Akdeniz ikliminde yaşayanlar yani bizler, kışın dahi denize girebildiğimiz, güneşin fazlasıyla cömert olduğu bir iklimde yaşamaktayız. Ama bu seneyi uzun süreler unutamayacağız gibi.

Bu yıl iklim bize soğuğun ne demek olduğunu fazlasıyla anlattı. Son iki haftadır alışık olmadığımız türde soğuklarla karşı karşıya geldik.

Daha önceleri birkaç yılda bir, en fazla birkaç dakika çok zayıf şekilde sulu kar yağardı. O kadar kısa ve kuvvetsiz yağardı ki, ardından yağanın kar olup olmadığı bile tartışılırdı. Ama bu hafta daha önce görmediğimiz bir şeye şahit olduk Mersin şehir merkezine yaklaşık bir saat kar durmadan yağdı.

Evet, yeri kar tutmadı ama bir saat aralıksız yağması bile, bizim için her açıdan büyük bir hava olayı. Bu bir saat çocuklar için çok büyük bir keyifti, sokaklar çocuklarla doldu taştı. Büyüklerde geri kalmayarak sokaklarda kar fotoğrafı ve videolarının peşine düştüler, telefon kamerasından baktılar üstlerine yağan kara anlayacağınız.

Bu bir saat soğuğun bıraktığı tek güzellikti sanırım. Bu kış, soğuğun gerçekten zor bir şey olduğunu bizlere gösterdi. Nitekim kış; zorluğun, soğuğun ve yoksulluğun, çaresizliğin en yukarılarda yaşandığı mevsimdir. Ahmed Arif’in dediği gibi “Asfalttan yürüsün Aralık, Sevmem, netameli aydır.”

Mevsimin, soğuğu iliğimize kadar yaşattığı bugünlerde, Hatay’da bir benzin bidonu kemiklerimizi dahi kül edecek kadar yaktı. Çocuklarının karnı yoksulluktan, işsizlikten aç kalan bir baba, kendini yaktı ve öldü. Bu olayın ardından vicdanı sorgulatacak yorumlar yapıldı dile bile getirmeye utandığımız artık.

Kendini yakan babaya, psikolojik sıkıntıları var dendi, bundan önce yaşanan benzer vakalardaki gibi. Bir insan, hele de bir baba kendini niye yakar, nasıl yakar? Kendi bedeni üzerine düşününce insan aklı donuyor değil mi, ruhuma neler yapılırsa bu nu yaşatırım bedenime? Düşünmek bile istemiyor insan.

İnsan bunu ancak, akrabasından, mahallesinden, şehrinden, ülkesinden, insanlıktan, adaletten, hayattan ve çocuklarına rağmen hayallerinden ümidi kesti mi bunu yaşatır, vazgeçtiği kendine.

Vicdandan ve adaletten o kadar uzaklaştık ki, o kadar hepimiz bir başına ve yalnızız ki her geçen gün umudumuz ve gücümüz azalıyor. İyilere güç, birlik ve ümit…

“Utanırım,

Utanırım fukaralıktan,

 Ele, güne karşı çıplak...

 Üşür fidelerim,

Harmanım kesat.

Kardeşliğin, çalışmanın,

Beraberliğin,

Atom güllerinin katmer açtığı,

 Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,

Kalmışım bir başıma,

 Bir başıma ve uzak.

Biliyor musun ?”

Ahmed ARİF

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.