banner156
banner159

Hz. Muhammed israfla ilgili olarak;

‘Kıyamette herkes, şu 4 soruya cevap vermedikçe hesaptan kurtulamaz’ demiş.

Tirmizi’nin yorumuyla bu 4 soru:

1) Ömrünü nasıl geçirdi? , 2) İlmiyle nasıl ameller yaptı? , 3)Malını nereden, nasıl kazandı ve nerelere harcadı? , 4) Cismini, bedenini nerede yordu, hırpaladı?

Ve devamla, “İKTİSAT EDEN ZENGİNLEŞİR, İSRAF EDEN FAKİRLEŞİR” , “YİYİNİZ, SADAKA VERİNİZ, GİYİNİZ. FAKAT BUNLARI YAPARKEN İSRAFA ve AŞIRILIĞA KAÇMAYINIZ” (Nesai, Zekat 66)

Bu gerçeklerden yola çıkarak aşağıdaki yazı hepimize ders olacak düzeyde:

İSVEÇ, İsveç’te refah seviyesi yüksektir ama bu sandığınız sebepten dolayı değil. İsveç’teki refah seviyesinin nedeni İsveçlilerin aşırı derecede tutumlu olmaları ve hesaplarını bilmeleri.

Türkiye’den bir örnek; Ülkemizde son yıllarda dışarıda serpme kahvaltı yeme” modası başladı ve birçok insanımız hafta sonları boğaz manzaralı kahvaltıcılara gidip 2- 3 günlük maaşını tek öğünlük yemeğe veriyor, bunu bir İsveçliye söyleseniz adeta kalpten gider.

İsveç Volvo’da yöneticilik yapan müdürlerin bile evden tost yapıp getirdiği İsveç’te insanların dışarıda yemek yemesi için kesinlikle özel bir durum olması gerekiyor. Birinin doğum günü, evlilik yıldönümü, mezuniyet törenleri dışında neredeyse dışarıda hiç yemek yemezler. İşlerine bisiklet ya da toplu taşımayla giderler.

Ailenin bir tane ufak arabası oluyor ve bunu mutfak alışverişi yapacaklarında kullanıyorlar. Bir evde sadece oturulan odada ışıklar açık oluyor. Bizdeki gibi evde yalnız otururken “ses gelsin de yalnızlık hissetmeyeyim” diye televizyonu açık bırakmıyorlar.

Aldıkları bir paltoyu 10- 12 sene boyunca giyiyorlar. Ortalama bir İsveçlinin kıyafet dolabı içerik olarak ortalama bir Türk’ün dolabının 5’te biri kadardır. Biz bir giydiğimizi bir ay giymeyiz belki İsveçliler bu konuda aynı gömleği giyerler. Bizdeki gibi her sene cep telefonlarını yenilemiyorlar ve yenilediklerinde de ucuz model alıyorlar.

Yine bizdeki gibi 2- 3 senede bir araba yenilemiyorlar. Oturdukları evlerin çoğu tarihi yapılardan oluşuyor ve kimse 150- 200 senelik binada oturmaktan gocunmuyor. Bizde 15- 20 senelik binalara bile “eski” denip “burun kıvrılıyor”. Adamlar çöplerini bile geri dönüşümden geçirip elektrik üretiyorlar. Evlerine temizlikçi tutmuyorlar.

Bulaşıklarını elde yıkıyorlar, evde bir şey bozulursa kendileri tamir ediyorlar. VOLVO ve İKEA gibi kendi ülkelerinin ürünlerini saymazsak MARKA takıntıları yok. Karı- Koca mutlaka çalışıyorlar, çocuklar bile genç yaşta iş bulup harçlıklarını kazanmaya başlıyorlar.

Evlerdeki mobilyalarda minimalizm ön plandadır ve ihtiyaç olmayan mobilya asla alınmaz. Evlerde tam olarak yeterli miktarda mobilya bulunur ama fazlası bulunmaz. Ayrıca mobilyalar 20-25 yılda bir yenilenir. Bir İsveçli 20 yaşında ailesinden ayrı eve çıkıp, kendi evine taşındığında aldığı mobilyalarla 40- 45 yaşına kadar idare edebilir.

Bizde inanılmaz bir savurganlık var. Herkes gösteriş peşinde.

Herkes “şekle” bakıyor, mana ile ilgilenen yok.

Oysa yaşam için çok şeye ihtiyacımız yok. Azla yetinmeliyiz, gereği kadar tüketmeliyiz, fazlasını değil çünkü fazlası BAŞKASININ HAKKI!

İsveç ve Kuzey Avrupa’daki diğer ülkelerde REFAH KÜLTÜRÜ var ama bunun sebebi sandığınız şeyler değil. Onlar PARA İÇİNDE YÜZDÜKLERİNDEN değil, TUTUMLU oldukları için REFAHA ulaşabildiler.

Bizler bu bilince sahip olduğumuz gün KURTULUŞUMUZ başlamış demektir.

Son olarak, İSRA SURESİ- 26. AYETTE; “Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Ama malını da saçıp savurma”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner135

banner150

banner151