Seçim öncesi düzenlediği basın toplantılarında hayvan korumacılığının üç temel üzerinde yükselmesi gerektiğini anlattık. Bunlar; 1. Nüfus kontrolü, 2. Yerinde koruma, 3, Siddetten koruma…

Anlamış gibi başını salladı. Biz de bu konuda köklü adımlar atacağı düşüncesine kapılıp sevindik.  Nacak bizi dinlerken karar belliymiş. Bacanağın hatırına hayvan korumacılığını Kocamaz döneminin beceriksiz, insanları hayvanlardan korumayı amaç edinmiş kadroya bıraktı.

Bu kadro Vahap Seçer’e brifing verip bu işleri iyi yaptıklarını anlatmış. Kısırlaştırmalarındaki başarılarını, Mihav Parkı falan…

Bu kadro, Orman ve Su İl Müdürlüğünün denetimlerinde sundukları kısırlaştırma sayısıyla ölçer başarıyı. Orman ve Su İl Müdürlüğü denetçileri için de bu yeterlidir. Alkışlarlar.

Bu kadro için hayvanlar canlı değil, sadece rakamlardır: “Yüz köpek topladık. 98 kısırlaştırma yaptık.”

Kimse de onlara sormaz: “Kısırlaştırdıklarınızı kaçı yaşadı?”

Hayvan barınağı ekibinin kısırlaştırıp sokağa saldığı kedi ve köpeklerin en az yarısının dikişleri açıldı ve yaraları mikrop kaptı. Bu hayvanların çoğunu Mersin’in hayvanseverleri sokaktan toplayıp özel kliniklerde tedavi ettirdiler. Bir o kadarı da o kadar şanslı değildi. Enfeksiyondan öldü.

Bu ekip bu işleri yaparken kanunda ve yönetmelikte yazılı, karantina, kısırlaştırma sonrası bakım sürelerine uymadan hayvanları sokaklara saldılar. Amaçları daha çok kısırlaştırma yapıp, takdir toplamaktı. Sokağa saldıkları hayvanların ne olduğuyla ilgilenmediler. Hayvanlar günlerce açık yaralarıyla dolaşıp enfeksiyondan öldüler.

Bu ekibin başı, 5199 sayılı kanunun 6. Maddesini de şöyle yorumladı: “Kanun alındığı yere bırakılır diyor ama her zaman alındığı yere bırakmak zorunda değiliz.”

Bunun nedeni kayıt tutmamalarıydı. Toplanan hayvanların nerelerden alındığı bilinmiyordu. Zaten amaç da sokakları özellikle köpeklerden temizlemekti.

Küpeli (kısırlaştırılıp aşılanmış) küpesiz demeden köpekleri topladılar. Gerekçeleri şuydu: “Şikayet var” Topladıkları köpekleri, Suntras, Emirler, Elvanlı’nın yaylalık bölgeleri ve daha pek çok ücra yerlere atıp unuttular.

Onları attıkları yerlerde açlığa ve susuzluğa mahkum ederken, bıraktıkları yerlerin ekolojik dengesini de bozdular. Yaban hayatına yabancı avcılar karıştırmışlardı. Avlanıp hayatta kalabilen köpekler yerel yaban hayvanlarının yaşam alanını daralttı.

Bu uygulama yıllarca başta köpekler olmak üzere sahipsiz hayvanların telef olmasına yol açtı.

 Bizim yapılması gerektiğini düşündüğümüz ilk işlerden biri bu ücra yerlere atılan köpeklerin belirlenerek, oralarda beslenme su ve barınma ihtiyaçlarının karşılanmasıydı. Ama artık böyle bir şansımızın olmadığı görülüyor.

Kedilere yaptıkları kötülükleri bu yazıda anlatmayacağım. Meraklısı önceden yazdıklarımı bulur okur…

Mihav Parkın da yazın sıcaktan, kışın da yağmur ve rüzgardan kedilerin barınmasına uygun bir yer olmadığının altını çizelim. Yağmurda doğu kısmında su birikir. Kediler barınsın diye değil, İnsanlara göstermek için yapılmış…

Seçim öncesinde “Sahipsiz hayvanlar Vahap Seçer’le refaha kavuşacak” demiştik. Yalancı çıktık. Hayvan severler bağışlasın. Gerçekten inanmıştık.

Sonuç olarak Vahap Seçer Mersin hayvan severleri için koca bir hayal kırıklığı oldu.

Hayvanlar için de felaket.

5 yıl daha eza çekecek hayvanlarımız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.