Evrimin bir hediyesi var insana; soyunu yüz binlerce sene sürdürmesini olanaklı kılan: Tehlikeyi, olumsuzu, kötüyü otomatik yakalama ve ona karşı kendini savunma becerisidir bu hediye…

Hayatın basit olduğu yüz binlerce sene bu çok işe yaradı ve insanlar hayatta kaldı, soyunu sürdürebildi.

Son birkaç yüzyıldır, hele son birkaç on yıldır hayat basit olmaktan çıktı. Bir yandan sanayinin insanları topraktan koparıp kentlere yığması, bir yandan aşırı finanslaşmanın getirdiği karmaşık işlemler, bir yandan bilişim çağının getirdiği yaşamın her alanında aşırı hız, bir yandan akıllara ziyan teknolojik gelişmenin kolaylaştırdığı sermayenin küreselleşip sömürüyü dünyanın kılcal damarlarına kadar yayması, diğer yandan artan işsizlik ve yoksulluk…

Bu kaotik yaşamda hayat basit iken çok işe yarayan, tehlikeyi, olumsuzluğu otomatik yakalama becerimiz artık hayatı çekilmez hale getirdi. Kaygı, endişe, karamsarlık, anksiyete ve depresyon toplumsal sorun denecek bir yaygınlığa ulaştı.

Gerçeklikten kopmadan ve gerçeklilik adına yaşadıklarımızın olumlu, güzel yanlarını da yakalayacak, onların hakkını verecek, yarattığı sevince, coşturduğu neşeye fırsat verecek bir farkındalığı, bir beceriyi geliştirmek hayatın bütününü yaşama fırsatı doğurabilir ve diğer olumsuzu otomatik yakalama becerimizi bir nebze dengeleyip nefes almamızı sağlayabilir gibi geliyor bana…

Bakın, bunun yolunu Jorge Luis Borges 85 yaşında yazdığı “Anlar” şiirinde bize nasıl anlatmış:

“Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, 

İkincisinde, daha çok hata yapardım. 

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. 

Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar, 

Çok az şeyi 

Ciddiyetle yapardım. 

Temizlik sorun bile olmazdı asla. 

Daha çok riske girerdim. 

Seyahat ederdim daha fazla. 

Daha çok güneş doğuşu izler, 

Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. 

Görmediğim birçok yere giderdim. 

Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. 

Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. 

Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben. 

Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu. 

Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. 

Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın. 

Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan, 

Gitmeyen insanlardandım ben. 

Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım. 

Eğer yeniden başlayabilseydim, 

İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. 

Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. 

Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, 

Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer. 

Ama işte 85'indeyim ve biliyorum... 

Ölüyorum…”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.