İsviçre Alplerinin eteğinde, Heidi’nin ayak izlerinin yüzlerce metre altında, yaratılış hikayesinin gerçekliği sorgulanıyordu. Atomun en küçük parçasının gizil enerjisinin sonsuzluğa açılan kapımı yoksa hacimsiz bir kara delikten mi ibaret olduğuna dair hummalı bir çalışma vardı. Asıl sorgulanan Tanrı’nın varlığı idi;Evreni gerçekten yedi günde mi yaratmıştı yoksa Büyük patlamadan sonra milyonlarca yılda evrimle mi yaşam oluşmuştu. Cern’de çalışmaya başladığından beri tüm hayatı burasıydı artık.Küçük bir kız çocuğu iken yıldızlı gecelerde gökyüzüne bakar ve tuttuğu dileklerde bir gün bu Laboratuvarda beynini kemiren yaratılış senaryosunun eksik parçalarını tamamlamaya çalışırdı.Tam 60 yıldır sürdürülen deneyin parçası olarak Cern’de çalışması teklif edildiğinde mutluluktan ne yaptığını şaşırmış,bahçede zıp zıp zıplayan çirkin yeşil kurbağanın minik burnundan öpmüştü.Ama masalda ki gibi yakışıklı prense dönüşmemişti ve Sara’nın kucağından atlayıp yeşil otların arasında kaybolmuştu.

Büyük deha Einstein’ın dediği gibi Deha’nın 10’da 1’i yetenek,10’da 9’u çalışmaktı.Sara’da buna inanıyordu ve tüm hayatı kitaplar, teoriler ve laboratuvar arasında sıkışıp kalmıştı.Son zamanlarda yemek yemeyi unutuyor, sadece masa başında birkaç saat kestirerek uykuyu savuşturuyor,tüm gece çay kahve arasında başını dik tutmaya çalışıyordu.Uykusuzluk ve iyi beslenememe dimağını zayıflatmıştı hayalle gerçek arasında yarım yamalak uykularda gerçeği kovalamaktan bir hayli bitkin düşmüştü.Yüzbinlerce kilometre çapındaki borular ve karmakarışık bağlantılar oysa Tanrı her zaman kolay yolu seçerdi. Unuttukları bir şey vardı sanki, tesadüf;Tanrı’nın gizli kalma şekli.

Rüyasında Büyük Hadran çarpıştırıcısının içindeydi.Oysa buraya girmek normal zamanların akıl işi değildi,elektronlar ve protonların saniyenin milyonda biri bir zamanda,ışık hızının çok üstünde muhteşem şölenine yakından şahit olmak olağanüstüydü.Borularda ilerlerken rengarenk ışık huzmeleri başında aşağıya dökülen yıldızlar gibiydi ahenkle dans etmeye başladı ve orada çocukluğunda ki bahçede kaybettiği küçük yeşil kurbağaya rastladı.Peşinden koştukça kurbağa hızlıca Hadran çarpıştırıcısının kalbine doğru zıplayarak kaçıyordu.Gözleri yoğun ışıktan görmez hale geldiğinde bir ses duydu; Hey baksana,beni kucağına alsana,benimle sonsuzlukta kaybolsana.Sesin geldiği yeri el yordamıyla yoklarken yumuşak yapışkan bir şeye dokunduğunu hissetti ve irkilerek geri çekildi.Bu küçük kurbağa idi.Korkma beni kucağına al hem bak çocukluğunda ki gibi beni öpebilirsen sırrın ne olduğunu açıklayacağım sana ve bu deneyi sen tamamlayacaksın dedi.Sara yıllardır peşine düştüğü hayalin gerçekleşmesinin bu aptal kurbağayı öpmekten geçme saçmalığını duyunca bir kahkaha attı.Aman ne olacak ki zaten yaşadığım her şey sıradışı değil mi bir kurbağa öpeceğim ne çıkar hem bunu çok eskiden bir kere daha yapmıştım zaten diyerek kendini ikna etti yeşil kurbağanın minik burnundan öptü.Ama o da ne korkunç bir patlama oldu ve oracıkta bayıldı. Uyandığında yanında ötelerden gelmiş bir melek gördüğünü sandı önce.Gözlerini kırpıştırarak kısıp iyice anlamaya çalıştı.Bu şimdiye kadar gördüğü en yakışıklı erkekti.Kimsin sen dedi; ben senin öptüğün yeşil Kurbağayım dedi yakışıklı adam.Sara gözlerini ondan alamıyordu, inanılmaz bir çekim gücüydü aralarında yaşanan.Bir an duygularını yokladı ilk görüşte aşka hiç inanmamıştı ama kalbi sıcacıktı ve kontrolü dışında hızlıca çarpıyordu.Bu adam onun yaşam enerjisi idi anladı sıkıca sarıldı bir daha ayrılmamak üzere.

2.bir patlama daha oldu.Yorgun bedenlerini terk ederken her iki enerji tıpkı bir alev topuna dönüşmüş kuyruklu yıldız gibi Evrenin sonsuzluğunda Gökyüzünün karanlığında bir yıldız olarak parlıyordu şimdi.İşte yaşamın kaynağı buydu kendi iç enerjinden sonsuzlukta bir hiç olmak, kavuştuğun aşkla tek olmak ve kendi içinde kor olana kadar yanmak ve ışığınla karanlığı aydınlatmak ve yeni bir hayata kapıyı açmaktı. Yani yaşamı başlatmaktı.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.