"Tarım işçileri iş yasasında var edilmelidirler"/Turan DAL'ın Haberi

Tüm Üretici Köylüler Sendikası Genel Merkez Eğitim-Örgütlenme Uzmanı Sedat Başkavak tarım işçilerin sorunlarını gazetemize değerlendirdi.

- Bu haber 924 kez okundu.

 Tarım işçileri, doğdukları yerlerdeki istihdam olanaklarının sınırlılığından kaynaklı mevsimlik göçe mecbur kalmaktadırlar. Memleketlerinden yüzlerce, bazen de binlerce kilometre uzaklarda 7 gün 10 saat çalışmaktadırlar. Tamamen sigortasız, sağlık güvencesiz ve emeklilik güvenceleri olmadan, ağır çalışma koşullarında ter dökerler. Bu zor koşullarda çalışan işçiler haliyle birçok sorunla karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu problemlerin başında sağlık ve barınma gelmektedir. Başka bir problem ise en son geçen hafta yaşandı. 15 tarım işçisi Manisa’da yaşanılan trafik kazası sonucu yaşamını yitirdi.

Tüm Üretici Köylüler Sendikası Genel Merkez Eğitim-Örgütlenme Uzmanı Sedat Başkavak “Problemin özü şudur: Tarım işçileri bu koşullara neden mecbur kalıyor. Bunu mecbur kılan problemleri ortadan kaldırmadığımız sürece bu tür kazalar, cinayetler, ya da tarım işçilerinin yaşadığı sorunlar değişmeyecektir” vurgusunda bulundu.

 

“Sorumluları da vardır”

 

“Sorumluluğu kadere atarak işin içerisinden çıkılacağı düşünülüyor” diye belirten Başkavak, “Sonuç itibari ile bu işçi ölümlerinin hiç biri kader değil, kaza da değil, aslında cinayettir. Somada, Ermenek’te, Manisa’da yaşanan işçi ölümleri cinayettir. Tabi böyle de bir yanı var bu işlerin; biz şimdi Manisa’daki 15 kişi öldü diye tarım işçilerini konuşuyoruz ama daha 3 gün önce Tokat’ta Miksaray’a gelmeden 15 km önce’de yine tarım işçilerinin taşındıkları minibüs virajını alamadı diye kaza yaptı 1 kişi yaşamını yitirdi. Yozgat’ta yine aynı şekilde 1 kişi yaşamını yitirdi ve 10’un üzerinde yaralı vardı. Hani tarım işçileri aslında 10’ar 10’ar öldüğünde haber oluyor. Yoksa Tokat’ta ölen tarım işçisinin, Yozgat’ta ölen tarım işçisinin bir başka yerde ölen tarım işçisinin aslında istatistiklerde bile yer alamadığını görüyoruz. Bu açıdan da yaşananların kader değil aslında her biri cinayettir. Bu cinayetlerinde elbette ki sorumluları da vardır” dedi.

“Vicdan meselesi olarak yansıtılıyor”

 

“Bu cinayetlerin sebebi tartışılan haliyle yolun düzeltilmemesi, dinlenmeden araç kullanan tır şoförleri söylenilebilir” diye ifade eden Başkavak, “ Çünkü bu ikisi bugün özellikle tartışılıyor. Bir kısım milletvekili de biz bu yolun düzeltilmesi için uzun yıllardır mücadele ediyorduk, diyor. Ama bu asıl sorumluluğu ortadan kaldırmıyor. Elbette ki birincil sorun olarak görünen yol problemidir. Bu sorumlulukta yine hem siyasi iktidar, hem de Ulaştırma Bakanlığındadır ama asıl şöyle bir problem vardır. Tarım işçileri niye bu koşullarda yolculuk yapıyor. Tarım işçileri neden hep bu koşullarda yolculuk yapıp öldüklerinde herkesin haberi oluyor. Üstelik sadece vicdan meselesi olarak yansıtılıyor. Basın da buna dahil böyle ele alınıyor. Dünden beridir basından takip ediyorum. Verilen algı şu: İnsanların vicdanına seslenen ya da sürekli ona kurgu yapılan bir dizim şekli var. Ama problemin özü şudur. Tarım işçileri bu koşullara neden mecbur kalıyor. Bunu mecbur kılan problemleri ortadan kaldırmadığımız sürece bu tür kazalar, cinayetler, ya da tarım işçilerinin yaşadığı sorunlar değişmeyecektir” diye belirtti.

 

“İnsan gibi taşınması gerekiyor”

 

“Tarım Bakanlığı Çalışmalı ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı diğer tarafıyla hükümet tüm bu cinayetlerde tüm bu kazalardan sorumludur” şeklinde konuşan Başkavak, “İşi burada bilmek lazım! Yoksa sadece yol, şoförün uyuması ve benzeri şeyler aslında gerçeğin üstünü de örtmeyi sağlayan bir anlatım şekline dönüşmeye başlamıştır. Gerçeği görmek lazım! Tarım işçilerini kamyon kasasında taşımanın bir ucuzluğu var. Ama şunu da özellikle belirtmek lazım! Tokat’ta ve Miksar’da birisi minibüs, birisi yarım otobüs kaza yapıyor. Kazanın sonucunda 1 ölü var. Manisa’da kamyon kasasında taşınıyor. işçiler… Kaza yaşanıyor. Kaza sonucunda 15 ölü var. Yani sadece bunu söylemekte çok garip geliyor ama işçilerin insan gibi taşınması gerekiyor” diye kaydetti.

 

“Bu işin sorumlusu kim”

 

“Basın bir duygu seli üzerinden bu haberleri sunduğunda herkes vah vah diyor ama bu işin sorumlusu nedir, kimdir, bu iş nasıl çözülecektir, diyen yok” vurgusunda bulunan Başkavak, “Tarım işçilerinin yollarda telef olmasını yalnızca bugün görür durumda değiliz. Yıllar öncesine dayanan bir olay bu. Dediğim gibi sadece 10’ar, 15’er işçi öldüğünde basında yer buluyor. Bulduğunda da duygu seli halinde bir anlatım benimseniyor. Ama asıl mesele bu ülke de tarım işçilerine ilişkin bir düzenleme var mıdır? Onların yaşam koşullarını, çalışma koşullarını, barınma koşullarını, onların gelecek kaygılarına değen düzenlemeler var mıdır? Cevap net, yoktur! O zaman bunu sıradan Mersin’in herhangi bir yerinden televizyonunu açıp izleyen bir emekçinin vah vah çok kötü olmuş sözleri dışına çıkartmak gerekiyor. Şunlar sorulabilmeli! Kardeşim bu işin sorumlusu kim? Bu tarım işçisi neden kamyon kasasında taşınıyor” ifadelerini kullandı.

 

“3 milyon tarım işçisi vardır”

 

“Ülkemiz de şöyle bir sorun da var” diyen Başkavak, “Devlet, zaten tarım işçisini tanımıyor. Mesela bugün devletin tanıdığı tarım işçisi 350 bin ile 400 bin arasındadır. Biz de diyoruz ki yaklaşık 3 milyon kişiye varan tarım işçisi vardır. Şimdi aradaki bu farkın sebebi nedir? Devlet diyor ki tarım işçisi denilen kişiler üretme çiftliklerinde, TİGEM’lerde, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı kuruluşlarda çalışan kişilerdir diye tanımlıyor. Dolayısıyla da bu işçilerin her türlü hakları vardır. Doğrudur. Hem iş kanununa tabiler, hem sendikalaşama hakları var, hem de sendikaları var. Ama asıl bizim bahsettiğimiz tarım işçileri bütün bu haklardan yoksun işçiler” dedi.

 

“Tarım işçileri 4 gruba ayrılır”

 

Haklardan yoksun işçilerinde dört gruba ayrıldığını belirten Başkavak, “Birinci grup memleketinden yaşadığı yerden çıkıp en yakın yerlere giderek hani en yakınından başlayarak yerleşen işçilerdir. İkinci grup memleketinden göç edip gelmiş, kentin varoşlarına yerleşmiş, sadece tarım işçiliği yapan kimselerdir. Üçüncü grup memleketinden çıkıp gelmiş bir kentin varoşunda da kendine yer bulamamış işçilerin özellikle de tarımın yapıldığı merkezlere yakın mısır saplarından, naylondan yaptıkları barakalarda yaşayan işçilerdir. Dördüncü grup ise bizim Manisa Salihli de gördüğümüz işçiler. Bu kişiler ise İç Ege, İç Anadolu’da 100’de 99’u kadınlardan oluşuyor. Bunlarda kendi bölgelerinde nihayetinde gördüğümüz işçiler Salihli’nin kenar mahallelerinde oturan yoksullardır” diye kaydetti.

 

“İş yasası kapsamında yerleri yok”

 

Son olarak tarım işçilerinin çalışma, barınma ve yaşam koşullarını düzenleyecek bir yasal düzenlemeye ihtiyaçlarının olduğunu dile getiren Başkavak, “ En büyük meselede budur. Örneğim tarım işçilerinin bir sosyal güvenlik kapsamına alınması gerekir. Genel Sağlık Sigortası da bunu çözecek düzeyde yeterli değildir. Bu insanlar çalışmaktadır. Artı değer üretmektedir. Alnının teriyle ekmek kazanmaktadır ama iş yasası kapsamında yerleri yok” dedi. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.