Köy Enstitüleri hakkında çok şey yazılıp söylendi. Bu kurumlar, eğitim-öğretim açısından bakınca iş içinde eğitim yaklaşımının uygulama alanı; politik açıdan bakınca da aydınlanmanın ışıkları olarak görüldü. Tartışmalar günümüzde de sürmektedir.

Köy Enstitüleri, köylü nüfusun çoğunlukta olduğu ve okuryazar oranının yok denecek kadar düşük olduğu bir dönemde Cumhuriyet aydınlığını vatanın her köşesine götürebilmek için kurulmuştur. Yoksunluklar içindeki ülkemizde köy çocuklarından oluşan bir eğitim ordusu yaratmak, büyük bir başarıdır. Kuşkusuz bu başarı o zamanki Cumhuriyet kadrolarının, özelikle de Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un başarısıdır. Her ikisinin de aydın ve aydınlanmacı kimliği, Köy Enstitüleri projesinin uygulamaya konulmasında büyük bir rol oynamıştır.

1940’lı yıllar yani Köy Enstitülerinin kuruluşunu izleyen yıllar, henüz Ulusal Kurtuluş Savaşı utkusunun coşkusu ve Cumhuriyet sevincinin sürdüğü yıllardır. Aydın kesim ve halk, devlet yöneticilerinin Atatürk’ün bıraktığı ulusalcı mirası sürdürdüğü düşüncesindedir. Aksi uygulamaların olabileceği kimsenin aklına gelmemektedir. Her yurttaş, altı okla ifade edilen devletçilik, cumhuriyetçilik, ulusalcılık, laiklik, devrimcilik, halkçılık ilkelerini öğrenmeye davet edilmektedir. Ancak bu ilkelerin benimsenmesiyle; başkasına bağımlı olmaksızın, özgürce düşünüp kendi kararlarını bizzat kendisi verebilen; fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirilebilecektir. İşte Köy Enstitülerini bitiren öğretmenlerden beklenen de fikri hür, vicdanı hür kuşakların yetiştirilmesidir.

Köy Enstitülerinden yetişen öğretmenler, bu amacı gerçekleştirmek için ellerinden geleni yapmaya çalışmış, başarılı da olmuştur. Yaşayan Köy Enstitülü öğretmenler bugün de Cumhuriyet’in ilkelerine sıkı sıkıya bağlıdır. Hepsi de aklın ve bilimin yol göstericiliğinde çalışmanın ve üretmenin vazgeçilmezliğine yürekten inanmaktadır.

Yukarıda da belirttiğim gibi Köy Enstitüleri, kuruluşundan kapanışına kadar ülkemizin eğitim-öğretim yaşamına ve dolayısıyla Cumhuriyet’imizin benimsenmesine önemli katkılar sağlamıştır. Kapatılışından bu yana yıllar geçmiş olmasına karşın, Köy Enstitüleri deneyimi bugün de önümüzde bir olanak olarak durmaktadır. İsteyenler bu olanaktan şimdiye kadar hiç görülmedik, beklenmedik sonuçlar çıkararak yararlanabilir.

Demek istediğim, Köy Enstitüleri kapatıldı diye ağıtlar yakmaya, ah vah etmeye gerek yok. Nazilerin kitap yakması Almanya’da kitapları nasıl yok edemediyse, ülkemizde de hiç kimse Köy Enstitüleri mirasını yok edemeyecektir. Bu deneyimden isteyenin eğitim-öğretim alanında, isteyenin belediyecilikte, isteyenin tarımsal üretimde yararlanmasının önünde bir engel bulunmamaktadır. Akılla bilimi yol gösterici olarak benimseyen herkes bu olanaktan kendine göre sonuçlar çıkarıp bulgularını başkalarının yararına da sunabilir.

Birkaç cümle daha söylemek gerekirse, Köy Enstitüleri eğitim-öğretim hedefleri ve ilkeleriyle aydınlanmanın ışığını köylere taşımış, olanakları ölçüsünde modern dünyayı köylülere tanıtmaya çalışmıştır. Kuruluşunun 79. Yılında Hasan Ali Yücel’i, İsmail Hakkı Tonguç’u ve Köy Enstitülü öğretmenlerimi saygıyla anıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.