Gerçek hayat hiç bir zaman hayal edildiği gibi değildir.
    Kendine göre kuralları, taşıdığı özellikleri, olumlu ve olumsuz tarafları vardır.
    “Enflasyon düştü, düşüyor, ekonomi de kriz yok, kriz var diyenler Türkiye’nin gelişmesini istemeyenler, dış güçlerdir.” Diye muhalefete çatsalar da gerçekleri saklamak mümkün değildir. Bu sözler siyaseten söylenen sözlerdir.
    Bir yıl içerisinde bazı kalemlerde gelen zamlar gerçeğin ne olduğunu gösteriyor:
Elektriğe yüzde elli.
Doğalgaza yüzde elli.
Akaryakıta yüzde otuz.
Tekel ürünlerine yüzde altmış.
Köprü ve otoyollara yüzde yirmi.
Temel gıda maddelerine yüzde kırk zam geldi ama müthiş bir hesaplama ile Eylül Ayında yıllık enflasyon yüzde dokuz virgül yirmi altı çıktı.
Dünya’nın başka bir ülkesinde bazı kalemlere bu oranlarda zam yapılıp bu kadar düşük enflasyon çıkarılamaz. Çok büyük matematikçileri bile şaşırtacak bir hesaplama yöntemi olsa gerek bu enflasyon hesaplama yöntemi.
Memur ve memur emeklilerine yapılan yıllık zam yüzde dört artı dört.
Bu zamlarla ayrıca ekonomimiz de hızla iyileşiyor, büyüyor.
Sanayi üretiminde önemli artış yok.
Tarım, suni gübrede yüzde yetmiş dört, tarımsal ilaçlarda yüzde doksan sekiz dışa bağımlı.
Hayvancılık çökmüş.
Genel işsizlik resmi açıklama yüzde on üçlerde. 
Gençlerden her dört kişiden biri işsiz.
Beyin göçü hızlanmış durumda.
Ekonominin yüzde kırka yakını kayıt dışı.
Gıda üreticileri derneği başkanına göre, gıda sektörünün yüzde altmış dördü kontrolsüz üretiliyor. 
On beş bin ziraat mühendisi işsiz boşta geziyor.
Üç yüz binden fazla öğretmen atanma beklerken, yetmiş bin dolayında sözleşmeli öğretmen çalıştırılıyor. Eğitim ve öğretim bilimsellikten tamamı ile uzaklaştırılmış ve çağ dışı bir sisteme dönüştürülmüş. Yüksek okul ve üniversitelerimizde sekiz milyon öğrenci olduğunu söyleyerek övünüyorlar. İyi güzel de, ya eğitim de kalite nasıl?
Milli eğitim yetkililerine göre yüksek okul ve üniversite öğrencilerinin yüzde on altısı dört işlemi tanımıyor. Orta öğretim öğrencilerinin yüzde altmış altısı Türkçe okuduğu bir okuma parçasını anlayamıyor. On bir on iki yaşlarında bir öğrencinin dertlerini anlatmak için kullandığı sözcük türü günde altı yüz kadar. Bu Avrupa ülkelerinde aynı yaşlardaki çocukların kullandığı sözcük sayısı ise iki bin dolayındadır.
Ama ekonomik sorun yok, tam aksine kalkınma hızla ilerliyor.
Enflasyon düşük gösteriliyor ama zamlar yüksek. 
Rakamlar asla yalan söylemez.
Gerçekler saklanamaz.
Vatandaşlar neyin, nasıl olduğunu iyi biliyor ama konuşamıyor.
Basının ezici çoğunluğu yandaş, iktidarın emrinde.
Ana muhalefet başta olmak üzere muhalefetin sesi kısılmış. 
Bir atasözü der ki:
 “Güneş balçıkla sıvanmaz.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.