Çocukken ıslık çalamazdım. Uğraşırdım, didinirdim ama bir türlü beceremezdim ıslık çalmayı. Dudaklarım karıncalanıncaya, dilim damağım kuruyuncaya kadar üflerdim; “ffüüü” diye bir ses çıkardı ama bir türlü o gerçek “ıslık” sesini çıkartamazdım.

O günlerde ne yaşam kavgası ne borç harç ne de gönül yarası… Hayatta ıslık çalamamaktan başka problemim yoktu. Öyle demeyin, benim için gerçekten de büyük bir meseleydi bu. Islık çalmak, çocukluktan çıkıp yetişkinliğe geçmenin göstergelerinden biriydi çünkü. Üstelik bütün arkadaşlarım ıslık çalabiliyordu. Nasıl oluyor da herkesin yapabildiği bir şeyi ben yapamıyordum? Nasıl oluyor da ders çıkışında sırtımda okul çantası, ıslık çala çala yürüyemiyordum? Oysa nefes almak gibi basit bir şeydi ıslık çalmak. Ama ben bir türlü beceremiyordum işte.

Bu acı günler çok uzun sürmedi. Emeklerim sonuç verdi ve ben de sonunda herkes gibi ıslık çalmayı öğrendim. Öğrendikten sonra ıslık çalamayanlara “Çok kolay, bak şöyle yapıyorsun.” demeyi de ihmal etmedim elbette.

Şimdi düşünüyorum da, aslında çok önemli bir beceri ıslık çalmak. Alternatif bir iletişim aracı çünkü. Sözle, beden diliyle anlatamadıklarımızı ıslık çalarak anlatabiliriz. Islıkla mutluluk, öfke gibi duygularımızı yansıtabiliriz, tepkimizi gösterebiliriz. Dahası müzik bile yapabiliriz.

Keyifli olduğumuzda ıslık çalarız sözgelimi. Bir türkünün ezgisine kapılıp gideriz hayaller kurarak. Islık çalarken dertleri, sorunları bir anlığına da olsa unutur, kendi ürettiğimiz müziğin duygusunda yeni bir yolculuğa çıkarız.

Stadyumda maç izlerken hakemi protesto etmek için de ıslık çalarız. Tek başımıza bağırsak boğazımızın ağrıdığı yanımıza kâr kalır ama toplu bir biçimde ıslık çalınca bütün stadyum inler. Bu şekilde rakip oyuncuları da baskı altına alırız.

Diyelim ki, binmek istediğimiz otobüs, gözümüzün önünde hareket edip gidiyor. Ona yetişmemiz mümkün değil. Hemen kuvvetli bir ıslık çalarız. O keskin ses, şoförün dikkatini çekmeyi başarır.

Hayvanlarla, özellikle de köpeklerle iletişim kurarken de yararlanırız ıslıktan. Bir ıslığımızla yanımıza gelir can dostlarımız.

Bazı erkekler kızlara laf atmak için de kullanıyor ıslığı. Islığı kötü emellerine alet ediyorlar yani. Ne diyelim, bunda ıslığın bir suçu yok.

Eh, ıslık deyip geçmemek lazım o zaman. Günlük yaşamımızda sürekli kullandığımız, çok işlevli bir beceri bu. Üstelik çalması da çok kolay…

Islık çalabilmeyi önemsemek gerekir. Her beceri gibi ıslık çalmak da uğraşmayı, emek vermeyi gerektiriyor. Daha sonra bu beceri, bütün yaşamımıza farkında olmasak bile eşlik ediyor.

Islık çalmak deyince, Melih Cevdet Anday’ın güzel bir şiiriyle bitirelim bu yazıyı:

Balıklar için deniz lazım

Sevişmek için işsiz olmak

Ve geceleri yatakta

Duymamak için tabanların sızısını

Zengin olmak lazım

Oysa ıslık çalmak için

Bir şey lazım değil

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.