Kadınlara siyaset hakkının  tanınmasının 69. yıldönümü nedeniyle birkaç günden beri gündemin ilk sıralarında yer alan yayınlar beni kitaplara yöneltti. Karıştırdığım sayfalarda, bırakın hak tanınmasını günümüz politikacılarının  hayal dahi edemeyecekleri düşüncelerle karşılaştım.

İşte size Dr. Bernard Caparol’un kaleme aldığı  “Kemalizm Sonrası Türk Kadını” isimli eserinden birkaç alıntı:

“...A.Afetinan Atatürk’le  ilgili  bir başka anısını daha aktarmaktadır. 4 Haziran 1934’te Gazi, Rüşen Eşref Ünaydın, Falih Rıfkı  Atay,  Saffet Arıkan, Recep Peker,  Necip Ali Küçüka, Feti Okyar,  Tevfik Rüştü Aras, Şükrü Kaya vb. ileri  gelen kişileri çevresinde toplamıştı. Tartışma, Türkiye’de Mustafa Kemal’in  savunduğu gerçek  bir demokrasinin  kurulması  üzerine yoğunlaştı. Sıra böyle bir rejimde kadınların  haklarını konuşmaya geldi. O akşam, kadın ile erkeğin haklarının  eşitliğine hiç kimse karşı çıkmadı. O zaman Atatürk söz alarak şöyle dedi:

‘Cumhuriyet rejimi,  demokratik hükümet sistemi ve biçimi demektir. Biz cumhuriyeti kurduk,  cumhuriyet onuncu yılına ulaştı, zamanı gelince demokrasinin tüm  isterlerini yerine getirmeye çalışmalıyız. Bunlardan biride kadın haklarını tanımaktır.’

Böylece Türk kadını,  köy kurulları seçiminde  oy ve seçilme haklarına kavuşmuş oldu.

Genel seçimler için kadınların  hakları sorunu ise  hala çözülmemişti. 1934’te  Mustafa Kemal ile  o zaman başbakan olan  İsmet İnönü bütün gece çalışırlar. Şafakla birlikte Atatürk, A.Afetinan’ı uyandırır. İsmet İnönü’yle birlikte  A.Afet İnan’ın kendisini  beklemekte olduğu  kitaplığa giren Atatürk, ona şöyle der,’İsmet İnönü’nün elini öp ve teşekkür et.’ şaşıran  A.Afetinan nedenini sorunca,’ Genel seçimlerde kadınlara oy kullanma  ve seçilme  hakkı verilmesini hükümet Büyük Millet Meclis’ine teklif edecek’ 

5 Aralık 1934’te  iş tamamdı.

Mustafa Kemal,  kadınların genel  seçimlere  katılma hakkının önemini  daha sonra şöyle vurgulayacaktır:

‘Bu karar Türk kadınına, toplumsal ve siyasal yaşamda, başka ulusların  kadınlarının  sahip olduğundan  daha yüksek bir yer kazandırmıştır. Çarşaflı ve  kapalı Türk kadınını, gelecekte tarih kitaplarında aramak gerekecektir. Türk kadını büyük bir yeterlilikle aile içindeki yerini  doldurmuştur; mesleksel yaşamda ise,  tüm alanlarda  büyük başarılar kazanmıştır. Belediye seçimlerine katılarak siyasal yaşamda kendini  deneyen  Türk kadını, şimdi genel seçimlere katılırken hakların en  önemlisini kullanmaktadır. Pek çok uygar ülkelerde kadınlara tanınmayan bu hak, Türk kadınının elinde bulunmaktadır. O bu hakkı, yetkinlikle  ve gerektiği gibi kullanacaktır...”( S.66-67-68)

Ne acıdır ki, günümüzde kent sokaklarında bile çarşaflı kadınlar gırla.

Bize bırakılan emaneti korumakta ne kadar başarılıyız değil mi?

Atatürk’ün 69 yıl önce söylediği, “Çarşaflı ve  kapalı Türk kadınını, gelecekte tarih kitaplarında aramak gerekecektir” sözlerinin  hayata geçmemesi için  elimizden geleni ardımız koymamışız, hem de “Atatürkçüyüz, laikiz” diye diye!..

Daha fazla söze gerek var mı bilmem!..

Hepimize helal olsun!..  

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.