Kadir Aktaşoğlu; Müziğe adanmış bir yaşam!

MEHMET TEKKANAT’LA PAZAR SÖYLEŞİLERİ

- Bu haber 995 kez okundu.

Kadir Aktaşoğlu; Müziğe adanmış bir yaşam!
 İnsan yaşamını bazen rastlantılar belirler.

Normal yaşam standartları yaşarken birden bir şeyler olur ve yaşamın akışı değişir.

Hedefler değişir, yaşam tarzı değişir..

Ne olduğunu anlamadan yıllar geçer, yükselişler, inişler yaşanır, varlık, yokluk yaşanır..

Geriye dönüp baktığında, iyi kötü anılar kalır.

Bazıları keşkelerle hayatı karanlıklar, bunalımlar içinde yaşar bitirir, bazıları, yaşanmış yaşanmıştır der, elinde kalanla ve geçmişin güzelliklerini içinde yaşayarak tadını çıkarır.

2004 yılında Altan Erkekli Sahnesi’ni kurduğumuzda tanıştık Kadir Aktaşoğlu ile.

Sahnemizde gitar, şan, solfej dersleri vermeye başladı.

Birçok gencimizin konservatuvarları kazanmasında emeği geçti.

Aradan geçen bunca zamanda geçmişiyle ilgili pek fazla konuşamadık.  Pazar Söyleşileri’ne başladığımda, Kadir Hocamla bir söyleşi yapayım dedim.

Meğer hiç tanımamışım Kadir Ustayı.

Geç kalınmış bir söyleşi oldu bu.

Ve bu söyleşiden öyle bir yaşam dersi çıktı ki, Aslında hep bilinen ibretlik bir yaşam öyküsü.

Aynı zamanda hem ülkemizin, hem de Mersin’imizin tarihsel dönüşümünü de anlatıyor.

Buyurun.

 

“HARÇLIĞIMLA GİTAR ALDIM”

 

-MEHMET TEKKANAT- Kadir Aktaşoğlu kimdir?

-KADİR AKTAŞOĞLU-1951 yılının 2 temmuz günü Kilis’te doğmuşum. Babam İstanbul Beşiktaş’lı, annem ise Halep Türklerindenmiş.  3 yaşındayken Mersin’e göç etmişiz. İlk, orta ve liseyi Mersin’de bitirdim.

-MEHMET TEKKANAT_ Müzikle tanışma hikayeniz nasıl oldu?

-KADİR AKTAŞOĞLU-Gazipaşa İlkokulu’nda okurken mandolinle tanıştım. Daha sonra harçlıklarımı biriktirip gitar aldım. Kendi kendime geliştirdim gitar çalmayı. Babam, müzikle uğraşmamı istemiyordu. Ondan gizli olarak kendimi geliştirdim. Daha sonra Mersin Orduevi’nde Bakkallar orkestrasında gitarist olarak çalıştım.

-MEHMET TEKKANAT- Bakkallar orkestrası derken, bu orkestra bakkallardan mı kuruluydu?

-KADİR AKTAŞOĞLU-Davulcumuz bakkaldı, Akordeonda Muzaffer Abi, trompette Emin Abi Karayollarında çalışıyorlardı. Liderimiz Bakkal Ali abi olduğu için grubun adı da Bakkallar Orkestrası diye anılıyordu.

Ben bu orkestrada, hiçbir ücret almadan çalıştım, ama paradan çok daha fazlasını kazandım. Ustalarımın bilgilerinden yararlandım. Bu bilgiler parayla satın alınamayacak şeylerdi.

 

“GERÇEK ANLAMDA İLK USTAM; SERKİZ YEŞEREN’DİR”

 

-MEHMET TEKKANAT- Sonraki gelişmeler nasıl oldu?

-KADİR AKTAŞOĞLU-Sonraki yıllarda Mersin’e İstanbul’dan gelen Rus asıllı Ermeni bir müzisyen olan Serkiz Yeşeren’le tanıştım. Kendisi Tüccar Kulübü’nde çalışmak üzere gelmişti. Bu fırsatı kaçırmadım. Serkiz Ustayı gölgesi gibi takip ettim. Kemanını taşıdım, kostümlerini taşıdım, sahnesini hazırladım. Serkiz usta, sormayana, araştırmayana hiçbir şey söylemez ve göstermezdi ama soran ve meraklı olan birini gördü mü, hiç usanmadan saatlerce anlatır, bildiklerini öğretmeye çalışırdı. Bugünkü akor ve armoni bilgimin temellerini Serkiz Babadan öğrendim. Sonraki yıllarda Serkiz Baba beni kendi orkestrasına aldı, Yeni açılan Soli Tesisleri’nde Grup Merdiven’den sonra işe başladık. Birkaç sezon çalıştık. Kıbrıs Barış Hareketinden sonra Magosa’da çalışmalar yaptık. Dönüşte Her müzisyenin hayalinde olduğu gibi, sanatımı daha iyi yapmak, geliştirmek ve de ünlü olabilmek için İstanbula gittim. Orada Metin Çotal, Sahak Akbıyık ve Onno Tunç’la tanıştım. Bu değerli insanlarla çalışma olanağım oldu. Annemin hastalığı nedeniyle Mersin’e dönmek zorunda kaldım. Burada çeşitli yerlerde çalışmalarıma devam ettim. Bu yerlerden bazıları, Lagos, Karides, Tüccar Kulübü, Oda Külüp, Mersin Oteli diye sayabiliriz.

 

“GÖÇ ALMADAN ÖNCE, MERSİN NEZİH BİR SAHİL KENTİYDİ, İNSANLARI DA ÖYLE”

 

-MEHMET TEKKANAT- O dönemler, Mersin’in çok yoğun göç aldığı dönemlerdi. Mersin’de göçten önce yaşam düzeyi nasıldı, sonra nasıl oldu?

-KADİR AKTAŞOĞLU-Mersin göç almadan önce nezih bir sahil kentiydi. Çok kaliteli kulüpler vardı, bu kulüplerde üst seviyede müzik yapılırdı. Çünkü dinleyicisi de kaliteliydi. Göçten sonra, sonradan görme zenginler türedi. Bu sonradan görmelerin müzik zevkleri de Mersin gece hayatına damgasını vurdu. Kaliteli dinleyici, bu yerlerden ayağını kesince, bu nezih gece kulüplerinin yerini pavyonlar almaya başladı. Biz müzisyenlerde zorunlu olarak, bu tür yerlerde istemediğimiz müzikleri icra etmeye başladık. O dönem ülke çok hızlı dönüşümler yaşıyordu. Biz de buna ayak uydurmak zorundaydık. Bir süre sonra Pavyonlar da kapanmaya başladı. Onların yerini barlar aldı. Barlarda çok kalitesiz ve gürültülü müzik yapılmaya başladı. O tür yerlere gelenler müzik dinlemeye değil, kendilerine partner bulmaya, günlük –gecelik keyifler yaşamaya geliyorlardı. Kaliteli müzik yapma ve dinletme olanağımız kalmamıştı.

 

“MERSİN YANLIŞ İNSANLARIN ELİNDE, YANLIŞ PLANLARIN KURBANI OLDU”

 

-MEHMET TEKKANAT-Sonra ver elini Antalya. Neden Antalya?

-KADİR AKTAŞOĞLU-Güneyin gözdesi Mersin’ken yanlış yatırımlar ve geleceği göremeyen yöneticiler nedeniyle Mersin’in kimliği karmaşık bir hal aldı. Antalya ise doğru bir yapılanmayla turizmin gözdesi oldu. 1993 yılında Antalya’ya gittim. Orada turistik otellerde çalıştım.  Orada en azından istediğim ve sevdiğim müzikleri yapabildim. Antalya’da, Leman Sam, Bora Öztoprak, Fatih Erkoç, Ersan Erdura, Özdemir Erdoğan, Zeynep Dizdar, Beste Acar (Kayahan’ın kızı) gibi sanatçılarla çalıştım. Romanya, Ukrayna ve Bulgaristan gibi ülkelerden gelen müzisyenler piyasayı allak bullak haklarını yememek lazım, çok iyi müzik yapıyorlardı, ama çok düşük ücretle çalışıyorlardı. Tıpkı şimdiki Suriyeliler gibi. Yerli müzisyenler çalışma alanları bulamıyorlardı.

 

“ÇÖKÜŞ YILLARI VE YUVAYA DÖNÜŞ”

 

-MEHMET TEKKANAT- Her şey birden tersine dönünce, siz ne yaptınız?

-KADİR AKTAŞOĞLU-2000 yılında Mersin’e dönüş yaptım. 2004 yılına kadar müzik dışında çok çeşitli işlerle yaşamımı sürdürmek zorunda kaldım. Yardım-dayanışma adı altında kurulan derneklerde bulaşıkçılıktan, ayakçılığa kadar çeşitli işler yaptım,  Limanda kürek salladım, puantörlük yaptım. Yaşamım gençlere ibret olacak şeylerle dolu aslında. O zamanlar, bu piyasadaki birçok müzisyen gibi benim de ayaklarım yerden kesilmişti. Çok büyülü ve zengin bir yaşam sürüyorduk, hep böyle sürecekmiş gibi, geleceğe bir yatırım yapmadık. Tıpkı Yeşilçam’ın birçok emektarı gibi birden yokluk içine düştük. Hiçbir sosyal güvencemiz olmadı. Bizim durumumuzdaki insanlar sadece sanat için yaşadı. Maddiyata önem vermedik, ama bunun doğru bir tercih olmadığını gördük.

-MEHMET TEKKANAT-Pişmanlık varmı?

-KADİR AKTAŞOĞLU-Yok, keşkelerle, pişmanlıklarla yaşamanın bir anlamı yok.  Dolu dolu yaşadım, sadece geleceğe küçük de olsa bir yatırım yapmamanın maddi zorluklarını yaşıyorum. Ama yaşam böyle bir şey, insan varlığı da yokluğu da bilmeli. Ah etmenin, keşke demenin bir getirisi yok. 2004 yılında Altan Erkekli Sahnesi kurulduğunda burada gitar-şan-solfej dersleri vermeye başlayarak mesleğimde öğrendiklerimi ve biriktirdiklerimi gençlere öğretmeye başladım. O günden bu güne burada eğitmenlik yaparak yaşamımı sürdürmeye çalışıyorum.

 

“GENÇLER; SANAT ALANINDA MUTLAKA AKADEMİK EĞİTİME YÖNELİN”

 

-MEHMET TEKKANAT- Hocam son olarak, böylesi renkli bir yaşamdan öğrendiğiniz neler var ve gençlere neler söylemek istersiniz?

-KADİR AKTAŞOĞLU- Ben ve benim gibi alaylı birçok sanatçı arkadaşım, gençlik dönemlerimizde yaşamın cafcaflı yönlerine aldanıp, geleceğe yatırım yapmamanın acısını çekiyoruz. Yaşadıklarımdan çıkardığım ve gençlere aktardığım ders ise; “ne iş yaparsanız yapın, altını sağlam doldurun, olanla yetinmeyin, hep daha iyisini, hep daha farklısını yapmaya çalışın. Özellikle sanat alanında mutlaka akademik eğitim almaya yönelin.”

 

-MEHMET TEKKANAT- Çok teşekkür ederim hocam.

-KADİR AKTAŞOĞLU-  Beni zaman tünelinde dolaştırdın, hüzün ve mutluluğu birlikte yeniden yaşadım. Ben teşekkür ederim. Umarım bu söyleşiyi okuyan genç insanlara bir şeyler katabilmişizdir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.