Sevgili dostlar, hepinize tekrardan merhaba. Yeni bir haftaya başlarken, ufak da olsa bir uyarı ile başlayalım istedim ve bu yazıyı sizin için kaleme aldım.
Biz Türk halkı olarak ödüllendirme ve harçlık verme konusunu yeterince anlamamış bir toplumuz. Ödüllendirme derken neden mi bahsediyorum? Gözlerinizi kapayın ve birazdan anlatacağım sahneyi gözlerinizin önüne getirin…
Müstakil evlerden oluşan bir site düşünün. Bir güvenliği personeli bir de bahçıvanı var. Güvenlik personeli arkadaşımızın görevi belli: güvenliği sağlayacak. Bahçıvan arkadaşın da görevi belli. Evlerin önündeki bahçeler ona emanet. Zaten sitemizin de bir yönetimi var ve bu yönetim, bizden topladığı aidatlar ile bahçıvan ve güvenlik arkadaşlarımızın maaşlarını ödüyor. Yani, dışarıdan bakıldığı zaman hiçbir sorun gözükmüyor. Biz de bu sitede yaşayan vatandaşlarız. 
Bahçıvan arkadaş, yan bahçede işini bitirip bizim bahçeye geldiğinde yanına gidip cebine bir “harçlık “koyuyoruz. Sebep? Sebep şu, diğer bahçelerde yaptığı işlemleri bizim bahçemizde de yapsın, ama daha özenli olsun; kendi bahçesi gibi baksın istiyoruz.
Bir başka örnek ise apartman yaşamından…
Apartmanımızda, seçtiğimiz bir yönetim kurulu var. Bir de kapıcı arkadaşımız var. Kapıcı arkadaşımızın görevi, gün içerisinde kapı önlerine yönetim tarafından belirlenen saatlerde bırakılan çöpleri toplamak, apartmanda oluşan eksikleri yönetime bildirmek. Biz kapıcı arkadaşımıza çıkartıp cebimizden yine bir “harçlık” veriyoruz. Sebep? Biz evde yokken bizim evimize biraz daha iyi baksın diye...
Sevgili dostlar, bu tip örnekler inanın çoğaltılabilir. Hepimiz, hayatımızın her noktasında bu tip örneklerin içinde ve başrollerindeyiz. Yani, hepimiz; iş tanımları belirli olan arkadaşlara, sıra bize geldiğinde işe biraz daha özensin diye “harçlık” veriyoruz.
Dostlar, siz yanınızda sekreter olarak çalışan arkadaşa telefonları kibar aç diye harçlık veriyor musunuz? Vermiyorsunuz. Neden? Çünkü o arkadaşın görevi zaten telefonları kibarca cevaplamak. Ama, iş özel hayatımıza girdiği zaman o harçlıklar hemen ortaya çıkıyor.
Harçlık olarak verdiğimiz bedel, bizim işimizin daha iyi, daha hızlı yapılmasına sebep oluyor ama harçlığı alanı da şu şekilde etkiliyor: “Ahmet beyin bahçesine iyi bakayım, belki bir harçlık daha verir.” veya “Ayla hanımın işlerini biraz daha özenli yapayım, belki bir harçlık daha verir. “
Sevgili dostlar, hayatımızın vazgeçilmez kurallarından biri olan “harçlık” verme meselesini, biz Türk toplumu olarak çok yanlış anlıyoruz. Kendimizin yanlış anladığı gibi, çevremizdekilere de yanlış anlatıyoruz. Harçlığı bir alan, bir daha almak için kırk tane takla atıyor. Harçlık verdiğimizi gören evladımız, bu iş böyle yapılıyormuş diye beynine kazıyor.
“Peki, arkadaş sen böyle yazıyorsun da çözüm ne?” diyenler için aşağıdaki paragrafı bırakıyor, sizlere bugünlük veda ediyorum...
İşimizi daha hızlı/özenli yapması için harçlık verdiğimiz personel arkadaşımız, emin olun ki yan dairenizden, komşunuzdan da aynı amaç uğruna harçlık alıyor. Çünkü, bu işin raconu böyledir.  Harçlıklar neden veriliyor? Sıra bize geldiği zaman işimizin daha hızlı/özenli bir şekilde yapılması için. Madem bu arkadaş bu kadar harçlık alıyor, gelin bu kardeşimizin maaşına bir miktar zam yapalım. Harçlık vermek yerine vereceğimiz bir miktar zam zaten personelin işe daha çok sarılmasına, daha özenli yapmasına neden olacaktır. Ne oldu? Bu fikri pek sevmediniz değil mi?
Son sözlerimi söyleyip, bu haftaya da bir uyarı yazısı ile başlamış olalım.
İşte tam olarak yukarıdaki düşüncelerim yüzden kimseye harçlık vermemeye çalışıyorum. Verenlere de bu yazıyı özetler birkaç cümle kullanıyorum. Bu dünyayı sen mi kurtaracaksın gibi cümlelere de gülerek yanıt veriyorum. Siz; siz olun, bir daha birisine harçlık verirken bu yazıyı düşünün.
Bir de harçlık ile bahşişin arasındaki farkı unutmayın; iki kavramı birbirine karıştırmayın…
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.