NEREDE HAK NEREDE HÜRRİYET?

Baro Başkanı Alpay Antmen, yaptığı yazılı açıklamada meclise sunulan güvenlik paketinin Anayasa’ya aykırı olduğunu vurguladı. Antmen, paket ile demokratik hukuk devleti ve bireyin temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanacağını belirtti.

- Bu haber 689 kez okundu.

NEREDE HAK NEREDE HÜRRİYET?
 Kamuoyunda  “Güvenlik Paketi” olarak bilinen 24 Kasım 2014 tarih ve 4665 sayılı, “Polis Vazife Ve Salahiyet Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulduğunu aktaran Mersin Baro Başkanı Alpay Antmen, yaptığı değerlendirmede şu görüşlere yer verdi;

“Kanun tasarısı, kamuoyuna “Güvenlik Paketi” olarak gösterilmeye çalışılsa da, paketin, demokratik hukuk devleti ve bireyin temel hak ve özgürlükleri ile bağdaşmayan düzenlemeler içerdiği açıktır. Yapılan düzenlemeler ile tüm illerdeki valilere, tüm ilçelerdeki kaymakamlara olağanüstü hal yetkileri verilmekte, ülkemiz tamamen olağanüstü hal rejimine geçmektedir. Hakim ve savcıların karar verebileceği gözaltı, arama gibi ceza usül işlemlerinde yetkinin polise verilmesi, gözaltı sürelerinin polis tarafından uzatılması, mala zarar verme suçlarında veya bunlara teşebbüs halinde dahi polise silah kullanma yetkisi verilmesi, polisin gaz sıkmasından etkilenmemek amacıyla ağzını ve burnunu örten barışçıl göstericilerin ve herkesin silahlı göstericilerle bir tutulması hukuk dışı uygulamaları arttıracak mahiyettedir. Kanun ve içtihatlarda silah ve silah kullanma meselesi net olduğu halde, silah veya havai fişek, sis, gaz, benzeri maddeleri tek tek saymak, polisin silah kullanma yetkisini arttırmaya yöneliktir. Polis ve jandarmanın görevli hâkimin onayından önce 48 saat gibi uzun bir süre iletişimi tespit etmesi, dinlemesi, sinyal bilgilerini değerlendirmesi,  kayda alması özel hayatın gizliliğinden, haberleşme hürriyetine kadar birçok hakkı ihlal edebilecek mahiyette düzenlemelerdir. Diğer yandan, bu dinleme, tespit ve kayıt faaliyetleri sonrası yazılı emri onaylayacak makamın Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 250. Maddesinden ayrılarak Ankara ağır ceza mahkemesi üyesine verilmesi, kanuni hakim güvencesi ile bağdaşmaz.

Yapılan diğer düzenlemelerle birlikte düşünüldüğünde, ülkemiz ve hukuk sistemimiz, zaten eksik olan hukuk devleti uygulamalarından daha çok uzaklaşmaktadır. 12 Eylül döneminde bölgesel olarak uygulanan sıkıyönetim ve olağanüstü hal artık Kanun ile sürekli ve tüm ülkeye yayılarak uygulanacaktır. İleri demokrasi söylemi ile hareket eden siyasi iktidarın bırakın ileri demokrasiyi getirmek aksine demokrasiyi rafa kaldıracak eylemlerini görmek 21. yy Türkiye’sine yakışmamaktadır. Avukatlık Kanunu’nun 76. ve 95. maddelerinden doğan hukukun üstünlüğü ve insan haklarını korumak görevinin bilinci ile bu Kanun Tasarısını ülkemize reva gören zihniyeti esefle kınıyoruz”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.