Eğitim-Sen 21. yılını kutluyor

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)’e bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) 21. yılı buruk kutluyor. Eğitim-Sen Mersin Şubesi’nde gerçekleşen buluşmada, hem sendikanın kuruluş süreci ve faaliyetleri anlatıldı hem de yarın yıl tatiline giren eğitim-öğretim sürecinin değerlendirmesi yapıldı.

- Bu haber 410 kez okundu.

Eğitim-Sen 21. yılını kutluyor

İmece Haber Merkezi Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Sinan Muşlu, bugüne kadar yıldönümlerini çeşitli sosyal etkinliklerle kutladıklarını ancak ülkede yaşanan çatışmalar ve ölümler nedeniyle bu yıl kutlama programı yapmadıklarını söyledi.

Siyasi iktidarın eğitim sistemini kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda biçimlendirmeye hız verdiğini belirten Sinan Muşlu, devlet okullarının sayısı belirgin bir şekilde azalırken her fırsatta kamu kaynakları ile desteklenen, çeşitli muafiyet ve istisnalar ile açılması teşvik edilen özel ilkokul ve ortaokul sayılarındaki artışın artarak devam ettiğine dikkat çekti. “Velilerin çocuklarını özel okullara yönelmesinde kamu eğitim kurumlarının 4+4+4 nedeniyle yaşadığı tahribat belirleyici olmuştur” diyen Muşlu,  4+4+4 sonrasında özel okulların toplam okullar içindeki oranının 3 kat arttığını söyledi. Aynı zamanda eğitimin dinselleştirmeye çalışıldığına da dikkat çeken Muşlu, “Ana okuldan başlayarak, lise eğitimi bitene kadarki süreçte din ağırlıklı eğitim veriliyor. Sadece zorunlu din dersleri olarak bakılmamalı. Ders müfredatı da dinselleştirmenin bir parçası olarak değiştiriliyor. MEB eğitim sistemini, Diyanet İşleri Başkanlığı, dini cemaatlerin kurduğu vakıf ve derneklerle işbirliği halinde adım adım dini referanslara göre biçimlendirmeye ve dönüştürmeyi sürdürmektedir. İktidarın bugüne kadar eğitim sisteminde ve günlük yaşamda ortaya koyduğu temel pratik, her türden dini inancı istismar ederek ve kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak çocuklarımızı ve toplumu ‘tek din, tek dil, tek mezhep’ anlayışı üzerinden ‘tek tipleştirmek’ olmuştur. Eğitimde 4+4+4 dayatması ile ‘dindar nesil’ yetiştirmeyi hedefleyen siyasi iktidar, Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden hedefini daha da büyüterek bilinçli ve programlı bir şekilde daha kolayca ‘şekil verebileceği’ 4-6 yaş gurubuna yöneltmiştir" ifadelerini kullandı.

Okullarda ve üniversitelerde Eğitim-Sen üyelerine yönelik olarak başlatılan soruşturma, sürgün, baskı ve cezaların en yoğun olduğu dönemlerden birisini yaşadıklarını aktaran Muşlu,  soruşturmaların siyasi olduğuna dikkat çekti. MEB’in, Cizre ve Silopi’deki öğretmenleri ‘hizmet içi eğitim’ bahanesiyle çekerek, askeri operasyonlara açıkça destek verdiğini söyleyen Muşlu, bu şekilde öğrencilerin eğitim haklarının ihlal edildiğine dikkat çekti. Buna karşılık eğitim hakkı ve can güvenliğinin sağlanması, savaşın değil, barışın savunulması amacıyla 29 Aralık’ta KESK, DİSK ve TMMOB öncülüğünde gerçekleştirilen eylemine katılan öğretmenlerin ‘eğitim hakkını engellemek’ suçlandığını hatırlatan Muşlu, şöyle devam etti:  MEB’in aldığı kararla öğrencilerin eğitim hakkını elinden alırken, öğrencilerin eğitim ve yaşam hakkı için eylem yapanlar hakkında soruşturma açması utanç vericidir. Bakanlığın Eğitim Sen üyelerine sendikanın almış olduğu karar nedeniyle ceza veremeyeceğini bile bile soruşturma açması, iktidarın ve MEB’in suçluluk psikolojisinin tipik bir yansımasıdır.

Eğitim sisteminin yıllardır çözüm bekleyen sorunlarından birisinin de sayıları 300 bini aşan ataması yapılmayan öğretmenler sorunu olduğunu belirten Sinan Muşlu, bu konuda şunları söyledi: “Hükümetin bugüne kadar eğitim sisteminin ihtiyacı kadar öğretmen atamaması, Türkiye’nin kısa bir zaman içinde hali hazırda mevcut işsizler ordusunun yanı sıra, ikinci bir işsiz öğretmenler ordusu ile karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. Bu durum atama bekleyen işsiz öğretmen sayısını her geçen yıl arttırarak, işsiz öğretmenleri büyük bir strese sokmakta, intiharlara kadar varan olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Bugüne kadar ataması yapılmadığı için bugüne kadar 41 işsiz öğretmen intihar etmiştir. MEB bu atamaları gerçekleştirmek yerine ucuz, esnek ve güvencesiz ücretli öğretmen formülüyle bu ihtiyacı gidermeye çalışmaktadır. Bugün MEB bünyesinde 60 bine yakın ücretli öğretmen ayda 1000 TL ücretle güvencesiz olarak istihdam edilmektedir. Ataması yapılmayan öğretmenler sorunu en kısa sürede çözülmeli, ataması yapılmayan bütün öğretmenlerin atamaları somut bir plan dahilinde yapılmalıdır. Türkiye’de eğitim sistemi her geçen gün artan sorunlar ve derinleşen çelişkiler ile tam bir çürüme içinde bulunurken, AKP iktidarı döneminde ortaya çıkan ataması yapılmayan öğretmenler sorunu eğitimin öncelikli sorunlarından birisi haline gelmiştir."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.