüyoruz ki toplumsal olaylarda görevini yerine getiren hekimlere yönelik şiddet olayları gelişiyor. Örneğin son Ankara saldırında yaralılara müdahale eden hekimlere yönelik gaz bombası atıldığı, su sıkıldığı öne sürüldü. Bunun için ne diyeceksiniz?

-F.U: Türkiye akıl dışı, anormal bir süreçten geçiyor. Biz insan sağlını korumakla yükümlü bir mesleğin örgütü ve bu örgütte yer alan hekimler olarak bu akıl dışılık içinde aklımızın, vicdanımızın ve sorumluluğumuzun gereği neyse, bunu ne pahasına olursa olsun yerine getiriyoruz. Şunu söylüyoruz ki, 'Korkmuyoruz'. Bizi hapse de koysalar, hastamıza suni teneffüs yaparken bize gaz da sıksalar, bizi yıldıramazlar. Örgütümüz ülkemizde olağan üstü durumlarda nasıl davranması ve sağlık hizmeti vermesi konusunda çok deneyimli bir örgüt. Bizim kendi meslek içi eğitimlerimizde, hep bu durumlara karşı eğitiliyoruz. Bizim bilgimiz, vicdanımız ne gerektiriyorsa onu yerine getiriyoruz. Bütün bunlar bizi yıldırmayacak. Bunu herkes bilmeli.

-S.A: Son olarak mahkeme kararının seçim öncesi siyasi bir karar olduğuna vurgu yaptınız. 1 Kasım seçimler yaklaşırken, seçmenlere söylemek istediğiniz bir şey var mı?

-F.U: Ben Türkiye de normalleşme adına özellikle seçimlerin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Herkesin 1 Kasım'da sandığa gitmesini, ülkemizin demokrasi ve barışa kavuşması için ne gerekiyorsa onu yapmasını diliyorum. Sanırım bizim tek kurtuluşumuz sandık.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.