Serbest ticaret ve gelişen teknoloji her geçen gün, dünyanın küresel bir köy olduğu iddiasını güçlendirdi. Tabi uzağı yakın eden sermayeden ve teknolojinin nimetlerinden tam olarak faydalanamadığımızdan bu küresel köy hissini tam olarak yaşayamamıştık.

Nitekim diğer bir gerçek, sahip olduğumuz pasaportla, köyün diğer birçok evine serbest giriş yapamıyoruz.

 Vize, sınırlar, mayınlar, kapılar, duvarlar, dikenli teller, jandarmalar bu tatlı küresel köy rüyasını bizden uzak tutuyordu.

Yıllardır süren savaşların yaşattığı acılar yani; ölümler, tecavüzler, evsiz, sınırlarda bekleyen, sularda boğulan, soğukta donan mülteciler dahi küresel köyü ortak bir acıda, kaygıda buluşturmayı beceremedi.

Ama maalesef şimdi bütün dünya bir sorun karşısında ortak duyguları yaşıyor: korku ve kaygı.

Ve bu sefer diplomasi, çıkar, karşı tarafı mağlup etmek yok. Bu sefer bir kazanan ve bir kaybeden yok. Kazanırsak da beraber kazanacağız, kaybedersek de beraber kaybedeceğiz.

Yani düşman diye tabir edilen topraklarda yaşanan insan ölümlerine üzülenler, dertlerini dert eden azılı düşmanlar dahi olacak (sebebi kendi canı ve korkusu olsa bile).

Korona virüsü gerçekten birçok şeyi değiştirdi ve insanları birçok şeyi sorgulamaya yöneltti sanırım. Hatta birçok teorisyen hastalıktan sonra dünya düzeninin ekonomik ve siyasal açıdan değişeceğini ve hiçbir şeyin aynı şekilde kalmayacağını iddia ediyor.

Yaşarsak, ne olacağını göreceğiz…

Ama değişmeyecek şeylerde yok değil. Sonuçta kendi olmayı zorlayacak bir dolu şey var. Kızılay’ın virüse karşı Erbil’e gönderdiği 30,000 maskeyi milliyetçi nidalarla diline dolayan insanlarda yok değil.

 Yani hastalığın, dünya çapında salgın olduğunu, sorunun sadece bir ulusun değil bütün insanlığın sorunu olduğunu ve herkesin birbirinden etkileneceğini anlamakta zorlanan insanlar var, hayrolsun diyelim.

Diğer yandan ülke içindeki vakalar giderek artıyor ve insanlar hem sağlık hem de ekonomik yönden oldukça kaygılı.

İtalya; hastalığın 16. gününde 1701 vakaya, 41 ölüye sahipti.

Türkiye ise salgının 16. gününde 3629 vaka ve 75 ölüm gördü.

Bu fotoğraf korkmamız ve kaygılanmamız için yeter ve artar bile. Karşılaştırmada matematiksel olarak durumumuzun daha vahim olduğu ülke şu an ölüm sayısında milyarlık nüfusa sahip Çin’i aştı ve tıkanmış durumda. İtalya’da şu an neredeyse insanlar tıkanan ve zamanında tedbir almayan devlet yüzünden ölüme terk ediliyor.

Bu fotoğrafı hepimiz görebiliyorken, yetkililer neden devletin en iyi yaptığı şey olan OHAL ilanını yapmayıp, bunu da bireyselleştirip “Herkes kendi OHAL’ini ilan etsin” diyor.

Umarım yaşadığımız bu kötü rüya, kabusa dönmeden herkes gerçeğe uyanır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.