İletişim araçlarından kamuoyuna yansıyan olumsuz haberleri gerek çaresizlikten gerekse kanıksadığımızdan görmezden gelmeye çalışsak da, hiç beklenmedik bir anda karşılaştığımız bir olayda çarpılıp kalıyoruz.

Bir toplu taşıma aracında yol alıyoruz; yanımda oturan hanımın, ayakta duran ilköğretim dördüncü sınıfa gittiğini sonradan öğrendiğim çiçek filizi kadar narin kız çocuğuna, “Dersi kimden alıyorsun?” sorusuna karşılık ”Öğretmenimden” yanıtını duyunca yılardır içimi yiyen duygular depreşiyor.

Hani “Kimse gördüğünden geri kalmasın” özdeyişi var ya, ister istemez çocukluk yıllarımıza uzanıyorum.

Hey gidi günler hey, öğretmeler bir zamanlar eksiğini gediğini kapattıkları öğrencilerinden para alma noktasına geldi, getirildi!

Bu olgunun yorumunu siz yapın artık!

Güne kötü başladık ya, iç burkan olaylar yakamızı bırakmaz gayrı;

Akşam televizyon haberleri: Konu çocukların gelişimi; ekranda konuşan yine bir ilköğretim öğrencisi,”Gelişmemiz için et yiyip süt içmemiz gerekiyormuş” çocuğun gözlerinde boş bakışlar, belli ki söylediklerine hasret…

Aynı konuda bir başka haber kesiti; bu kez konuşan bir bayan öğretmen,” Çocukların iyi beslenmesi için et ve süt gerekli. Etin eksikliği yerini tutan bakliyatlı gıdalarla giderilmelidir…”

Hoş, artık bakliyatta ateş pahası ya!

Bunlar hepimizin bildiği gerçekler.; ancak ülkenin içine düştüğü ekonomik sıkıntılarda hiçbir sorumluluk payı bulunmayan çocukların sağlıklı gelişimi için zorunlu olan bu gıdalardan neden yoksun kaldıklarını yeterince sorguladık mı dersiniz?

Gerçi günümüzde neyi sorgulayacağımızı şaşırır olduk!

Çünkü tren raydan çıktığı için tüm değerler tartışmalı!

Düşünebilen herkesi insanlığından utandıran, üzüntüden öte işkence gibi gelen olaylar öylesine çok ki anlatamam…

İşte bir başka örnek:

Geçtiğimiz günlerde yolda yürüyorum; son anda fark ettiğim yaşlı bir adamın “Ne kaçıyorsun” diye seslenmesi üzerine, öyle bir niyetimi olmadığımdan merakla yanına yaklaşıp, “Hayırdır amca” dedim.

Saçı sakalı birbirine karışmış bir elinde 99’luk tespih, diğerinde birkaç kağıt parçası tutan adam,

”Ben Diyarbakırlıyım. Hanım hastanede yatıyor. Doktorlar bugün yarın ölür diyorlar. Onun yanına gideceğim cebimde yol param yoktur…” diyerek yalvaran gözlerle hiç tanımadığı benden medet bekliyor…

O anlattıkça başımdan kaynar suların boşandığını duyumsuyorum…

Aktardığım sadece birkaç örnek, yurdun dört bir yanında benzeri yaşam kesitleri kim bilir kaç insanımızın içini yakıp kavuruyordur…

Düşündükçe insanlığımdan utanıyorum…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.