Sevmek farz mıdır?  Kanser sevgisizlikten bulaşır mı? Ahlaklı olmak dinin ön koşulu mudur? Kanser yıllarca Corona virüsünün insanlar üzerinde bir günde yaptığı etkiyi neden yapmadı? Korku! Evet korku. Yığınları yönetmenin, haksız büyük kazançların, insanları manipüle etmenin ve kullanmanın, hüküm sahibi olmanın temelde iki yolu vardır; umut veya korku. Hurafeleri de doğuran ve besleyen, her şeyin başlangıcı olan histir korku. Umut tembelliğin, korku ise bilgisizliğin ürünüdür. İnsanlar bilmediği şeylerden korkarlar. Bilmek için çaba harcamayıp sadece korkarlar. İşte yığınlar ya korkuları kullanarak yönlendirilir ya da umut vaad ederek. Peki korku ve umut bu ikisinin temelinde ne vardır? Çaba/sızlık. İnsanlar bilmediği şey hakkında korkarlar ama öğrenmek için çaba harcamazlar. İşlerine gelir. Gruba uyum sağlarlar. İnsanlar çaba harcayıp bir şeyleri elde etmek yerine kolay yoldan sahip olmanın peşinden giderler. Daha önceden sahip olmadıkları şeyler için daha önceden yapmadıkları şeyleri yapmaları gerekir. Ama korkarlar işte. Dışlanmaktan korkarlar. Oysa gruba uyum sağlayıp herkes gibi vaad edilenden çaba harcamadan pay almayı umut etmek, ait hissettirir ve kolay olan budur. Umudun kaynağı yine çabasızlıktır. Oysa bedava peynir sadece fare kapanında vardır. Sosyal gruplar da insanların bu hislerini bir güzel kullanırlar. Bizden isen şunlar şunlar var, bizden değilsen şöyle şöyle olur gibi gibi. Hatta tarikatlar kendilerinden olmayanların kesin cehenneme gideceğini, kendilerinin ne olursa olsun cennete gideceğini söylerler. Yok artık, dediğinizi duyar gibiyim. Ama maalesef öyle. Ve bunların peşinden giden milyonlarca zavallı var. Ama mutlular. Peki ya, sokaktaki binlerce aç insanın İslam’daki yeri nedir?  Cemaatler, tarikatlar kendi adamlarını oraya buraya sokmak yerine; Görgüsüz Zenginler Tiyatrosuna katılsalar daha çok prim yapmazlar mı? Hayır. Torpil gösterişten daha çok prim yapar. Görgüsüz zenginlerin yardım tiyatrosu hangi amaca hizmet ediyor? Acıların diniyor mu Yasemin Abla?

     Yasemin Abla gönüllü bir grup olan Tebessüm Gönüllülerinin öncüsü. Yaklaşık 6 yıldır her hafta onkoloji koridorlarında gönüllü insanlar ile birlikte tebessüm dağıtıyorlar. Nisan ayında da, ertelenmez ise, gönüllülerin rol aldığı Kayıp Tebessüm oyunu sahnelenecek. Kanser Haftasında farkındalık yaratmayı amaçlayan oyunda kanser hakkında bilgiler, Tebessüm Gönüllülerinin bu süreçte neler yaşadığı, neler yapmaya çalıştıkları, karşılaşılan zorluklar, renkli dünyalar, ailelerin hayatlarından kesitler, kaybettiğimiz çocuklar, gözyaşları, acılar, acılar, acılar…  İlk tanıştığımızda bana; "Acılarım ne zaman diner doktor?" diye sormuştu.  -Ölünce-  Yasemin Abla bu; Selda Bağcan'dan Adaletin Bu Mu Dünya dinleyip, marjinalitesi en yüksek afili cümleleri bulup,  acılarına derman aramayı inanmadığı ahiret gününe bıraktığından beri, böyle demeyeceğim, çünkü muhtemelen o hep böyleydi. O gün bugündür bunca acıya rağmen her zaman yüzünde tebessüm ile görürüm ve aynı soruyu sorarım; "Acıların diniyor mu Yasemin Abla?"

     Diner mi? Onca şeyin içinde olup, görüp, hasta çocuklar bir bir eriyorken, hiçbir şey yapamıyorken; görgüsüz zenginlerin 25 30 liraya aldıkları ayakkabıları 8457 defa paylaşmalarına mı sinirlensin insan; dini grupların yardım adına topladıkları paralarla çek senet işi yapmalarına mı, katlarına kat katmalarına mı, ticaret ve siyaset uğruna insanların birbirini satmalarına mı, ego savaşlarına mı, insanların birkaç kişi bir araya gelip dernekleşip zenginleşmelerine mi? Sayayım mı daha?

     Aslında bütün grupların mantığı hemen hemen aynıdır. Yöntemleri de benzerdir. İlginç olan şu ki, çağdaş görünenlerin yapmadığı bilimsel grup çalışmalarını Allah’ın kör cahilleri yapıyor. Karınca yuvaları gibi sistematik çalışıyorlar. Bu cemaat ve tarikat yapılanmaları yılda mutlaka 3-4  defa belli şehirlerde toplanırlar. Hem bölge bölge hem ülkedeki bütün üyeler toplanıp özellikle lider konumundaki üyelere grup psikoloji eğitimi verirler. Liderlik, iletişim, motivasyon, tarih gibi konularda eğitim alan bu üyeler; etraftaki insanları gözüne kestirir, onları sosyal psikolojik yapılarına göre analiz ederler. Herkese aynı şekilde yaklaşmazlar. Her insanın mutlaka vardır bir zaafı. Kimi katına kat katmak ister, kimi ürettikleri satmak ister, kimi reklamını yapmak ister (Görgüsüz Zengin Tiyatrosunda olduğu gibi) kimi de amaçsızca kandırılmak ister. Güvenmek ve kandırılmak da bir ihtiyaç sonuçta; sevmek gibi... Ve en önemlisi insanlar ait olmak ister. Olurlar da. Ama maalesef ait olma ihtiyaçlarını karşılamak için çoğu zaman ruhlarını satmaları gerekir, satarlar da. Ben de ruhumu satmak ve ait olmak istiyorum, pazarlıklar sürüyor. Açık arttırmaya sundum ruhumu(!)

Ne yapmak gerek peki?

Sağlam bir arka mı bulmalıyım?

Onu mu bellemeliyim?

Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi,

Önünde eğilerek efendimiz sanmak mı?

Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?

İstemem!

Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım?

Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım?

Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip,

Taklalar mı atmalıyım?

İstemem! Eksik olsun!

Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?

Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli?

Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?

İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret!

Eksik olsun!

Ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli?

Eleştiriden mi çekinmeli?

“Adım Mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı?

İstemem!

İstemem! Eksik olsun!

Korkmak, tükenmek, bitmek…

Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek.

Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek?

İstemem! Eksik olsun!

İstemem! Eksik olsun!

Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek…

Tek başına

Özgür olmak,

Dünyaya kendi gözlerinle bakmak,

Sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak,

Bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak…

Ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek;

İsteyince Ay’a bile gidebilmek.

Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.

Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın.

Varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar.

Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.