MA’NIN SON TORUNU

Emekli doktor Erdal Akalın, Adana Asker Hastanesi’nde tanıdığı Sultan Ana’nın öyküsü üzerinden Türkiye’nin yakın tarihindeki acıları anlatıyor

- Bu haber 780 kez okundu.

MA’NIN SON TORUNU
 ABİDİN YAĞMUR

 

1970’li yıllar… Şehir şehir, kışla kışla, hastane hastane dolaşmış 32 yaşındaki genç askeri tabip ile 3 oğlunu salgın hastalığa kurban verdikten sonra bir kamyonun kasasında, kucağında bebeğiyle ölümden kaçmış 60’lı yaşlardaki çamaşırcı kadının yolu Adana Asker Hastanesi’nde kesişir. Bu kesişme sıradan bir mesai arkadaşlığı değildir. Yaşlı kadın bir oğul bulmuştur, genç askeri tabip Anadolu kadınıyla, ana tanrıça Ma’nın son torunuyla tanışmıştır. Erdal Akalın, ‘Ma’nın son torunu ve ben’ adlı kitabında, bir yandan Türk Silahlı Kuvvetleri’nde, 1970’li yıllarda tanık olduklarını anlatıyor, bir yandan harp görmüş, salgın hastalık görmüş, yoksulluk görmüş eski ve çileli bir kuşağın son temsilcilerinden biri olan Sultan Ana’nın yaşamından kesitler sunuyor.

Emekli doktor Erdal Akalın, Mersin basınında uzun zamandır yayınlanan yazılarını, geçtiğimiz yıl Denemeler adlı kitapta toplamıştı. Gazetemiz yazarlarından Erdal Akalın, Kangru Yayınları’ndan geçtiğimiz günlerde çıkan son kitabında ise, Türkiye’nin yakın tarihinde yaşananları kendi anılarından, 20 yüzyılın başında, savaş sonrasında yaşananları Sultan Ana’nın anılarından yola çıkarak okuyucuyla buluşturuyor.

‘Ma’nın son torunu ve ben’ adlı kitap ilk başta, Erdal Akalın’ın, 1970’li yıllarda Adana Asker Hastanesi’nde tanıdığı, çamaşırcı Sultan Ana’nın öyküsünü anlatmak için kurgulanmış. Ancak yazar, ‘tanrıça Ma’nın son torunu’ olarak nitelediği Sultan Ana’nın yaşamöyküsünün daha iyi anlaşılabilmesi için, anlatımına 1950’li yılların başlarından, kendi çocukluğundan başlamış. Tıp eğitimi ve TSK bünyesine katılma sürecini anlattıktan sonra kışlalar, askeri hastaneler, dönemin askeri yetkilileri, askeri tabipleri, hastaneleri, sosyal ve siyasal özellikleri üzerine gözlemlerini anlatan yazar, kitabın son bölümünde Sultan Ana’nın öyküsüne yer veriyor. Okuyucuyu 20. yüzyıllın ilk çeyreğinde başlayan zorlu bir yaşam mücadelesine tanıklığa davet eden yazar, 1970’li yıllarda Adana Asker Hastanesi’nin çamaşırhanesinde yatıp kalkan, askerlerin ‘ana’ diye seslendiği Sultan Ana ile kurdukları iletişimi, dostluğu, ana-oğul ilişkisini, okuyucuyu şaşırtacak, bazen üzecek, bazen duygulandıracak ayrıntılarla anlatıyor. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.