ABİDİN YAĞMUR

 

IŞİD saldırılarından kaçarak Türkiye’ye, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine sığınan Suriyeliler, IŞİD militanlarıyla savaşan PYD militanları, sınır hattı boyunca güvenlik güçleriyle çatışan göstericiler, polisle çatışmaya giren milletvekili fotoğrafı… Günlerdir Suruç’ta yaşananlar medyada daha çok bu çerçevede yer bulsa da her savaşta olduğu gibi bu savaşta da mağdur olan, evsiz kalan, aç kalan siviller ve elbette çocuklar.

Mersin Barosu’na kayıtlı avukat Onur Kale, Suruç’ta yaşananları duyduğunda yerinde duramayan, yaşananları duyarsız kalamayan aktivistlerden biri. Suruç’ta 3 gün boyunca kalan, ‘nöbet eylemlerine’ katılan Kale, izlenimlerini Mersin İmece muhabirine anlattı.

Kale, “Rojava’da IŞİD çetelerine karşı verilen haklı savaş nedeniyle sınırdaki direniş nöbetine katılmak için Suruç'a gittim” diye başlıyor konuşmasına ve ekliyor: “Suruç'a varır varmaz Suruç ilçesinin olağanüstü günler yaşadığını hemen fark ettim. İlçe merkezinde, kaymakamlık ve Emniyet Müdürlüğü binalarının önünde 3'er TOMA,  3 akrep aracı,  çok sayıda çevik kuvvet polisi görünce ilçe merkezinin olağanüstü görüntüsü hemen göze çarpıyor. Suruç'u daha evvel görmüştüm ama hiç bu kadar kalabalık görmemiştim. Kobane’den gelen sığınmacılar nedeniyle Suruç'taki kaldırımlarda adım atacak yer dahi bulmakta zorlanıyorsunuz. Adeta insanlar sokaklara sığmıyor.”

Kale, Suruç’a sığınan mültecilerin bir kısmıyla otogarda karşılaşmış. Onlar, büyük şehirlerde akrabaları olan, görece biraz daha şanslı sığınmacılar! Akrabası, gidecek yeri olmayanlar ise ya sokaklarda yatıyor ya da belediyenin tahsis ettiği yerlerde. Onur Kale de, sığınmacılarla empati kurabilmek için belediyenin tahsis ettiği Amara Kültür Merkezi’nin bahçesinde uyumuş bir gece. O geceyi ve gördüklerini şöyle anlatıyor:

 

‘Bir aylık, 3 aylık bebekler sokakta kalıyor’

 

“Suruç Belediyesi Amara Kültür Merkezi’ni sığınmacılara tahsis etmiş. Bu kültür merkezinde toplam 580 sığınmacı kalıyor. Kültür merkezi binasının içinde kalanlar şanslı. Çünkü kültür merkezinin bahçesinde kalan ve geceleri bahçede uyuyan yüzlerce sığınmacı var. Ben de sığınmacıların durumunu yakından görmek için geceyi bu kültür merkezinde geçirdim. Tıpkı sığınmacılar gibi bahçede yere yatarak uyumaya çalıştım. Ama Suruç'un gece soğuğu beni uyutmadı. Uykusuz bir gece geçirdim. Kültür merkezinin bahçesinde yüzlerce çocuk ve aşağı yukarı on kadar 1 aylık,  3 aylık bebekler de kalıyor. Bahçede uyuyorlar. Battaniyeye sarılı o bir aylık bebeklerin soğuktan olsa gerek ağlamaları beni derinden etkiledi. Kültür merkezinde ve ambarlarda,  boş dükkanlarda kalan sığınmacılar, maalesef en temel insani ihtiyaçlardan mahrumlar. Bu sığınmacıların ihtiyaçları zaten imkânları kısıtlı olan yerel dinamikler tarafından karşılanıyor. Devletten yeteri kadar ödenek alamayan DBP'li belediye ve kendileri de ekseriyetle yoksul olan yerel halkın özverili katkıları sayesinde sığınmacılar sıcak yemek yeme imkanlarına sahip oluyorlar.  Ama bu sığınmacılar, Suruç’a geldiklerinden beri, yaklaşık 10 gündür yıkanamamışlar.”

 

Aktivistler havan ateşi altında kalınca…

 

Onur Kale, sokaklarda ya da belediyenin tahsis ettiği yerlerde kalan sığınmacıların acil sorunlarından birinin de sağlık hizmeti olduğunu söylüyor. Kale’nin anlatımına göre kültür merkezinde kalan hasta ve tedaviye muhtaç sığınmacılara gönüllü doktorlar ve hemşireler sağlık yardımında bulunuyor. Ama bu gönüllü sağlık görevlileri de çok acil sağlık malzemesine ihtiyaç duyduklarını ifade ediyorlar. Suruç Devlet Hastanesi’nin çok sayıda ambulansa ihtiyacı olduğu halde devlet yeni ambulans tahsis etmiyor. Cizre Belediyesi ve Mardin Belediyesi ambulans göndererek sorunu hafifletmeye çalışmış.

Suruç’ta bulunduğu süre boyunca tanık olduklarını, izlenimlerini sosyal medya üzerinden yazılı ve görsel olarak paylaşan Onur Kale, aktivistlerin kullandığı bir dolmuşa havan mermisi isabet ettiğini de sosyal medyadan duyurmuştu. Kale, o anları şöyle anlatıyor:

“Sınırın sıfır noktasındaki Suruç'a bağlı Dewşan köyünde direniş nöbeti tutmak için köye çok yakın bir alanda araçları park ettikten sonra Türkiye’nin her yerinden gelen aktivistlerle oturmaya başladık. Biz oturduktan 15 dakika sonra 50 metre ilerimize 10’ar dakika arayla 3 havan topu mermisi düştü. Biz son derece tedirgin olduk ama nöbet yerimizi terk etmedik

Daha sonra atılan havan topu mermisi park halindeki, 20 metre ilerimizdeki minibüse isabet etti. Ondan sonra büyük bir panik içinde oradan hızla uzaklaşarak 500 metre ilerideki köye sığındık.”

Suruç'ta gazetecilerin büyük baskı altında görevlerini yapmaya çalıştıklarını da aktaran Kale, halkın doğru bilgi almak için muhalif yayın organlarını takip ettiğini söylüyor ve ilçe halkının ruh halini şöyle özetliyor:  “Orada herkesin tek gündemi savaş! Ben de yine gideceğim oraya…”  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.