Bu aralar bende bir tuhaflık var.Yazımı yazmaya başlayacağım,hangi konuyu yazayım diye düşünüp duruyorum.

     Halbuki önceki zamanlarda yazacağım konu çok önceden kafamda şekillenirdi.

     Acaba dedim kendi kendime,yoğun iş temposu dolayısıyla kafamın içi dolmuş mu?

     Esasen ülkemizde gündem o kadar hızlı değişiyor ve buradan o denli malzeme çıkıyor ki,burada kafa karışıklığına hiç gerek yok.

      Mesela ilk konuyu şöyle ele alalım; bu yıl yani Haziran ayından bu yana konut kredisi faiz oranlarının düşmesiyle birlikte çok büyük konut satışları oldu.

      Gerek ekspertiz firmaları,gerekse bankalar artan talepleri karşılayamayacak hale geldi.

      Hedeflerin yüzde yüzü bu ay içinde nerdeyse gerçekleşti.

      Özellikle kamu bankalarının üzerinden verilen ucuz krediler sayesinde neredeyse satılacak ev kalmadı.

       Ancak düşen faizlerle birlikte ev fiyatları anormal şekilde arttı.Bir vatandaş faizden diyelim 40 bin TL kazanacakken ev fiyatları 75 bin TL arttı.

        Bu faiz düşüklüğüne kısmende olsa özel bankalarda katılmaya başladı.Ama pastanın büyüğünü kamu bankaları kaptı.

         Başka bir konuya geçelim.

         Baroların statüsünü değiştirerek çoklu baro sistemini hayata geçirmeye çalışıyor hükümet.

          Bu kanunu meclise getiren hükümetin neden bunu istediği ile ilgili çok çeşitli fikirler sürülüyor kamuoyunda.

          Muhaliflere göre hükümet iktidarı döneminde bir tek bu gibi yerlerde söz sahibi olamamış.

          Bunlar arasında Barolar,Mimar ve mühendisler odası gibi yerlerde istediği yönetimi oluşturamayan hükümetin çoklu baro kurulmasını sağlayarak baroların gücünü kırmaya çalışmakla suçluyor muhalifler.

          Baro başkanlarının yürüyüşünü engellemek,Ankara'ya girmesini önlemek ve meclise sokmamak gibi tedbirlerle bu kanunu geçirmek için kararlı olduğunu gösterdi hükümet.

         Bu konu çok detaylı bir şekilde ele alınacak ayrı bir yazı başlığında irdelenmelidir.

         Çünkü ileride çok kötü sonuçların şimdiden habercisi gibi.

          Şimdide sosyal medyanın yasak kapsamına alınacağı konusunda hazırlık yapıldığı gibi bir durum söz konusu.

          Milyonların artık sosyal medya ile iç içe olduğu bir dönemde kalkıp sosyal medyaya sınırlama getirmek akla vicdana uymaz.

          Düşünün Z Kuşağı dediğimiz en az 7 milyon gencin elinden sosyal medyayı alırsak bunun iktidara maliyeti ne olur.

          Bu gençler seçimde oy kullanırken bu gibi yasakları düşünerek oy vermezler mi?

          Bazı olumsuz gelişmeleri bahane ederek tümden bir yasağa evet demek kendi bacağına baltayı vurmak demek.

          Ben her ne kadar danışmanlarının görüşü de olsa Cumhurbaşkanının buna cevaz vereceğini zannetmiyorum.

          İleriyi gören ve iyi bir kamuoyu yorumcusu olan cumhurbaşkanının tıpkı santrallerdeki hava bacasında olduğu gibi halkın görüşlerine göre hareket edeceğini düşünüyorum.

            Alttan alta seçim kanunu ve siyasi partiler kanunu ile ilgili çalışmaların yapıldığını biliyoruz.

            Bu iki kanunun 12 Eylül'ün kalıntıları olduğunu her parti bilmesine rağmen bir türlü meclisten bu kanunları değiştirmek için teşebbüste bulunmadıkları bir realite olarak duruyor karşımızda.

          Herhalde bu iki kanunu değiştirirsek büyük bir gücü elimizden kaçırırız diye düşünüyor liderler.

          Halbuki daha demokratik,daha özgür bir seçim sonuçları için bu iki kanunun derhal değiştirilmesi gerekirdi.

          Tabi şimdi hazırlanan kanun teklifiyle cumhur ittifakının kazanımlarını artırıp millet ittifakının elini zayıflatmak gibi bir tuzak kuruluyorsa bu eskisinden daha beter bir kanun olur.

          Umarım şeffaf,adil ve geniş bir temsil kabiliyetinin önünü açan bir kanun yürürlüğe girer.

           Evet değerli okuyucum;konular o kadar çokki,her yazar arkadaşım bunlara daha detaylı değiniyor ama biz renkleri karıştırdık son zamanlarda.

           Evet bende renk körlüğü var.Kara Harp okulunu renk körlüğünden kaybettim.

           Ama şimdi Türkiye'de şöyle oluyor maalesef; bir tarafın ak dediğine diğeri kara diyor.

           İktidarı destekleyen gazetelere baktığımızda Türkiye güllük gülistanlık.

           Herkesin morali yerinde,insanlar mutlu,gelir seviyesi yüksek ve işsizlik diye bir sorunları yok.

           Bu tip şeyleri söyleyenler muhalifler ve terör örgütleri.

           Yok eksik oldu.Turpun en büyüğü dış güçler.

            Ne yazık ki buna inanan milyonlarca insan var.

             Sadece tek kanalın haberlerini dinleyen bu insanların gündeminde ne dolar artışı var,nede benzin.

             Çünkü izledikleri kanalda bu tip haber duymaları söz konusu bile değil.

             Neyse çok uzattık galiba.Değerli okuyucularımın daha fazla yorulmasına müsaade etmeyeyim.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.