Maalesef… Bu kelimeyi kullanmak gerçek tatsız ama yaşadığımız coğrafya, bize yaşatılanlar ve bizim yaşadıklarımız akıllara gelince, sanırım daha çok kullanacağız bu kelimeyi…

Geçtiğimiz hafta yaşadığımız Elazığ depremi ve ardından birçok ilde yaşadığımız depremler, pamuk ipliğine bağlı yaşadığımızı bizlere bir kez daha gösterdi.

Yıllarca ülkenin lokomotifi diye anılan, istihdam kapısı olarak nitelenen ve artık bu sektörde kalite ve kontrol açısından bir standardın yakalandığı belirtilen büyük balon inşaat sektörü…

Depremde gördüğümüz gerçek şunlardı, deprem kuşağında olan Anadolu’da müteahhitler hala, sağlam yapılmazsa evlerin birer tabuta dönüşeceğinin farkında değil, ya da bunun farkındalar fakat ondan önce kar payı hesapları yapıyorlar.

Devlet kurumları da görevlerinin; tarım alanlarına, dere yataklarına imar verip, inşaat balonuna üfürüp, güç vermek değil, sağlam ve yaşanabilir binaların inşası için sağlıklı kararlar verip, eksiksiz kontroller yapmak olduğunu hatırlamalıdır.

Yine maalesef ki… Depremin ardından Van Bahçesaray’da çığ, Sabiha Gökçen Havaalanı’nda uçak kazası yaşandı.

Şüphesiz bu kazaların yaşanmasının ve maddi - manevi kayıpların en aza indirilememesinin büyük sebebi tedbirsizlik…

Bahçesaraylı bir arkadaşım vardı ve kışın kar sebebiyle yoların kapandığını ve neredeyse 8 ay dışarıyla bağlantılarının koptuğunu dile getirirdi. Tabi bu mağduriyetin giderilmesi namına yıllardır çığ tehlikesinin olduğu noktalara, tünel yapılması, seçim vaadinin ötesine geçememiş.

Gerekliliği tartışılan hatta sonu fiyasko olan, ekonominin ve yurttaşların sırtına yük olan birçok dev proje hayata geçirilebiliyorken, insan hayatı kurtaracak, dev projelere nazaran çok küçük olan birkaç tünel neden yapılamıyor. Bahçesaray’daki birkaç tünel itibara cila olamayacak kadar gözlerden uzak, sebebi bu mu acaba.

En azından Bahçesaray’da, kar yolları kapatıp, çığ tehlikesi kapıya dayanmadan gerekli önlem alınıp yol çalışması yapılsa belki bunlar yaşanmayacaktı, en azından kayıplar bu kadar büyük olmayacaktı.

Uçak kazası içinde birkaç sebepten bahsediliyor; hava durumu, pistin bakımsızlığı ve tehlike anında inişi pas geçen uçağın fazladan yakıt yakması ve bunun pilotun değerlendirme karnesine eksi puanlara sebep olması. Bir nevi hava şirketlerinin pilotlar üzerinde kurdukları baskı.

Yaşadığımız ülkenin siyasi, sosyal, demokrasi, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü anlamında mevcut durumunu yüzümüze çarpan hadise ise uçak kazası sonrası CNN Türk’te yaşandı.

Uçak kazası sonrası Emekli pilot Bahadır Altan, CNN Türk’e yaşananlara dair görüşlerini şu şekilde belirtti. “Ülke olarak bir duralım. Biz hâlâ 3. havalimanındayız, hâlâ kanal açıyoruz. Ülke freni patlamış kamyon gibi. Çığ düşen insanları kurtarmaya gidenler yaşamını yitiriyor. Ülke deprem bekliyor İstanbul’u. Buna hazırlanalım bir duralım. Proje üstüne proje üretme yerine biraz aklıselim olmak gerekiyor. Azıcık duralım”

Ardından ne mi yaşandı? Sunucu, Altan’ın konuşmasını yarıda kesti ve yayından aldı.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.