Yalakaların kutsadığı Yeni Dünya Düzeni, toplum yapısını öylesine değiştirdi ki tüm değer yargıları altüst oldu. Ürettiğinden çok tüketmeye alıştırılan insanlar her gün bir yenisiyle karşılaştıkları zengin ürün çeşitlerine ulaşmak için tüm değerleri yıkar duruma getirildiler.

Başbakanların, bakanların, milletvekillerinin yolsuzluk dosyalarıyla anıldığı ortamda, ufak tefek hırsızlık, kapkaç olaylarını çoktan kanıksadık.

Bütün bu yaşananlar karşısında insan ister istemez geçmişle günümüz arasında bir değerlendirme yapmadan edemiyor.

Uzun yıllar kamu kuruluşunda görev yapmış biri olarak, şimdi aramızda olmayan yüreği zengin insanları özlemle arıyorum.

Eskiden insanlar bırakın kamu malını yağmalamayı, elinde avucundakini devlet kuruluşlarına hibe ettiği,yoksula kucak açtığı için bile kamuoyunun gündemine gelmezlerdi. Çünkü yapılan bir iyiliğin dillendirilmesi durumunda hiçbir öneminin kalmayacağını bilirlerdi.

Enerji Bakanlığı’nda yaşanan yolsuzluk olayları geçmişe yönelik duygularımı depreştirince bazı fotoğraf kareleri düştü zihnime.

Işıklar içinde yatsın, tüm Mersinlilerin yakından tanıdığı Nizamettin (Köklü) Amcamız, yıllarca mahkeme kapılarını aşındırdı. Sakın yanlış anlamayın, şimdikiler gibi yolsuzluk yapıp bir şeyler aldığından değil, aksine verdiği için.

Mersin Belediyesi meclis üyesi olan Nizamettin Amcamız, aynı zamanda encümen üyesidir de. O dönemde belediyeler henüz vatandaşı kaz gibi yolmadığından kaynak sıkıntısı çekerdi. Bu nedenle belediyelerin özellikle araç ihtiyaçları hibe yöntemiyle karşılanırdı. Kimin yurtdışında tanıdığı var araştırılır soruşturulur temin edilen araçlar encümen kararıyla belediye malı yapılırdı.

İşte bizim Nizamettin Amcamız böylesi birkaç hibe olayının gerçekleşmesine öncülük edip karara imza atmıştı.

Vay, siz böyle bir işi nasıl yaparsınız?

Hibe araçları belediye malı yapan encümen kararının altına imza atanlar hakkında, şu an tam anımsayamadığım bir kanun maddesine muhalefetten dava açılmıştı. Ve herkesin Nizamettin Amcası ilerleyen yaşına karşın yıllarca sıkıntı yaşamıştı.

İşte bir başka örnek:

1978-79 yıllarında Mersin Belediyesi İktisat Müdürlüğü’nde görev yapıyorum. Müdürümüz ise Turgut Kılıç.

O dönemde yükselen sol hareketten ürküp CHP’nin iktidarda başarılı olmasından korkan sermaye çevreleri, bazı ürünleri stok yapıp piyasaya sürmediği için sıkıntısı çekilen ihtiyaç maddeleri belediyeler tarafından temin ediliyordu. Bu maddelerin birisi de pirinçti. Belediye adına Toprak Mahsulleri  Ofisi’nden alınan pirinci İktisat Müdürlüğü olarak biz paketler satardık. Gelin görün ki, kalabalıkta kimi zaman azımsanmayacak ölçüde pirinç, kendini uyanık sayanlar tarafından aşırılırdı.

Durumu aktardığımız müdürümüz Turgut Bey, “Devletin malında tüyü bitmedik yetimin hakkı var” diyerek açığı kendi cebinden karşılardı.

Hey gidi günler hey!..

Mersin’in en eski ve zengin ailelerinden olan Turgut Bey, bu dünyaya yoksul olarak veda etti. Geride bıraktığı eşi bazı görüşmelerimizde konu açıldığında “İyi adamdı, ne var ki onca malın mülkün içinden bana başımı sokacak bir ev bırakmadı” demekten kendini alamaz.

Fakir fukaranın ekmeğini elinden alan haramilerin çoğaldığı günümüzde Nizamettin Köklü’ler, Turgut Kılıç’lar çoktan birer masal kahramanına dönüştü.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.