Şunu gördüm, şahit olduğum yaşanmışlıklarda eğer kişisel gelişiminizi hayat boyu sürdüremezseniz, bir yerde yorulur ve vazgeçerseniz hayat sizi acımasız çarklarının arasına alıyor ve un ufak edene kadar parçalıyor ve geriye sizi siz yapan değerlerden hiçbir şey bırakmıyor. Bir yerlerde okumuştum ya da duymuştum çok net hatırlamıyorum diyordu ki eğer beyninizi geliştirmek için çaba harcamazsanız, zihinsel dünyanızı zenginleştirmek için beslemezseniz beyin hücreleri hayatta kalmak için kendi kendini yemeye başlar ve bir süre sonra düşünemeyen,sorgulamayan, topluma hiçbir katkısı olmayan, sıradan günlük aktiviteleri içinde kaybolmuş ki bazen onları bile yapamaz hale gelmiş ölü canlar olursunuz.Mutlu olmak için çok paralara ihtiyacınız yok, sabah uyandığınızda çok şükür yaşanacak bir günüm daha var deyip aynanın karşısına geçip dünyanın en güzel insanı benim, kendimi çok seviyorum demeniz bile o gün mutluluğu garantilediğinizin resmidir.

Düşünün ki hayatta tek başınasınız bir Aileniz yok yine de mutlu olmak için bir nedeniniz var siz kendiniz. Unutmayın sizden bu evrende sadece bir tane var, eşsizsiniz, özelsiniz, farklısınız tek başınıza bir değersiniz. Hak ettiğiniz güzellikleri yaşamak için kendinize yollar açın, Üniversite de Psikiyatri hocamız şöyle derdi; İnsanın Hayatın zorlukları ile güçlü bir şekilde mücadele edebilmesi için kaidesinin üçlü bir saç ayağı ile yaşama tutunması gerekir.

Nelerdir bunlar: Sizi destekleyen bir sosyal çevre, maddi ve manevi doyum sağlayacak severek yapacağınız bir meslek ve birlikte mutlu olduğunuz, sizi yormayan, değer veren, yanında huzur bulduğunuz bir sevdiğinizin olması. Eğer bu üç saç ayağının bir parçası eksik kalırsa sizde eksiksiniz demektir ve eğer mutlu, başarılı bir insan olmak istiyorsanız yaşamınızı denge üzerine kurun.

Maslow’un İhtiyaçlar hiyerarşisini duydunuz mu? Bir Piramit düşünün, temelinde Fizyolojik ihtiyaçlar(Nefes almak, yemek-içmek, uyku, cinsellik…) yani hayatta kalmak ve devamlılığı getirmek için olmazsa olmazlar, bunun üzerinde Güvenlik gereksinimi (Sağlık, Meslek, Etik, Mülkiyet güvenliği…), Ait olma, sevgi ya da sevecenlik gereksinimi(arkadaşlık, aile,  cinsel yakınlık…), Saygınlık gereksinimi (Kendine saygı, Toplumun saygısı, başkalarına saygı, güven, başarı…),Kendini gerçekleştirme gereksinimi (Erdem, yaratıcılık, Doğallık, ön yargısız olma, gerçeklerin kabulü, sorunları çözme başarısı…)

Bu Hiyerarşideki gereksinimler sırası ile karşılanmazsa yani karnını doyuramayan, güvende olmayan, Toplum tarafından desteklenmeyen, mutlu birliktelikler yaşayamayan bir insandan kitap okumasını, tiyatroya gitmesini, Edebiyat ve Sanat ile ilgilenmesini beklemek oldukça Ütopik bir yaklaşım olacaktır. Ama tüm bunları gerçekleştirmek, piramidinizi inşa etmekte sizin elinizde. Dışarı çıkın, insana, doğaya, yani hayata dokunun, mutlu olmak için nedenler yaratın, heyecanlanın, zevk alın, okuyun, sanatın herhangi bir dalı ile ilgilenin, gezin, görün, denizin dalga sesleri, martıların çığlıklarına, nergisin kokusuna kapılın gidin, kendinizi baştan yaratın, sevin önce kendinizi… Ona iyi davranın, amaçlar edinin, acıları olan insanlara elinizi uzatın. Yedi ölümcül günahtan uzak durun, Kibir, nefret, öfke, kıskançlık, haset, tembellik, açgözlülük. Unutmayın olumsuz duygular önce sizi zehirler, benliğinizi kirletir insanlıktan çıkartır bambaşka bir şeye dönüştürür ve emin olun yüklendiğiniz negatif duygular yaşamınızda olan biten her şeyin tepetaklak tersine dönmesine, elinizde ne varsa tek tek kaybetmenize neden olur. Aileniz, dostlarınız, sizi seven ve değer verenler uzaklaşır önce, sonra işinizi doğru düzgün yapamaz hale gelmeye başlarsınız, ciddi maddi kayıplar yaşarsınız ve en sonunda sağlığınız bozulmaya başlar. Sağlıklı düşünmez, olayları rasyonel değerlendiremez hale gelirsiniz, gerçeklik duygunuzu kaybedersiniz, insanlarla iletişim kabiliyetiniz kaybolur huzur yuvası zannettiğiniz cenaze evinizin kapı bekçisi olursunuz. Ruh düşkünlüğünüz sizi dipsiz kuyuların en karanlığına hapseder ve elinizden tutup aydınlığa taşımaya çalışanların mücadelesini fark edemeyecek kadar zavallısınızdır artık. Kendinizi gerçekleştirme adımlarını tamamlayamayanların dünyayı değiştirmek, çevresini ışıtmak, kötülüklerle mücadele etmek gibi dertleri de olmaz.

Aristoteles’in deyişiyle insanın bir işi vardır ve bu iş, sadece ‘Yaşamak’ değildir. İnsanın işi, ona özgü bir yaşam, yani akılla bağlantılı bir ‘Eylem Yaşamı’ sürmektir. Çoğalın ve çoğaltın Değişin ve değiştirin .

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.