YASİN KORKMAZ; O BİR SİNEMACI “NETEKİM”!/Mehmet TEKKANAT'la Pazar Söyleşileri

PAZAR söyleşilerimizde ilk bölümünü dün yayınladığımız, Netekim Karakolu filminin yönetmeni sevgili dostum Yasin Korkmaz’la söyleşimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Buyurun. (İKİNCİ BÖLÜM)

- Bu haber 1223 kez okundu.

YASİN KORKMAZ; O BİR SİNEMACI “NETEKİM”!/Mehmet TEKKANAT'la Pazar Söyleşileri
 “MERSİN, TÜRKİYE’NİN HOLLYWOOD’U OLABİLİR”

 

-MEHMET TEKKANAT: Mersin’deki potansiyeli nasıl görüyorsunuz, yeterince değerlendiriliyor mu?

-YASİN KORKMAZ: Bir potansiyelden veya değerlendirmeden söz etmek saçma olur şu anda. Ben Mersin’de bir şeylerin değişeceğine inanıyorum. Yalnız geçmişten iyi ders çıkarmak gerekir. Yoksa bir potansiyel veya bir değerlendirmeden 10 sene sonra da söz edemeyiz. Yahu bir sinema festivali olmayan, bir tiyatro festivali olmayan, kültür merkezleri olmayan (Olanını Mersinli sanatçıların kullanamadığı), kendi sanatçısını hor gören, yok sayan, destek olmayı geçtim, bitirmeye çalışan bir kentte, neyin potansiyeli. Bakın İstanbul’da sanat alanında çok çok fazla Mersinli var, oyuncu var, yönetmen var, yapımcı var, dağıtımcı var. Var da var. Ama hiç birinin Mersin umurunda değil. Olmaması da gayet normal, çünkü o insana bu şehir kötü davranmış, destek vermemiş. Ve o adam da Mersin’den öyle bir kopmuş ki bütün bağını yitirmiş. Haklı mı? Bence haklı. Yoksa Mersin’de çok yetenekli insanlar var. Mersin yılın 300 günü güneşli, ılık yani doğal plato. Bu özelliği çok önemli. Bunu avantaja çevirmek lazım. Hollywood’un neden Los Angeles’da kurulduğunu bilmek lazım. Bir potansiyel var dememiz için çok fazla ve akılcı çalışmamız lazım. Misal, televizyonda bir dönem dizisi bey diyor ki ‘’kuraklık bizi perişan etti, ot bitmez oldu, hayvanlarımız aç.’’ dış çekimlere bakıyoruz her yer ot, çimen. Her bölüm hava bulutlu. Gelin Mersin’e, dört mevsimi yaşatalım size. Tabi bunun için sıkı çalışma lazım. Bakın bir gün geçiş sahnelerini çekecektik, sabah başladık çekime akşama kadar; güneşli, kapalı, sisli, yağmurlu ve karlı havayı yaşadık.  Anlatmak, göstermek lazım Mersin’i. Mersin Türkiye’nin Hollywood’u olabilir. Size çok uçuk gelir ama ben inanıyorum. Mersin her yönü ile özel bir şehir, bunu unutmamak lazım. Mersin’in tek sermayesi basını, evet yanlış duymadınız basını, Mersin’de çok sağlam bir basın var. Çok renkli. Bir kaç isim var yıllardır dosdoğru, hiç değişmediler. Belki birbirlerini sevmiyorlar ama aslında sağlam bağları var. Kıskanmıyorum desem yalan olur. Ve hepsinin ortak özelliği kente aşıklar. Tabi bu benim tespitim.

 

“DOĞRUNUN YANINDA, YANLIŞIN KARŞISINDAYIM”

 

-MEHMET TEKKANAT: Mersin’de yeni dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

-YASİN KORKMAZ: Biz yıllardır korkusuzca sesimizi çıkardık. Şu anda bekliyoruz. Hele bir yıl dolsun. Neler yapacak yerel yöneticiler, sözlerini tutacaklar mı? Bir şeyleri değiştirecek mi? Kimseye de göbek bağımız yok. Eyvallahımız da. Tabi haksızlık da yapmamak lazım. Bu işler hemen olmuyor. Bunu iyi bilmek lazım. Sadece eleştirmek için eleştirmemek lazım. Eleştirirken çözüm önerisi de sunmak lazım. Projeler üretip, götürüp bırakmak lazım. Fikirleri yazmak lazım. Yapılsın yapılmasın, üretmek lazım. Ve beklemek lazım. En azından şu dönem bitti, 500 yıl geçse de kimse beni koltuğumdan edemez. Ben bu makamdan emekli olurum.  Görüyoruz ki artık yok öle bir şey. Misal, koca koca daire başkanları hoop diye giderken, en altlarda belediye tiyatrocularının pür dikkat olması lazım.  Unutmayalım ki Yörük bir belediye başkanımız var ve biz Yörüklerin klişe bir sözü var. ‘’Göç gide gide düzelir’’ en azından hareket var. Hemen buradan şu sonucu çıkaracaklar, “aha gördün mü biz anladıydık zati, Yasin şu partili bu partili.” Bakın görün yarın gerektiğinde en sağlam muhalif biz oluruz yine. Hatta ben olurum.

 

“MERSİN’İN ADINI İYİ ŞEYLERLE DUYURMAK LAZIM”

 

-MEHMET TEKKANAT: Mersinli yöneticilerden, işadamlarından sinemaya destek yeterli mi, bir sanatçı olarak beklentileriniz neler?

-YASİN KORKMAZ: Tabi ki yetersiz. Bu konuda en iyi desteği alan ekip olarak hayır diyorsam, iki kere düşünmek lazım. Bu konuda en geri illerin başında gelir Mersin. Yöneticilerin çöp toplama veya kaldırım yapma dışında işlerle kentleşildiğini öğrenmesi. İş adamlarının, para kazandığı kente borcunu ödemek zorunda olduğunu bilmesi lazım, bu kentten kazanıyorsan bu kente de bir şeyler yatırmak zorundasın. Hala aşılamamış bir sorundur Mersinli olmak, olamıyorlar bir türlü. Bence bireyin yaşam kalitesini arttırmak için, önce kentin kalitesini artırmak gerekli. Tamam, işinden çok para kazanıyorsun, iyi mekanlarda da vakit geçiriyorsun ama yetmiyor işte. Mersin’in adını iyi şeylerle duyurmamız gerekiyor artık. Misal, en iyi film festivali, ya da en kapsamlı Tiyatro festivali, misal en çok özel tiyatro olan il, bu sene Mersin’de 10 film çekildi. Ya da bir oyuncumuz Cannes’dan selam yollamalı Mersin’e. Bu konuda iş adamlarına çok iş düşüyor. Ya aslında merak ediyorum, misal, X iş adamımız kentin durumunu görüyor ve şovun dışında hiç bir şey yapmıyor. İyi de para kazanıyor, akşam da Marina’ya gidiyor, ortam güzel, sonra evine geçiyor. İyi para kazanan adamın evi de iyi olur. Hiç mi yolu düşmüyor İstanbul’a orada nerelisiniz, Nerede yaşıyorsunuz sorusu ile hiç mi karşılaşmıyor? Hiç mi fark etmiyor oradaki adamların Mersin’e bakışını, hiç mi ezilmiyor. Ya da ne diyor, Marinalıyım mı diyor? Marina’da yaşıyorum mu diyor? Bilemedim. Belki tuhaf ve kaba bir örnek ama dünyanın en lüks evi çöplüğün ortasındaysa kıymetsizdir. Ya da çöplüğün ortasında kaliteli hayat yaşanmaz.  İlla İstanbul-Ankara şart değil ben başka illere gidince utanıyorum. Tekrarlıyorum, ben değişeceğine inanıyorum.

 

“NETEKİM KARAKOLU, BABAMIN GERÇEK BİR HİKAYESİ”

 

-MEHMET TEKKANAT: Gelelim Netekim’e. Hikayesini çok okuduk, dinledik, kısaca bir kez daha dinleyelim.

-YASİN KORKMAZ: 11 Eylül 1980 günü başlıyor filmimiz. Akdeniz’de bir ilçe, her şey döneme göre normal gidiyor. Gece darbe oluyor ilçede hayat birden değişiyor. Bir komutan var, ilçede terör estiriyor. Sürekli ev baskınları. Bir gün evin birinde film makaraları ve fotoğraflar buluyor. Fotoğraflardaki adamlarda silahlar, bombalar, vs. vs. Direkt fotoğraftaki herkesi tespit edip, nezarete atıyor. Adam öldürmek, gerilla eğitimi almak suçlarından sorguluyor ve işkence yapıyor. Fotoğraflardakiler film çekmeye çalıştıklarını ve yarım kaldığına bir türlü inandıramıyorlar komutanı. Olay genel olarak bu ama çok sağlam karakterler var, Ali L, Cevriye Şen, Hamza Emmi, Koreli Kazım, Hakkı Başçavuş, Avşar Ali. Bu film, babamın gerçek hikayesi. Ciddi bir saha araştırması ile oluşmuş bir senaryomuz var.

 

“TAMAMEN ORGANİK BİR FİLM OLDU”

 

-MEHMET TEKKANAT: Çoğunluğu amatör olan oyuncularla, bence olağanüstü bir iş çıkardınız.  Yani neredeyse tamamen yerli malı bir film oldu. Zorluklarından ya da avantajlarından bahsedelim biraz.

-YASİN KORKMAZ: Dünyanın en pahalı sanatını kısıtlı imkanlar çıkarmak çok çok zor.  Oyunculara amatör demek haksızlık olur. Aslında ana oyuncuların çoğu uzun yıllardır tiyatro yapan insanlar. Çok da yetenekliler ama tanınmıyorlar. Tabi bölge halkı da var, ilk defa böyle bir şeyde bulunan insanlar, çok yetenekliler çok özverililer. Çok zorluk yaşadım desem yalan söylemiş olurum. Tek sıkıntı zaman, yani çalışmayı uzun bir zamana yaymak lazım. Normalden iki üç kat fazla tekrar almak lazım.  Çekim öncesi uzun uzun çalıştık. Oyucuları iki bölümde değerlendirebiliriz. Birincisi, yıllardır bu işe gönül vermiş isimler. Bu isimleri belirlerken ben de genel tavır ahlak oluyor, ne alaka denilebilir, benim için çok önemli, bir adamda iş ahlakı, olmazsa olmazım. Ahlakı olmayan adamın iş ahlakı da olmaz, iş ahlakı olmayan adamdan hiç bir şey olmaz. Bu konuda çok şanslıyım, harika bir ekimiz vardı. Yani sette ikinci bir iş yapmayan biri yoktur. Ve kimse onlardan bunu istemeden yapıyorlardı. Çünkü samimi bir ortam var, İstanbul setlerine benzemez setimiz, biz her proje için bir aile kurarız.  Velhasıl ana oyuncuları oluşturan tiyatrocu arkadaşlar konusunda çok şanslıydık. İkinci kısım bölge halkı; Mersin’de bir oyuncu seçmesi yaptık. Ciddi ilgi gördü. Sonra ekip dedi ki, filmi Erdemli’de çekeceğiz, bir seçme de Erdemli’de yapalım, belki ilginç tipler buluruz. Bir seçme de Erdemli’de yaptık, şaşırtıcı ilgi vardı. Kocahasanlı beldesine, Mersin’deki seçmelere gelen arkadaşlar vardı, onlar Kocahasanlı’da seçme yapmamızı istediler, yaptık. Tam çekimlere başlayacağız, sete yaşlı bir amca geldi. Benimle görüşmek istiyor, “Sen Limonlulu deelmin” dedi bana. “Evet amca” dedim “buralıyım”, “o zaman” dedi” neden Kocahasanlı’dan  bu oyuncular, neden Limonlu’dan deel.”  Hemen arkadaşlar ile görüştüm, son seçmeyi Limonlu’da yaptık. Bütün başvurular değerlendirildi ve çok sağlam oyuncular çıktı. Nasıl anlatayım, izlenince anlaşılır. Bu filmimize çok iyi bir doğallık kattı.

 

“BİROL ÜNEL, TAM BİR PROFESYONEL”

 

-MEHMET TEKKANAT: Birol Ünel gibi dünya çapında bir sanatçı da filme katkıda bulundu. Sizin ağzınızdan dinleyelim, nasıl bir insan ve sanatçı Birol Ünel?

-YASİN KORKMAZ: Evet, Avrupa’da 60 dan fazla filmde oynamış, En iyi oyuncu ödülü almış bir isim. Daha önemlisi Silifkeli hemşehrimiz. Birol Ünel Mersin’deki en yeteneksiz sanatçıdan daha az egosu olan bir insan, öyle yıldız-star kompleksleri olmayan bir adam. Gördüğüm en rahat adamlardan biri. Çekimlerde kullandığımız kostümler hoşuna gitti ve Berlin’e onlarla döndü. Çekimden sonra arkadaşlara kostümün parasını ödemek istemiş. Benim için Birol Ünel’le çalışmak ile Limonlu kasabasından Osman Koç’la çalışmak arasında bir fark yok, bu da Birol hocadan kaynaklı. Dünyanın tanıdığı Birol Ünel’i ben nasıl anlatayım. Tek kelime ile profesyonel. Birol Ünel, bizim filmde aslında bir ölçü birimi, yani Mersinli tiyatrocular,  Erdemli Köylüleri ve Birol Ünel var filmde, bilmem anlatabildim mi? Yani oyuncularımız kendini bir starla kıyaslayabilir. Kişisel olarak baktığımda ise tabi ki bir yönetmen adayı olarak çok harika bir fırsat önemli bir tecrübe.

-MEHMET TEKKANAT: Malatya’da görücüye çıktı film, oradaki izlenimleriniz neler?

-YASİN KORKMAZ: Ne yazık ki, Adana ve Antalya’ya yetişemedik, ekonomik sıkıntılar işimizi yavaşlattı. Bilindiği üzere ciddi rakamlar dönüyor bu sektörde. Hatta Malatya’ya bile tam yetişemedik Malatya’da 128 dakika idi filmimiz, gösterime girecek olan 92 dakika.  Yine de ön elemeyi geçti ve yarışmacı filmler arasındaydı.  Bu işleri bilenler bunun ciddi bir başarı olduğunu bilir. 9 kişilik ekibimizle birlikte kentimiz temsil ettik Malatya’da. Hepimiz için iyi bir tecrübe oldu. En yoğun ilgi gösterilen film bizimkiydi. Bu bizim tespitimiz değil salonların tespiti. İnsanlar Netekim Karakolu’nu duymuş ve merak etmiş. En güçlü eleştiri çok fazla küfür olması, bu zaten baştan bu yana tartıştığımız bir konu, Asker filmi, bir de Yörükler oynuyor, tabi ki küfür oluyor. Tabi bu eleştiriyi dikkate aldık. Zaten dediğim gibi film vizyona 92 dakika girecek.

 

“FİLM GİŞEDE NE YAPAR BİLEMEM AMA BU FİLM “DUDTU”!”

 

-MEHMET TEKKANAT: Duyduğuma göre, Kenan Evren “Bu film dutmaz” demiş!  Özellikle resim konusunda uzmanlık derecesinde bir sanatçı yönü olan biri olduğunu biliyoruz. Sayın Kenan Evren’in haklılık yönü olabilir mi?  Bu film “dutar mı”? Şaka bir yana, beklentileriniz neler?

-YASİN KORKMAZ: Gişede ne yapar bilemiyorum ama bu film ‘dudtu’ zaten,  halk bu filmi sevdi. Bir de insanların alışık olmadığı bir tarzda, bilindik komedilerden değil, organik bir iş. Muhakkak eleştiriler olacaktır. Biz zaten bu yola çıkarken bunu göze aldık. Yapılmayanı yaptık, askeri eleştirdik. Bakın birçok 12 Eylül filmi var ama böylesi yok. İzleyince ne demek istediğimizi anlayacaksınız. Herkes neden beğenmez, düşündüren bir film, bazı kodları bilmek lazım. Yoksa anlaşılmaz.  Biliyorsunuz bu yılın en çok konuşulan filmi desek yeridir ama 13 Şubat’tan sonra çok daha fazla konuşulacak. En büyük amacımız insanlarımız darbe mevzunu kavrasın.

 

“BİZDE HEDEF BİTMEZ, HEDEFİ OLMAYANLAR YAŞAYAN ÖLÜDÜRLER”

 

-MEHMET TEKKANAT: Hocam, son olarak yeni hedeflerinizden bahsedelim biraz.  Derler ki, hiçbir peygamber kendi şehrinde peygamber olmamıştır. Yine Mersin’de mi devam, yoksa dışa açılma düşüncesi var mı?

-YASİN KORKMAZ: Kesinlikle doğru bir söz. Bizim durumuz biraz farklı. Misal, kentte sanatla uğraşan büyük bir kesim beni tanımaz. Ya da sadece ismimi duymuştur. Öbür taraftan bakınca 10 yıldır nerdeyse her çalışmanın içindeyim. Projelerin içindeyim, ya planlayıcısı ya da koordinatörü, ama vitrinde yokum. Bu da benim tarzım diyelim, çok göz önünde olmayı sevmiyorum. Popülerlik gibi derdim de yok. Ben işin sonucuna bakarım, başarılı mı değil mi? Netekim, en çok konuştuğum proje ama onda da ekiple kıyaslayınca, en az konuşan benim. Nerdeyse projedeki her arkadaşımıza bir mecrada söz vermişiz.  Bu yüzden pek bilinmem. Bunun bir tek sakıncası var, hiç tanımadığınız insanlar size düşman olabiliyor. Adam sizinle hiç konuşmamış, hiç vakit geçirmemiş, yemek yememiş, yola gitmemiş ama sizden nefret ediyor. Akıl almıyor değil mi, düşününce saçma sapan geliyor. Birileri sistematik kara propagandanızı yapıyor. Neden?  Çünkü üreterek değil, konuşarak var olma kültürü hakim. Tabiri caizse sizi bitirmeye çalışıyor, takıntı yapıyor, derin bir kıskançlık içindeler. Hedeflere gelince çok güzel projeler var ama netleşmiş değil. Mersin’de çekilecek olan büyük bütçeli bir filmin ortak yapımcılığı teklif ediliyor. Onun dışında kendi geliştirdiğimiz uzun metraj film projelerimiz var, yakında biri üzerinde karar varıp çalışmaya başlarız.  Mersin dışına açılma durumu zaten iki sene önce yaptığımız bir şey, İstanbul’da ofisimiz var, İstanbul’da çözüm ortaklarımız var. Çok sağlam bizi seven dostlarımız var. Zaten aksi bir durumda biz Netekim Karakolunu yapamazdık. İstanbul bizim için bir lojistik ve çözüm noktası, sektörün kalbi orda. Ama biz ne ufak bir sıkışmada İstanbul’a kaçanlardanız, ne de Mersin’e çakılı kalanlardanız. İşin bir oluru var ve onun yapıyoruz elimizden geldiğince. Ankara’yı da unutmamak lazım, uygulayıcı yapımcımız Gürhan Ötün, 5 yıldır yılın neredeyse yarısını İstanbul ve Ankara’da geçiriyor. Bunlar ciddi maliyet ama hedef büyükse anlık plan yapmamak lazım. Varsın az kazanalım, daha düşük şartlarda yaşayalım ama 10 sene sonraya ait planlarımız olsun. Tabiri caizse 10 yıllık suskunluğu bozdum. Son olarak da herkesi 13 Şubat’ta salonlara bekliyoruz. Sürç-i lisan ettiysek affola. Teşekkürler. Emeğinize sağlık. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.