banner136

Yurtseverler, ülke kaynaklarının çıkar çevrelerine peşkeş çekileceğine daha verimli kullanılarak yetimin, yoksulun ekmeğinin büyütülmesi savaşımında hep yalnız kaldılar; yalnız kalmaktan da öte sürekli zulüm görüp işkencelerden geçtiler Anadolu’da.

Öldüler öldürüldüler, yeri geldi ihanete uğrayıp yol arkadaşlarınca arkadan vuruldular!

Ne acıdır ki, geçmişte yol arkadaşlarını arkadan vuranlar aydın yaftası adı altında ülkenin altının oyulması için tezgâhlanan oyunlarda rol aldılar!

Emperyalistlerin değirmenine su taşıyanların kendilerini “aydın” aydın olarak tanımlamaları, insanlığa güzellikler katmak uğruna can verenlerin kemiklerini sızlatmaktadır. Çünkü gerçek aydın, olaylara şaşı bakmaz; her zaman ve her koşulda mazlumların yanında saf tutar! Dolduruşa gelmez, ince eler sık dokur; günübirlik çıkarlar uğruna, kendisinden ışık bekleyenlerin umutlarını karartmaz.

Bana göre aydın, kendisinin içinden çıktığı topluma karşı borçlu sayıp, o borcun altında ezilen kişidir!

Bu eksende düşünüp, günümüzde aydın geçinenleri ölçüye vurunca insanlığımdan utanıyorum!

Kişiyi adamlaştıran yerleşik değerlerin ayağa düşürüldüğü içinden geçtiğimiz süreçte yüreğim cam kırıklarıyla çiziliyor.

Umarsızım, uğunuyorum.

Yıllar önce benzeri duyguların etkisiyle yazdığım şiirin,“Yenik düştü sevdalarımız/ Kör inançlara/ Günübirlik çıkarlara satıldı umutlarımız/ Uğunur dururuz onca yıldır/ Sarmalında çaresizliğin/ İçimizde ören yeri sessizliği/ Baykuşlar tepemizde tehditkâr  

Baba tokluğu/ Ana sıcaklığı çağrıştırır hep/ Avunduğumuz düşlerimizde/ Siz bakmayın saçımızdaki aklara/ Yaşımız ellilere dayansa da/ Gözleri yaşlı/ Dudağı titrek/ Korunmaya muhtaç çocuklarız biz/ Oysa ne ana kaldı/ Ne de baba

Önceleri atlarıyla gelir giderlerdi/ Yalın kılıç/ Al kanımızı içmeye/ Ekmeğimize göz koyanlar/Artık bağdaş kurdular toprağımıza/  Dolarları marklarıyla/ Hizmetlerinde yığınla işbirlikçi

Bir yanımız açlık/ Diğer yanımız ihanet/ Satılmış geleceğimiz/ İşin daha da kötüsü/ Direnç güdülerimiz de budanmış

Özlemle arıyoruz/ Anlımızın açık başımızın dik olduğu/ O sıkıntılı günleri/ Arpa ekmeğimiz yağlı/ İçtiğimiz su serindi

Ah ne acı /Acı olduğu kadar da aşağılayıcı imiş/ Satılmışlık duygusu

Ey sözde aydınlar/ Ahkâm kese durun siz hala/ Yağmadan arta kalan kırıntılar uğruna/ Globalleşmeden/ Uzay Çağından/ Beri yanda çöle döndü/ Güzelim Anadolu/  Bukağı vurulmuş ellerimize/ Tavuk karağısı inmiş gözlerimize/ Bekliyoruz gelip kurtarmasını bizi yeniden/ Onursuzca bağlandığımız ipotekten/  İlkelerini çiğneyip/ Kendisine küfrettiğimiz/ Mavi Gözlü Sarı Saçlı Dev’den

Ey yedi düveli dize getiren Anadolu insanı/ İhanetin böylesi görülmüş mü, görülmüş mü?” dizelerini iliklerimde duyumsuyorum.

Ne acıdır ki şimdilerde özlemle aradığımız Mavi Gözlü Sarı Saçlı Dev bir daha gelmez!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner135