Komünist Başkan adıyla tanınan Fatih Mehmet Maçoğlu Belediye Başkanı olduğu Ovacık’ta tarımdan geçinen köylünün gelişmesine öneli destek verdi. Enflasyonun üzerlerindeki baskısını hem ürünlerini ederine değerlendirerek, hem de üretimlerini sürdürebilmeleri için girdi desteği vererek iyi bir iş başardı. Buna da komünal belediyecilik dedi.

Oysa Tire’de süt hayvancılığı yapan çiftçilerin kooperatifi de ortaklarına kooperatiflerin olmadı yerlerdeki süt üreticilerine oranla önemli katkılar yaptı. Onlar da sütlerini kooperatif aracılığıyla sattılar, Gelirlerini artırdılar. Enflasyonun baskısına karşı ayakta kalma, hatta işletmelerini büyütme fırsatı buldular.

Bunlarla ilgili haberler yaygınlaştıkça, çiftçinin devletten beklentilerinden vaz geçip kooperatifler aracılığıyla kendi göbeğini kesme bilinci ve inancı yaygınlaşacak.

Türkiye’de bu işleri yapmak için komünist olmanın gerekli olmadığı da anlaşıldı. Namuslu olmak yetiyordu.

Türkiye’de çiftçinin desteklenmesi için önemli araçlar olarak tarım kredi ve tarım satış kooperatifleri kurulmuştu.  Özel kanunla kurulan kurumlar; siyasetle ilişkileri doğru düzenlenmediğinden siyasi erke arpalık oldular. Çiftçinin parasını har vurup harman savurdular. Yönetime gelenler rant için kooperatif birliklerinin amaçları dışında işlere yatırımlara girdiler. Siyasetin kötü yönetimiyle zarar eden kuruluşlar haline getirildiler. Ortaklarına da beş kuruş risturn dağıtmadılar. Bu gelişmeler, bu kurumların verimsiz, ekonomiye zararlı kurumlar olduğu algısı yaratılmasında kullanıldı. Şimdi işlevsiz bırakıldılar.

Cumhuriyetin “köylü efendimizdir” anlayışı, tarımda halkçı politikaların kaynağı olmuştu. Ancak cumhuriyetin ilkelerinden uzaklaşan siyaset, halkçılığı yerle bir etti. Çökertti, sorumluluğu halkçılığa yıkıp, liberalizmi yüceltti.

Kabaca özetlediğimiz sürecin sonu, başka etmenlerle de birlikte üretmeden borçla yaşamayı getirdi. Türkiye ekonomisini krize soktu. Yurttaş da enflasyon batağına…

Fatih Mehmet Maçoğlu, ileri sürdüğü gibi yeni bir model yaratmadı. Türkiye’nin önünde örnekleri vardı. Bu örnekler, cumhuriyetin yıkılma sürecinde bir bir darmaduman edilmişti.

Maçoğlu, ekonomik modelini ortaya koyarken, yönetim anlayışıyla bütünleştirip adına komünal belediyecilik dedi. Bütün mesele halkın karar sürecine katılmasıydı. Adını açıkça koymasa da tanımladığı yerel yönetimlerin özerk olduğu bir yönetim biçimiydi. Bu yol federal devlete çıkan yoldu.

Maçoğlu, yönetim programını siyasi anlayışla birleştirmeyi de beceriyordu Bir söyleşide: “Biz Türkiye'nin herhangi bir halkının ulusal siyasetini savunmayız. Ezilenden yana tavır alır, ezileni destekleriz. Yani Kürt halkı da, Türk halkı da, Ermeni ya da Rum da eziliyorsa o halktan yana tavır alırız" dedi.

Ona göre Türkiye Cumhuriyeti, “bir halkın ulusal siyasetinin”  sonucuydu. Kürtlerin özgürlüğünü savunurken, Marksı ve CHE’yi dayanak ediyordu. Oysa Adını koymadan savunduğu “ulusların kaderlerini tayin hakkı” düşüncesinin babası 1. Dünya savaşı sırasında ABD Başkanı olan Willson’du. Sevr antlaşması da buram buram Willson kokuyordu.

Mustafa Kemal Paşa Milleti “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti”  diye tanımlamış, bu tanım üzerine de üniter Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasını sağlamıştı. Türkiye Cumhuriyetinin Anayasalarında her Türk vatandaşının yasalar önünde eşit olduğu açıkça yazılıydı.

Maçoğlu, ezilme konusunu etnik temele dayandırıyor. Oysa anayasayla sağlanan kanunlar karşısında eşitliğe rağmen Ezilen diye tanımladığı Kürtleri ezen asıl unsur toprak ağalığıdır. Konuyu bir halkın siyasi örgütünün, yani devletin; bir başka halkı ezdiği biçiminde ortaya koymak ancak toprak ağalığının baskısını göz ardı etmeye yarar.

Fatih Mehmet Maçoğlu’nun Marksizmi bilmediği açık. Tarih bilmediğini de savlarından anlıyoruz.

Son zamanda yeni bir şey yapıyormuş gibi parlatılmasının nedeni de, Tunceli yerine Dersim diyen Maçoğlu’nun üniter yapının parçalanmasına hizmet edebilecek konumda olmasıdır.

Kötü biri olduğunu düşünmüyorum. Ama işin doğrusunu öğrenmesi gerekir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.