Bu hafta Büyük İstanbul Otogarı’nın yönetimi UATOD ve AVTER tarafından İBB Emlak Dairesi Başkanlığı’na devredildi. Devir günü Belediyenin bütün önemli kadrolarını TOFED olarak ağırladık, hemen ardından da Belediye Başkanı Sayın İmamoğlu otogarımızı ziyaret etti ve bazı konularla ilgili açıklamalar yaptı. Ben de bu haftaki yazımda o açıklamalarla ilgili bir şeyler söylemek istedim. Sayın İmamoğlu otogar yönetiminde tekrar YAP-İŞLET-DEVRET modelinin de uygulanabileceğini söylemişti. Türkiye’de YAP-İŞLET-DEVRET sözleşmelerinin ilki bu otogarın sözleşmesidir zaten. İlk sözleşme bizim olduğundan dönemin belediye yönetimi bu sözleşmelere “Bir an önce bu tesis tamamlansın da gerisini hallederiz” mantığıyla yaklaştı. Çünkü tesisin inşaatında birçok sorunla karşı karşıya kalınmıştı ve işler gittikçe uzuyordu. Karşılaşılan sorunlardan dolayı da otogarın inşaatı hesaplanandan 5-6 kat daha fazla bir maliyet doğurmuştu. Biz bu maliyetleri o dönem sözleşmelere yansıtmadık, çünkü belediyelere güvendik. Ama maalesef güvendiğimiz dağlara karlar yağdı. Sonuç olarak biz 25 yıl bu otogarı eksiğiyle, yanlışıyla yönettikten sonra İBB yönetimine şerefimiz ve namusumuzla, esnafla belediyeyi karşı karşıya getirmeden hatta sembolik bir tören düzenleyerek devrettik.

Özel sektör kamudan daha iyi işletir

Türkiye’nin en önemli otogarlarını sektörün içinden çıkan kurumlar yönetiyor. Örnek vermezse İzmir Otogarı İZOTAŞ tarafından yönetiliyor, peki nedir İZOTAŞ? Ege Bölgesi Otobüsçüler Derneği (EBOD) tarafından oluşturulan bir iktisadi teşekkül. Bahsi geçen EBOD da zaten TOFED üyesi bir dernektir. Bu derneğin iktisadi teşekkülü olan İZOTAŞ, İzmir Otogarı’nı belediyenin cebinden bir kuruş para almadan işletiyor. Edirne Otogarı belediye tarafından yapılmıştır ama yine özel sektör tarafından yönetilmektedir. Samsun Otogarı’nın mülkiyeti yine bu sektörün içinden çıkmış özel sektör şirketinindir. Kayseri Otogarı da zamanın Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki döneminde yapılmıştı ve işletmesi yine AVTER’e verilmişti. Yani şunu demeye çalışıyorum Türkiye’nin büyük otogarlarını yöneten dernekler de TOFED üyesidir. Biz, TOFED olarak onların doğrularını söyler, hatalarını da eleştiririz. Kırıkkale, Çanakkale, Afyon, Gaziantep gibi Türkiye’nin en büyük illerinin otogarları da hep sektörün içinden çıkan şirketler tarafından yönetilmektedir. Bu şirketler de kamu hizmeti verdiklerinin bilincinde olarak iyi hizmetler verdiler ve vermeye de devam ediyorlar. Peki, İstanbul Otogarı’nda neden bu hizmetlerde aksamalar oldu? Çünkü UATOD ile yapılan sözleşmede kamu tarafını temsil eden İBB ve Ulaştırma Bakanlığı, sözleşmeden doğan görevlerini yerine getirmediler. Bu görevler yerine getirilmediğinden dolayı şirket de zor duruma düşmüştür. Bu şirket her ne kadar kamu hizmeti veriyor da olsa bir iktisadi oluşumdur ve kâr etmek zorundadır, kârla hizmet dengesini iyi tutmak zorundadır. Karayolu Taşıma Kanunu’nun ruhu zaten özel sektörü terminal yapmaya teşvik eden bir ruhtur ki doğrusu da budur. Ama Belediye Yasası da bu imtiyazı tek başına belediyeye vermiş durumda. Bu görev midir yoksa imtiyaz mıdır tartışılır ancak belediyenin bunu imtiyaz olarak gördüğü aşikardır. Dolayısıyla biz diyoruz ki eğer sektör mensuplarının oluşturduğu şirketler otogarları işletmeye talipse buna bir öncelik verilmelidir ve otogarın yer seçiminden tutun işletme yönetmeliklerine kadar her şeyin belirlenmesi için de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Emniyet Müdürlükleri’nin de olduğu ortak bir komisyon kurulmalıdır. UATOD’un bu otogardaki olumlu olumsuz deneyimlerini de göz önüne alarak tekrar şunu iddia ediyorum ki özel sektör her zaman kamudan daha iyi işletir.

Bu otogarın sahibi sektör mensuplarıdır

Biz, şimdi bizim İBB ile ilişkilerimize dönelim. 25 yıldır bu sektörün amiral gemisi olan UATOD ve onun oluşturduğu iktisadi teşekkül olan AVTER, bu otogarı iyisiyle kötüsüyle yönetmiştir ve şu anda da Türkiye’nin birçok otogarını halen yönetmeye devam etmektedir. Diğer yandan herkes biliyor ki AVTER, çok ortaklı bir yapıya sahiptir. AVTER’in şu anda 297 ortağı vardır. İBB şu anda haklı olarak “İşletme süreniz doldu, burayı bize devredin” dedi ve biz de iş ahlakı çerçevesinde herhangi bir zorluk çıkarmadan törenle devir işlemini gerçekleştirdik. Tabii ki TOFED üyesi olan UATOD’un yargı yolundaki hukuk mücadelesinde derneğimize destek olmaya devam edeceğiz. Hukuk ve adalet herkese lazım bize de, Sayın İmamoğlu’na da, Sayın Erdoğan’a da. Herhangi bir davranış hukukun dışına çıktığı zaman işler değişmiş demektir.

Devir sürecinde önce otopark kısmı devredilmişti, şimdi yönetim bölümü devredildi ve artık dükkanlar, yazıhaneler, yazıhane işletme esasları, otogar içindeki trafik, tabela paylaşımı gibi birçok problem gün yüzüne çıktı. Şimdi biz belediyeye açık ve net bir şekilde destek olacağımızı söylüyoruz. Sonuçta şu anki İBB Yönetimi bu halkın oylarıyla gelmiştir ve biz de otogar yönetiminde İBB’nin yanında olacağız. Tabii ki işletmeye talibiz o ayrı konu, orasına artık yargı karar verecek. Ancak mevcut durumda İBB bu otogarı yönetirken, elimizden geldiğince yanlarında olacağımızı kendilerine ilettik. Belediye’nin burada rahat bir işletmecilik yapması ve sektör lehine kararlar alması için biz her türlü fedakarlığa hazırız. Bunun için de İBB’ye diyoruz ki: “Bu otogarın bir işletme yönetmeliği olmalıdır.” AVTER, yazıhaneleri bir noter sözleşmesiyle yönetiyordu. Ancak şimdi belediye bu otogarda kendi yönetmeliğini uygulamalıdır, bu otogarda birisi mesleki bir suç işlediğinde cezası ne olacak? Kim bu cezayı verecek gibi birçok detay aydınlatılmalıdır. Bir yazıhanede kaç firma olacak? Otogar giriş-çıkışları kaç lira olacak? Otobüslerin peronda bekleme süresi ne kadar olacak? Akıllı peron sistemi kullanılabilecek mi? Bu sorulara yanıt bulmak ve Büyükşehir Belediyesi’ne danışmanlık yapmak üzere adı “İstanbul Otogarı İletişim ve İstişare Kurulu” olan bir komisyon kurulmalı diye düşünüyorum. Bu komisyonda İBB Emlak, Ulaşım ve Zabıta Daire Başkanlıkları, İSPARK Genel Müdürlüğü, TOFED temsilcileri, Yazıhane sahiplerinin temsilcileri, Otogar Emniyet ve Trafik Şube Polis Amirliği temsilcileri ve otogar çarşı esnafından birer temsilcinin bulunması gerekiyor. Bu temsilciler, bir araya gelerek otogardaki sorunları çözmek ve İBB’ye danışmanlık yapmak için çalışmalar yapmalı. Bu danışmanlık hizmeti bence çok kıymetli bir şey, çünkü bu sektörde 350 tane firma var ve neredeyse tamamı bu otogarda. Bunun dışında bütün dünyadaki otobüsçülerin üye olduğu dünya çapında bir kuruluş olan IPRU var ve IPRU’nun da genel merkezi de bu otogardadır, burası sıradan bir otogar değildir. Bu nedenle İBB yönetimi, katılımcı bir anlayışla ve bütün bu paydaşların da yönlendirmeleriyle bu otogarı yönetmelidir. Zaten “katılımcı demokrasi”, “çok seslilik” gibi ilkeler seçim süreci boyunca Sayın İmamoğlu’nun ana ilkeleriydi ve ben hala da öyle olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle de kendisini seçimlerde desteklemiştik, şimdi de diyoruz ki bu otogarı da katılımcı bir anlayışla hep birlikte yönetelim. Sayın İmamoğlu’nun otogarı ziyaretine çok değer veriyoruz, her zaman bekleriz. Biz sadece, kendisine bu konuyla ilgili detaylı bilgi verilmediğini düşünüyoruz ve bu bilgi eksikliğini gidermek için çalışmalara devam edeceğiz.

Son olarak TOFED kurucu üyelerinden ve otobüsçülük sektörünün önemli isimlerinden Cafer Sadık Bababalım’ı kaybettiğimizi üzüntüyle öğrendiğimi belirtmek istiyorum. Kendisine Allahtan rahmet, sevenlerine ve ailesinde de başsağlığı diliyorum.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.