2014 için olumlu düşünelim ki, gelişmeler güzel olsunmuş!

Hadi oradan siz de!

İç karartıcı yazılar yazarak morallerini bozduğum dostlarım bana yine kalayı basacaklar; ne var ki yaşanan olaylar karşısında iyimser olamıyorum ben.

Çünkü güzellikler iyimserlik oyunuyla vücut bulmuyor!

Acı gerçekler mızrak olup göze batarcasına ortada.

Savaşlar, insan soyunun sorumsuz davranışları sonucu yıkım boyutu daha da büyüyen doğal afetler, acı, açlık; en kötüsü de kişileri canavarlaştıran gözü doymazlık…

Ya kişilerin kendi kötülüklerine haklılık kazandırmak için suratlarına taktıkları bin bir çeşit maskeye ne demeli!

Dünyanın egemenleri insan hakları savunuculuğunun yanı sıra demokratlık rolü kesmede çok mahirler!

Kimi ne zaman vuracağı belli olmayan doğal afetlerin faturası daha çok yoksul kesimlere çıkıyor; sonuçta kimsenin önüne geçemeyeceği doğal afette ah vah edenler, emperyalistlerin dünyanın dört bir yanında yol açtığı yıkımları her nedense görmezden geliyorlar!

Örnek isterseniz, ABD’nin Saddam’ı devirerek özgürlük getirme iddiasıyla girdiği Irak’ta başlatılan mezhep çatışmalarında her gün onlarca insan yaşamını kaybediyor.

Peki, Libya, Tunus, Mısır ve Suriye’de yakılan ateşe ne demeli?

Ya ülkemiz üzerine oynanan oyunlar ve işbirlikçilerin kestiği roller!

Aslına bakarsanız, ikiyüzlülük güce boyun eğen insan soyunun doğasında var.

Bu eksende düşününce “İyi ki ölüm var “ diyorum.

Bunca çirkinlik ve olumsuzluğu ölüm olmasına karşın yapıyoruz; ya ölüm de olmasaydı!

Sanırım sokaklarda çiğ çiğ birbirimizi yerdik!

“Teknolojik devrim yaşanıyor” diye bayram edilen dünyada yaşanan çirkinliklerde hiçbir sorumluluğu bulunmayan gün yüzü görmemiş bebeler açlıktan ve ilaçsızlıktan ölüyorsa nasıl iyimser olunur ki?

Yerkürede yaşanan vahşetin yok olacağı avuntusuyla gözlerimi kapatıyorum; savaşlarda ölen çocuk ve kadınların, depremde göçük altında kalan yoksul insanların görüntüleri peş peşe gönül perdemde canlanıyor; umarsız bakışlar, yardım isteyen çığlıklar birbirine karışıp sağır dünyanın boşluğunda kayboluyor…

Ve zihnimde beliren “Ey erdemin yanına uğramayan varsıllık kervanı / ey kan gölünün mimarı /  çevreyi bozan gözüdoymazlık / ey kokuşmuşluğa suskun kalan güya insanlık / içiniz rahat mı?” dizelerinden oluşan soru yanıt bekliyor.

Benim değil, ya sizin?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.