Filistinliler yine katledildi!

Ellerinde olmadan geldikleri dünyadan gün görmeden göçen mazlum Filistinlilerin sayısı ölçütünde tavır takınmak yapılan insanlık suçunu meşrulaştırmaktır!

O coğrafyadaki can kırımları insanlığın kanayan yarasıdır!

İsrail’in Filistinlileri yaptığı zulüm aralıksız olarak sürerken, arada bir kamuoyunun sıcak gündemine otursa da; ne acıdır ki politik malzeme olmaktan öte geçmiyor!

Oysa dünyaca kanıksanan zulüm yıllardır planlı şekilde devam ediyor!

Köyler boşaltıldı, yerlerine güvenlik şeridi adı altında beton koruganlar dikildi!

Milyon dolar harcanan kilometrelerce uzunluğunda, yer yer 12 metre yükseklik, 60 metre genişliğinde duvarlar örülürken insanlık neredeydi?

Zalimler azgın, mazlumların boynu bükük!

İşin özüne bakacak olursak, çıkar güdüsünün tohumladığı emperyalist kışkırtmalar olmasa insanlar gül gibi geçinip gider!

Savaşa harcanan kaynak tüm bölge yaşayanlarını ihya eder!

Emperyalist çıkarlara kurban gidenler halen zulüm gören Filistin halkının dramında somutlaşmaktadır!

Gösterilen tepkiler maalesef yasak savmaya dönük!

Gerçekte insanlık olarak sicilimiz bozuk!

Sabra-Şatilla katliamlarını şimdilerde kaç kişi anımsıyor?

Yaklaşık 3 bin Filistinli ve Lübnanlı mültecinin yaşamını kaybettiği katliamı olayın yakıcılığıyla bakın o yıllarda nasıl dizelere dökmüşüm:

“Lübnan 82 Eylül / bir gece vakti / esiyor ılık çöl rüzgârları / yurtsuzlar kampının üstünden…

Geliyor ılık rüzgârla / buz gibi soğuk ölüm / gece yarısı / kurbanlar uykuda /  cellâtlar sinsi / ellerinde silahlar /  kafalarında nefret /  ölüm kusuyor insanlığa…

Kadın erkek / genç ihtiyar / masum çocuk demeden kucaklıyor onları / buz gibi soğuk ölüm / gözleri önünde dünyanın…

Isınıyorlar gülerek / insan etiyle yanan şöminede / ellerinde kadehler / kadehlerinde insan kanı / içiyorlar zevkle / yudum yudum / Bavyera şarabı gibi /  emri veren cellat şefleri…

Kapanıyor çocukların  / ela mavi kara gözleri /  neden öldürüldüklerini dahi bilmeden / doyamadıkları yaşama / cellât şeflerinin emriyle / gece yarısı patlayan silahlarla…

                                                                             **

Kızım / sen Anadolu’da yemyeşil dallı / badem ağaçlarının dibinde / kırmızı kırmızı / gelincik çiçeği gibi / altın sarısı / buğday başaklarının arasında /  bir o yana / bir buyana / on sekizinde bir gelin gibi / nazlı nazlı süzülürken // mevzide ürkek ürkek radyo dinleyen Filistinli’nin/ elindeki silahın kayışını kollarına dolayıp koparırcasına çekmekten /  kan oturmuştu bileğine...

Kızım / bizin burada bostan sulamak için / iple su çekerken kuyudan / kan toplaravuçları köylülerin…

Radyo / toplu bir mezar daha derken / dişlerini geçirdi acıyla /  kan oturmuş bileğine / ısırmasaydı bileğini / vuracaktı /  çekiçle örs gibi / sıkmaktan dökülmüş / tek tük kalan dişleri…

Oysa yaşı henüz yirmiydi / doluyordu içi acıyla / her gün artan zulmü dinlerken /  ne istiyorlardı / beli bükülmüş ihtiyarlar / gencecik kızlardan / Sabra’da Şatilla’da / insanlık düşmanı canavarlar?

Gözlerinin önüne geldi hamile karısı /  on beş gün var diyordu / üç gün önce gelen mektupta / sevinmişti / ilk kez kendini bildi bileli  /  okuyunca mektubu / baba olacağım diye / ama yok oldu umudu /  katledilenlerle beraber…

Ağlamadı / alışıktı zulme / attı bunu da / diğer acılar gibi / içindeki kör kuyuya / sadece iki damla yaş aktı / öfkeyle kısılan gözlerinden /  mevzideki toprağa…

Kendisi de ölecekti / belki o gün / belki birkaç gün sonra / ölümle evlenmişti / dört yıl önce bir gece / dağa çıkarken…

Derken bir cayırtı koptu/ yanındaki mevziden/ irkildi / koptu düşünden/ daha sıkı yapıştı elindeki silaha... ”

Okuduğunuz dizelerin yazılışının üzerinden yaklaşık 36 yıl geçti; ne İsrail’in Filistinlilere dönük zulmü savaşı son buldu, ne dünyadaki diğer savaşlar; üstelik bitecek gibi de değil!

İşin en acı tarafı nedir biliyor musunuz?

Emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı verilerek kurulan Atatürk Türkiyesi’nin, beceriksiz yöneticilerin elinde zalimlerin dümen suyunda hareket ettiğini görmek!

İnsanca düşününce “Keşke bu günlere çıkıp onca zulüm ve can kırımına tanık olmasaydım…” denkten kendimi alamıyorum!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.