Bu haftaki yazımda geçen hafta gerçekleştirdiğimiz toplantılarla ilgili biraz bilgi vermek istiyorum. Uzun uğraşlar sonucu kurulmasına öncülük ettiğimiz “Karayolu İstişare Genel Kurulu”nun ikinci toplantısını Vali Yardımcısı Sayın Mehmet Kalyoncu başkanlığında gerçekleştirdik. Öncelikle bu kurulun kurulmasında her aşamada yanımızda olan ve sorunlarımızla birebir ilgilenen Ulaştırma 1. Bölge Müdürlüğü’ yetkililerine özel teşekkürlerimi sunmak istiyorum. İkinci toplantı ilkine nazaran daha geniş bir katılımla gerçekleşti, bu nedenle de daha verimli oldu diyebiliriz. Karayolu 1. Bölge Müdürü Yardımcısı Sayın Yalçın Doğan toplantıda dört ana madde açıkladı çözüm yolu için, ortak kararla bu dört maddeyi Valiliğe ilettik. Biz de kendi çözüm yolumuzu söyledik orada. İlk çözüm önerimiz terminal zorunluluğunu uygulamak oldu. Biz bu zorunluluğu daha önce de hatırlattık ama o zamanlar otogar yönetimi UATOD’da olduğu için “Otogara para kazandırmaya çalışıyorsunuz” dediler. Alın işte şimdi belediyenin elinde yönetim bize gelen bir kuruş para yok ve biz yine aynı şeyi söylüyoruz. Çünkü kanun diyor ki taşımacılık bir terminalde başlayıp başka bir terminalde bitmek zorundadır. Kalkışların terminal içerisinden olması çok önemli çünkü İstanbul’da terminal dışında, mahalle ve sokak aralarında, hemşeri derneklerinin bulunduğu yerlerde günde 400 ila 500 arasında otobüs kalkıyor. Bu otobüslerin denetimi yapıldı mı? Şoförün evrakları tam mı? kış lastiği ya da yaz lastiği var mı? Taşıdığı yolcu belli mi? Bunların hiçbiri belli değil. bunların net olarak kontrol altına alınması için her otobüs yolculuğunun otogardan başlayıp otogarda son bulması zorunluluktur.
Bunun dışında bir başka önerimizde otobüsçülük örgütlerinin de korsan taşımacılıkla mücadele konusunda yetkilendirilmesi gerektiğiydi. Çünkü bu konuda en çok canı yanan bizleriz ve sadece bir yerlere öneri taşıyoruz hiçbir şey yapamıyoruz. Bunun önlenmesi lazım. Bizim elimizde korsan taşımacılığın yapıldığı yerlerin bilgileri sokak sokak var ama biz bu bilgileri sürekli Yalçın Bey’e götürüyoruz ancak onun da imkânlarını aşıyor bu iş. Biz, “ceza keselim” demiyoruz tabii ki o kolluk kuvvetinin işidir ama biz, “tespit yapma ve tespitlerimizi resmi kurumlara teslim etme görevi TOFED’e ve diğer STK’lara verilmeli” diyoruz. Emniyet’in, Zabıta’nın ve bizim çok acil ve ciddi bir şekilde koordine olmamız lazım. Bir de bu toplantıya neden demiryolu, havayolu ve denizyolu taşımacılığının yetkililerini çağırdığımızı da açıklamak istiyorum. Çünkü bu üç taşıma modu ve karayolu yolcu taşımacılığı bu halka hizmet etmek için devlet tarafından yetkilendirilmiş farklı farklı modlardır. Ama hepsinin tek bir ortak noktası vardır o da bu halka kolay ulaşılabilir, konforlu ve güvenli bir ulaşım imkânı sağlamak. Bunun için de bütün taşıma modlarının birbiriyle entegre olması ve sürekli bir koordinasyon halinde olması gerektiğine inanıyoruz.  Biz sektör mensupları olarak, Ulaştırma Bakanlığı’na bir dilekçe verdik kendilerinin ve STK’ların katılacağı bir ‘Yolcu Taşımacıları İstişare Kurulu’nun kurulması gerektiğini belirttik. Havayolu, demiryolu, denizyolu ve karayolu taşımacılığı bu ülkenin taşıma metodlarıdır ve rakip değildir, birbirlerini tamamlarlar.
Yangın söndürme sistemlerinin eksikliği ağır kusur sayılmalı
Korsan belası dışında sektörümüzün canını yakan bir diğer konu da otobüs yangınlarıdır. Bu konuyla ilgili çalışmalarımız da devam ediyor. Yine geçen hafta, Makine Mühendisleri Odası ve Tüm Yangın Söndürme Sistemlerini Araştırma Ve Geliştirme Derneği yetkilileri ile bir araya geldik. Yangınların nasıl söndürüleceğinden ziyade nasıl önleneceğine dair fikir alışverişi yaptığımız bu toplantılar devam edecek ve bu işin bütün paydaşları ile bir araya gelerek 23 Ekim günü Emniyet Genel Müdürlüğü’nde yapılacak çalıştaya elimiz güçlü bir şekilde katılacak ve bu işe bir son vereceğiz. Sektörümüzün yangınlarla anılmasını istemiyoruz, bunun için 2008 yılından beri mücadele ediyoruz ama sözümüzü bir türlü dinletemiyorduk. Şimdi, kamuoyu gücünü de arkamıza alarak bu konuda ne yapılması gerekiyorsa yaptıracağız. Yeni üretilen araçlarda yangın söndürme sistemi zorunluluğu önerisini biz 2008 yılında yapmıştık ancak üretici firmalar güçlü lobilerini kullanarak bizim bu talebimizi yok saydırdılar.  Şimdi böyle bir zorunluluk geldi ancak bu sistemlerin hali hazırda piyasada olan araçlara uygulanması için de bir geçiş süreci tanınmalıdır. Bunun dışında araçlara sonradan eklenen ekran, priz vb aksesuarların da devlet tarafından yasaklanması veya yalnızca fabrika çıkışı olarak takılmasına izin verilmesi gerekiyor. Bu yangın sistemlerinin olmaması veya sonradan eklenen elektronik donanımların da TÜVTÜRK muayenelerinde ağır kusur sayılması şarttır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.