Geçen haftaki yazımızda, 2019’da ülkece yaşadığımız talihsizliklerden bahsedip, 2020’nin güzel geçmesi için temennilerde bulunmuştuk.

2019’da yaşadıklarımıza talihsizlik demek çokta doğru değil sanırım. Talihsizlik; şansızlık demek, yaşadığımız kötü olaylar şanssızlık değil, ektiğimiz veya vesile olduğumuz yanlışlıkların hasadı idi.

Maalesef, hangi görüşten olursa olsun yerel veya ulusal anlamda yöneticilerimiz ve siyasetçilerimiz verdikleri kararlarla kötü sonuçlara göz göre göre onay vermişlerdir. Uzun vadeli ve faydalı kararlar yerine kısa vadeli, paketi hamasetle süslenmiş, şahsi çıkarların içinde olduğu bidolu felaket senaryolarını hayata geçirdiler.

Ülke ekonomisinin, hukukun, adaletin, demokrasinin, doğanın ve gelişmişliğin köküne kibrit suyu döken bu karar ve olaylar bizlere her yıl, bir önceki yılı aratmaktadır.

Bu yaşadığımız kötü olaylarda sadece siyasetçi ve yöneticilerin değil, birer yurttaş olarak hepimizin payı büyük. Çünkü; bizde vatandaş olarak üzerimize düşen görevi yapmakta değiliz. Yurttaş için verilen karar ve söylenen sözün hakikati, çıkan ağza göre değişiyor. Kararı görüş olarak bize yakın kişi verdiyse doğru, karşı taraftansa biri verdiyse yanlış olarak niteliyoruz. En azından bizden birinin verdiği yanlışa, kol kırılır yen içinde kalır bakış açısıyla yaklaşıyoruz.

Tüm bunlardan konuyu birkaç gün önce Mersin’de yaşadığımız sel felaketine getirmek istiyorum. Yaklaşık üç gün hiç durmadan ve müthiş hızda yağmur yağdı ve gerçekten normal şiddette değildi. Selle beraber dereler taştı, birçok evi, siteyi, yolu su bastı ve hayat kilitlenme noktasına geldi. Maalesef sel iki kişinin hayatına mal oldu.

İşin kötü tarafı Mersin bu sel olayını neredeyse her sene yaşıyor. Sel felaketinin yaşanacağını, günlerce öncesinden meteoroloji yetkilileri bildirmişti. Edindiğimiz izlenime göre Büyükşehir ve tüm ilçe belediyeleri sele karşı teyakkuz halindeydi ve ellerindeki imkanlarla iyi bir sınav verdiler.

İki can kaybı ve hayatın Mersin’de kilitlenmesine rağmen iyi sınav diyoruz. Çünkü; zamanında bu şehrin kalbine hançer saplamışlar ve maalesef elden gelen bu. Geçtiğimiz senelerde Büyükşehir ve ilçe belediyeleri el ele vererek dere yataklarını kapatıp, imara açmışlar ve üzerlerine şehrin mezar taşları olarak koca koca rant sitelerini diktiler. Sonuç olarak; suyun yatağına ev yaparsan suda senin evini kendine yatak yapar.

Şehre ölüm vuruşları olan bu kararda sadece yöneticiler ve siyasetçilerin değil, bizim de suçumuz var, onlar mezarı kazdı bizde o evleri satın alarak toprak attık şehrin üstüne. Gördüğümüz gibi rantı biz kabul etsek bile, doğa sessiz kalamıyor umarım ders çıkarırız bu yaşananlardan.

Son olarak, eğitim aşkıyla sel günü okulları tatil etmeyip, felakete dair çok geç vakitte ve halkı tatmin etmeyen şekilde açıklama yapan ve tepki toplayan valilikte kötü bir sınav verdi değinmeden geçmeyelim. Hepimize geçmiş olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.