Önceki çağların insanı, doğayı anlama çabasını çeşitli efsanelerle açıklamaya çalışmıştır. Antik Yunan’da yaratılan mitoslar (masal, efsane ve öyküler) doğayı efsanelerle açıklama çabasının en güzel örnekleri sayılmaktadır. Bizim Köroğlu da, zalimlerini alt edemeyen halkın yarattığı yiğit bir efsane kahramanıdır.

Köroğlu’nun gerçek bir kimliği ve gerçekte bir savaşımı yoktur. O, halkın gözünde zalimlere meydan okuyan bir koç yiğittir. Her Köroğlu anlatıcısı onu, kendi hayal gücünün renklerini de ekleyerek anlatır. Zalimlerle çatışır. Zaman zaman zayıf düşse de asla yenilmez. Köroğlu’nun atı da kendisi gibi yenilmez bir attır. Kırat, anasının denizden çıkıp gelen bir aygırla çiftleşmesiyle doğmuştur.

Halk zamanla her şeyin değiştiğinin farkındadır. Ateşli silahlar çıktıktan sonra kılıcın pek bir anlamı kalmamıştır. Bu durumu Köroğlu şu dörtlükle ifade etmektedir: Düşman geldi tabur tabur dizildi / Anlımıza kara yazı yazıldı / Tüfek icat oldu mertlik bozuldu / Eğri kılıç kında paslanmalıdır

Demek ki ateşli silahlar ortaya çıktıktan sonra, Köroğlu efsanesinin ciddi bir sarsıntı yaşadığı anlaşılmaktadır. Eşit koşullarda dövüşmek ortadan kalkmış, kahramanların kılıç kılıca birbirini alt etme dönemi sona ermiştir. Yeni dönem, Ahmed Arif’in deyişiyle kalleşlikler, fırsatçılıklar ve hayınlıklar dönemidir.

Belki de bu yüzden yeni dönemlerle ilgili kahramanlık efsaneleri oluşturulamamaktadır. Halka kurtarıcı kahramanlar yerine, zalimle bizzat kendisinin mücadele etmesi önerilmektedir. Belki de bu nedenle Bertolt Brecht, “Yazıklar olsun kurtarıcı bekleyenlere!” demekte sakınca görmemiştir. Alman felsefeci Nietzsche de eserlerinde artık kahramanların öldüğüne, kahramanların yerini eğitimli, kendi sorunlarını görebilen ve çözüm arayan insanların alması gerektiğine vurgu yapmaktadır.

Köroglu, kılıcını kınına koyup sahneden çekilince ne oldu pekiyi? Halkın eğitim düzeyi yükseldi mi? Halk artık yeni bir kurtarıcı aramaksızın kendi sorunlarının üstesinden gelebiliyor mu?

Bu sorulara verilecek çeşitli yanıtlar olabilir. Örneğin Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana halkın yaşamında değişen pek çok şey olmuştur. Zaten Cumhuriyet’le halkın eğitim düzeyi yükseltilerek bir kurtarıcıya gereksinim duymaması hedeflenmiştir. Halkın bir kurtarıcıya gereksinim duymaması, Hasan Ali Yücel’in  Kayseri gezisi sırasında Atatürk’e verdiği yanıtta açık seçik dile getirilmiiştir. Atatürk, bunca başarıdan sonra kurtulmuş sayılır mıyız diye ortaya sorduğunda, Hasan Ali Yücel bu soruyu, “Türk milleti ne zaman kurtarıcı arama ihtiyacı duymayacak hale gelirse o zaman kurtulmuş olur.” biçiminde yanıtlamıştır.

Köroğlu’nun eğri kılacından, ateşli silahların ortaya çıkmasından günümüze pek çok şey değişmiştir. İnternet ağlarıyla yaşam bulan sosyal medya kendi başına bir güç olmuş, neredeyse yazılı basını etkisiz hale getirmiştir. Kahramanlıklar, eşkıyalıklar, iyi ve kötü sözler; güzel ve çirkin olan ne varsa  internet ağına gizlenmiş bulunmaktadır.

Çağ, kahramanlıklar çağı değil artık, internet okuryazarlığı ya da medya okuryazarlığı çağıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.